Çocuk

Çocuklarınızın gözbebeklerine bakın. Sonra da bizim çocuklarımızın göz bebeklerine. Kaldıysa vicdanınız.

çocuk

Bekleyelim

Anlık zamandan daha hızlı yaşıyorum şu sıralar, buralara uğrayamadım ancak çok şeyler var hangisinden başlayacağımı da bilmiyorum. Unutmadım tabi buraları, tekrar geleceğim. Geldiğimde güzel şeyler var, bol bol fotoğraf ve video, dostluklar, arkadaşlıklar var. Yeni yeni güzellikler var, hayatın tadı tuzu, alın teri, emeği, emeğin karşılığı var. Doğa var, dereler var.

Bekleyelim…

Karanlık Gecelere Ortak Edemem Seni

Bir gün anlayacaksın neden sessizce gittiğimi
Senden vazgeçmek uğruna nasıl bir savaş verdiğimi
Mevsim kış olur hani bir yudum güneş bulamazsın
Sonsuz uçurumlardaki çiçeklere dokunamazsın
Her sabah bir sayfa daha eksilip gidiyor ömrümden
nlümün yıkıntılarında can çekişiyor umutlarım
Ellerimde acı var ellerini tutamam kıyamam kıyamam sana
Yollarımda ayaz var yaklaşma yollarıma kıyamam kıyamam sana
Karanlık gecelere ortak edemem seni kıyamam kıyamam sana

Bir Çorba Kaşığı Memleket

Bayramın ilk günü büyüklerimizin yanına gidilir sözünün sadece sözde kalmadığı diğer bir bayramdı. Mersin’den sonra 10501682_750602201649174_8488065725774970803_niyi geleceğini düşündüğüm memleketimin havasını içime çekmeyi özlemiştim. İşten gece 02:30’da çıkıp 03:20 gibi Yavuz’u da alıp memlekete doğru yola koyulduk. Giderken Ulubey, Gölköy, Gürgentepe ve Mesudiye diye planladık dönüşte tek döneceğim için Mesudiye, Yeşilce, Çambaşı’nı tercih ettim. Ordu’dan çıkıp Ulubey’e ulaştığımızda çıkışa yakın bi yerde Doğukan’ın kafka’sına denk geldik.

Gece yola çıktık diye düşünürken aradan bi saat geçtikten sonra hava aydınlamaya başladı. Ortalama 5 saat sürdü memlekete ulaşmamız. Yavuz tutturdu ben bayram namazı kılcam diye, Gölköy’e yakın bi camii’de durduk. Benim de biraz uyumam lazımdı, 20 dk’da bir durup yüzümü yıkamak zorunda kalıyodum. Camiye girdim bende, üst kata çıktık. Dinleyelim neler konuşuyorlar derken imam şimdi değerli müminler diyerek son cümlesinin başlangıcını yaparken “Yavuz bu imam şimdi para isteyecek” dedim. 10513241_750602391649155_6243262835642758498_nDemez olaydım camiye aldıkları elektrik süpürgesinin ödenecek taksitleri varmış.(: Ben biraz laf soktum gençler de ayakkabı kutularında falan bahsettiler güldürdü şerefsizler beni. Üst katta parayı Yavuz topladı 580 liraydı sanırım, alt kattan da 900 lira civarı toplandı. Adamın biri oradan: “Ben o paraya ev düzüyom ya imam” dedi. (: Neyse, ben duvara yaslandım diğerleri amin tutuyo. Şöyle bi yan oturim dedim, imam hala devam ediyo. Biraz daha yatar pozisyona geçtim dirseğimden destek alarak başımı yasladım koluma, hala bitmedi tabi, baktım olacak gibi değil ben duvar dibine bildiğin yattım. Gözümü kapatim de yolda gözüm kapanmasın dedim içimden, içim geçmiş, uyumuşum. Amin bitmiş, millet camiden çıkmaya başlamış, yanımdaki adam beni dürttü, hadi genç uyan diye(:

Hazır uykumu da almışken yolculuğa devam ettik, harçbeli, topçam barajı, bayırköy derken dinlene dinlene gittik.

10565254_750602731649121_8305349114993152444_n 10406710_750573068318754_7956309081328319555_n 10422397_750572848318776_7461441021508494703_n 10559929_750573878318673_9077365332802314333_n

Yolculuk bittiğinde Mesudiye’yi görmenin mutluluğu vardı içimde, yine aynı. Sadece yalandan şişirilmiş nüfusuyla karşıladı beni. Bin kişinin bile olmadığı memleketim, belediyesinin alınması için kanunsuzca gurbette yaşayan insanların nüfusları Ordu’ya alınarak şişirildi. N’olursa olsun güzelliğinden zerre kayıp vermedi.

10463964_750590908316970_4761434677898794825_n 61436_750591684983559_539583147212926945_n

Önce evin oraya gittim, komşuları kucakladım. Köye gideceğimden hiçbirinin haberi yoktu, abim, yengem, ananem, teyzem… Dış kapıyı açtım, hepsinin sesi bahçeden geliyo, yaklaşırken hepinizin alacağı olsun, beni neden uyandırmadınız dedim. Ananemin gözünden akan yaşları görünce iyiki gelmişim dedim. Mutluluk gözyaşlarını gördüğümde dünyalar benim oldu. Hepsiyle kucaklaştım, hasret giderdim.

10547696_750603881649006_4079916916123413_n 10574212_750594031649991_7087707482882066242_n 10583944_750603584982369_3638994185561202153_n

Eş, dost derken buradan köyüme gittim. Önce faldaca’ya, sonra konacık’a. Ziyaret edilmesi gereken yerleri ziyaret ettim. Şahnapuarı’nda Faldaca’nın şenliği varmış, hazırlık yapıyolardı. Sonraki gün de Yeşilce’nin şenliği var, e 10352893_750591758316885_3803382750223093184_nbayramın 3. günüydü sanırım Konacık’ın şenliği olduğu gün, hatırlamıyorum. Bir gün ananemin yanında kaldım, sonra Konacık’a geçtim. Yavuz’un da dedesi olan Suphi Dede’nin yanına gittim, 25-30 dk sohbet ettik. Benim İnönü imzalı Halk Partisi üye kartım bile hala duruyor dedi. Başladık siyaset konuşmaya. Memleketim mâlum Atatürk’çü çoğu, kimi de aşırı sol….

ortayolKonacık’a geldiğimde halamların, eniştemin, kuzenlerimin de orada olduğunu görünce daha mutlu oldum. Kendimi bildim bileli hemen hemen her bayramı köyümde geçiririm. Şehir havasından uzak, eşler, dostların orta yolda yürüşe geçtiği (bkz: ortayol ve bizimkiler ) hiçbir zaman doyamayacağım benim güzel memleketim.

Yeşilce’nin şenliği öncesi de Umut ve Murat ile bi Yeşilce yapalım dedik. Eski belde, büyükşehirden nasibini almış olmasına rağmen benim için dünyanın en güzel yerlerinin başında gelir. 10342010_750591381650256_8077723409723223897_nSadece doğası olarak değil, insanı olarak da akıllarda bırakır. Dedim ya insanıyla diye, Yeşilce’nin çıkışına gittiğimizde barın oradan geçerken bi sataşmayla karşılaştık(: Rakı içenlere eşlik ettik, ufak muhabbetimizi de ettik. Vosvostan siyasete, memleketten şehirlere kadar… Bu konuşmanın detaylarına inmeye şimdilik gerek yok. Herkesin, hiç tanımadığı insalanlarla rakı sofrasında muhabbet etmesi gerektiği gerçeğini de hatırlatalım. (:

Yeşilce’den…

10402436_750574258318635_6572071989857477714_n 1969411_750574031651991_2149469498516874976_n

10584030_750603511649043_4663413400503006601_n 10584099_750591181650276_7580992788883392534_n 10569089_750574378318623_8839038346299018976_n

meletTabi bunların hepsini yaparken işimizi de sıkıntıya sokmamak gerekir, dönüş yolunda da beni bekleyen Çambaşı’na doğru yolculuğa başladım. Yeşilce’den bir şeyler alıp yaklaşık 32 km vosvosla tırmanmaya başladık. Bi kaç mola verdik, motorumuzun kendine gelmesi gerekiyodu.

 

10501954_750573331652061_2752364789907439003_n 10526183_750572654985462_6673301588407599592_n

Köy, dere, yayla diyerek bayramın 3 gününde toplamda yaklaşık 390 km yol yaptık. Tekerine taş değmesin yolda bırakmadı. 30 Ağustos’ta Çambaşı’nda 3 gün kamp planımız var Vosvos Ordusu Derneği olarak, hem 2015’teki Uluslararası Vosvos Festivali öncesi de bi durum değerlendirmesi yapılmış olur. Aynı zamanda 29’unda Bodrum Vosvos Kulübü’nün de buluşması varmış. Ve hepsini geçtim biz bi kaç vosvosla Artvin planı yapıyoruz. Henüz hiçbir şey belli olmamasına rağmen, en azından birini gerçekleştirecek olmamız bile bize yeter.

Güzel geçen, yorucu geçen, hepsinden önemlisi memlekette geçen 3 gündü. Bir çorba kaşığı memleketiniz var, siz onun tuzu biberisiniz.
Tekrarında yine görüşmek dileğiyle…

Mersin’den Ordu’ya

cikarkenMersin’de geçirdiğimiz 2 günün ardından yola çıkma zamanı gelince, iki arkadaş 828 km yol için marşa bastık. Geceyarısında çıktığımız yolculuğumuzda daha önce görmediğimiz yerleri gördük, gezdik dolaştık. Acaba hergele bizi ne zaman yolda bırakacak diye endişelendik. Ortalama 80-90 ile katettiğimiz kilometrelerin sonucunda yaklaşık 18 saat sonra Mersin’den Ordu’ya gelmeyi başardık. N’olur nolmaz evin önünden çıkarken başlayacak yolculuğun ilk fotoğrafını çektik.

doydukMetal yığını ne kadar yakar bilemediğimizden neredeyse her 150 km’de bir benzinlikte depomuz full oldu. Samsun şehir içinde de ufak bir ziyaretimizi de sayarsak eğer 850 km’de 220 lira yakarak yakıt konusunda yüzümüzü güldürdü. Bazen yolda kalacağız diye korkmadık değil ama güzel bir duygusu vardı. (: Batuhan her zamanki gibi çoğu vaktini uyuyarak geçirdi ancak sağolsun o olmasaydı herhalde Ordu’ya gelmem 25 saat sürerdi, uykum geldiğinde ben uyudum o sürdü. Hayatında ilk defa vosvos sürmenin ne kadar güzel olduğundan bahsetti. Kulakları çınlasın şimdi Almanya’da, bu yazıyı da okuyodur mutlaka. Yolculuk boyunca vizem çıkmış, ben Almanya’ya gidiyorum diye muhabbet ettik. Rusya’dan sonra Almanya ona iyi gelecekti, sesi soluğu çıkmıyor şu an(:

“Otobandan gittik, HGS yok. HGS’siz geçtik ama Ordu’ya geldiğimizde alıp cezamızı düştük. Yol boyunca yangın söndürücü aradık.”

haritaYıllar öncesinde Mersin deplasmanına gelmiştim taksiyle ancak o güzergâhı da unutmuş olmam gayet normaldir diyerek, hazırladığımız harita yol boyu en büyük yardımcımız oldu. Önce Mesudiye üzerinden gidelim dedik, Mesudiye -> Ordu arası yol aklımıza gelince Çorum > Amasya > Samsun > Ordu dedik. Ya batu şu haritaya bi daha bak şuralarda bi yerde sapak olması lazımdı yanlış yola mı girdik diye diye 10 dk’da 3 defa haritayı açtırdım:) Batu sevgilisinden hediye fötürlü şapkasıyla pozlar verip sevdiceğine gönderdi. ( Bu arada Batuhan Mersin’e sadece “Ekin tek başına Ordu’ya dönmesin” diye geldi. Atladı otobüse geldi, ne işim var, ne yapacağım demeden geldi(; )

Yol boyunca bütün il sınırlarında fotoğraf çektik, hergele’nin internet sitesine atıp tarihçesini hazırlarken yardımcı olması açısından. Mersin, Niğde, Kayseri, Çorum, Amasya, Samsun…

Motorumuzu 2-3 saatte bir dinlendirdik. Kendine gelsin, biz ona iyi bakalım o da bize iyi baksın diye birlikte dinlendik. Dinlendiğimiz her yerde büyük ilgiyle karşılandık. Bazen utandı, bazen şımardı. Yolculuğumuza devam ederken neredeye yolu yaraladık yani 400 km falan geldiğimizde çekmeyen radyomuzdan sıkıldık artık; Batuhan: “Belki içinde CD vardır, bi bakalım” dediğinde 400 km yolu sessiz sakin gelmemize yandık. İçinden 140 tane POP Müzik olan cd çıktı. Batuhan’a teşekkür mü etsem iyi olur, yoksa bu zamana kadar aklın neredeydi mi desem iyi olur diye düşündüm durdum.  Bildiğin ot gibi yolculuk yaptık 400 kilometre boyunca…

nigde kayseri guzergah

uyudu  Batuhan hazretleri Mersin – Ordu, MIP, Akdeniz ve Ordu – Mersin konularından yorulmuş olsa gerek yolculuğun büyük bölümünü uyuyarak geçirdi. Kendisi her yolculuğumuzda uyuya kaldı, her seferinde Batuhan bak uyuyosun dedim, uyumuyorum dedi. Fotoğraf çekmekten başka çıkış yolu bırakmadığı için bkz: sol tarafta pembe tişörtlü(: Bir de çocuk gerçekten yoruldu. Mersin’den Ordu’ya geldi, geldiği gece vosvosla Ordu’ya döndük. Ordu’ya döner dönmez akşamına otobüs bileti aldı İstanbul’a gitti. İstanbul’a gittiği gün uçağa bindi Almanya’ya gitti(: Daha napsın…

Yozgata geldiğimizde yine bi mola verelim dedik, Yimpaş’a girdik kimse yok, Batuhan ablasına hediye bi şeyler aldı. Ben de yangın söndürücüyle sigorta aldım. Bunun dışında;

Yolculuğumuz çok eğlenceli geçti.  Yorulmadık desek yalan olur. Vosvosla ilk uzun yolculuğumuzu da yapmış olduk. Ben sizi şurada 10 dakika bekleteceğim, ya da şurada ben duruyorum siz bana bi usta bulup gelin demedi sağolsun. Biz de kendisini çok sevdiğimizi belirttik. Hiç sıkıntısız Ordu’ya geldiğimizde, o limanı dönüp vosvosla sahilden geçtiğimizde bu hayatta herkesin hayallerinin gerçekleştirmesi gerektiğini bir kez daha anladım. Ben hayatımdaki tek hayalimi gerçekleştirdim. Umarım bir gün siz de istediğiniz şeyi yapar, istediğinizi alırsınız. Tabi her şeyden önce istemek lazım…

 

Zor değil, isteyin yeter !

Eskiden olsa buralara çok güzel şeyler yazardım. Saatlerce ve her gün… Şimdi ise yeniden saatlerimi harcamak istiyorum, düşüncelerim ölümsüzleşsin diye. Geçen yıl bu zamanlar gittiğim yerleri, yaptığım şeyleri anlattığım yazılarıma baktım, 2013 Temmuz’u dolu dolu geçirmişim.

Bu zamanda, 25-26 yaşındaki insanlara bakkaldan alacağınız plastik topla mahalle arasında kolay kolay maç yaptıramazsınız mesela. (Yenimahalle Demirspor 9 – 7 Fidangör Jetpa)Ya da anlık kaçışlarınız yoktur şehirden, mesela hadi Uzungöl’e, oradan Sümela’ya gidelim diyerek yola çıkmışlığınız da yoktur. (Uzungöl, Sümela’dan Yeşilce’ye)

Ama bunları ve daha fazlasını yapın abisi, hayatın size yapamadığınız şeyler için vereceği tek şey gözünüzü uzun bir süre kapalı tutup hiçbir şey hatırlamadığınız yıllar olacak. O yüzden bir şeyleri değiştirin, çabalayın. Hiç mi bir şey aklınıza gelmiyor. Çıkın sokağa ve insanlara bakın, yaptıklarına… Anlamsız, sıradan, olağan şeyler. Ve siz aynı olmak zorunda değilsiniz. Özgürlük güzel bir şey, özgür olmak zor değil. İsteyin yeter.

2 Temmuz’u Unutma, Unutturma!

metinugurbehcet

Otelin merdivenlerinde oturmuş “Behçet Aysan” önünde bir yangın söndürme tüpü, hemen arkasında güzeller güzeli “Uğur Kaynar” onun hemen yanında ise elinde küçücük bir fırça ile kendini savunacak olan “Metin Altıok”..

O merdivenlerin, o duvarların dışında ağızlarından köpükler saça saça kudurmuş şeriatçı ortaçağcı bir kitle..

Bu adamlar o kadar insanlar ki, kendilerini birazdan ateşe verecek bu katillere karşı bile kendilerini küçücük bir yangın tüpü ve fırça ile savunmaya çalışacaklardı kimsenin canı yanmasın diye..

Bu fotoğrafın çekilmesinden yalnızca birkaç saat sonra aramızda değildi üç güzel insan. O eller bir daha kalem tutamadı, sazını çalamadı..

Ama o canları yakan eller yine yaktı, yine yıktı.
İnsanlık zaman aşımına uğradı!

2 Temmuzu unutma, unutturma!

Einstein’a göre Tanrı ve Din

Ben bir ateist değilim. Kendime bir panteist diyebileceğimi düşünmüyorum. İlgili soru bizim kısıtlı akıllarımız için çok geniş. Biz, pek çok değişik dilde kitapla doldurulmuş bir kütüphaneye giren küçük bir çocuğun durumundayız. Çocuk kütüphanedeki kitapları birisinin yazmış olması gerektiğini bilir. Nasıl yazıldıklarını bilmez. Yazıldıkları dilleri anlamaz. Çocuk, kitapların sıralanmasında esrarengiz bir düzen olduğundan şüphe eder, ama ne olduğunu bilmez. Bu durum, bana göre, en zeki insanın bile tanrıya göstereceği yaklaşımdır. Biz, evrenin muhteşem bir şekilde düzenlendiğini ve belirli kanunlara uyduğunu görmekteyiz, ancak bu kanunları çok bulanık bir şekilde anlayabilmekteyiz

Agnostisizm ve Ateizm

Ateizm, tanrının var olmadığını veya var olamayacağını savunur. Ateist olan bir insan, doğa yürüyüşüne çıktığında hayatında hiç görmediği bir canlıya denk gelebilir. O canlıyı görene kadar o canlının varlığından habersizdir. Yani ateist; bugüne kadar görmediği bir şeyi ya da duymadığı, hatta hissetmediği bir şeyi yani tanrıyı inkar edebilir. Ancak tanrının varlığının kendisine göre ispat edilebilir olduğu zaman ateist olmaktan çıkacaktır. Ancak Agnostisizm ise tanrının var olup olmadığının bilinmediğini veya asla bilinemeyeceğini savunur. Ateizm ve Agnostisizm aynı şey değildir. Bundan dolayı Agnostikler kendisini ateistlerden ayrı tutar.

Babalar Günü

babamvebabasiBabamın, babası için yazdığı yazıyı gördüm bugün.
Siz de görün istedim.

İlk kez bir babalar günü geçirdim sensiz,
Keşke bu resimdeki gibi hep çocuk kalsaydım,
Sen hiç bahsetmezdin böyle günlerden ama,
Keşke yine hediye almasam da gelseydim yanına,
Hiç olmazsa arasaydım da, sen duysaydın sesimi.
Şimdi yanıyorum ona bir de kız babası olmadığıma.
Başına gelemedim ama duyarsın sesimi,
Senin de tüm babaların da günü kutlu olsun baba…

İbrahim BAYKAL

Şehirden Kaçıyoruz

Bustirgit’in sloganını çalmış olabilirim ama sanırım en uygun ifade bu oluyor(: Vosvos maceramıza kaldığımız yerden devam ederek, bankadan çektiğim yeni kredi ile haftasonu yolculuğum hakkında bilgi vermek istedim. Bu seferki limit her zamankinden biraz daha fazla, o yüzden hayalimdeki vosvosun değerini biraz daha yüksek tutmamın bir sakıncası yoktur.

ofsadBugün öğleden sonra Ordu’daki vosvosa gönül verenlerin ve vosvos sahiplerinin toplanma yeri olan ofsad’a gidip Erdinç’le ve Şükrü abiyle ufak bir değerlendirme yapacağız sanırım, biri t3 biri 303 sahibi olduğundan danışmak, bilgi almak çok iyi olacaktır. 7-8 güne Ankara veya İstanbul’a doğru yolculuk var. Şükrü abi ise, bu yıl 4.sü gerçekleşecek olan 4BBM etkinliği için Romanya’ya gidecek. Geçen sene Romanya’yla ilgili bir şeyler yazmıştım ama bazı nedenlerden dolayı gidememek kötü bir durum.

Şehirden kaçarken başımıza neler geleceğini henüz bilmiyoruz, sanırım ilk defa olacak. Döndüğümde yine görüşeceğiz.

Saklı Bahçe’den Yason

Bugün güzel bir kahvaltı yapalım diyerek yola çıktığımız, perşembe tarafına doğru gidelim diyip Yason manzaralı Saklı Bahçe’ye kadar gittiğimiz güzel bir günümüz. Emre’nin her seferinde artistlik yaptığı profesyonel fotoğraf makinesinin, çekip de geçersiz resim diye hata veren fotoğrafları görüntüleyemediğimiz, elimizde avucumuzda kalan 20-25 tane fotoğrafla idare ettiğimiz gün.

IMG_1501 IMG_1497

Yenilemek lazım.