Sosyalizm Kazanacak

Bir gün bu ülkede sosyalizm kazanacak. İşte o gün; zengin sınıf için bir felaket olacak.

Az Önce Boztepedeydik

OÄŸuzhan bugün demiÅŸti bana saat 19:00 sularında, Boztepe’ye çıkalım mı? diye. Åžimdi olmaz falan dedim o da zaten akÅŸam 9′dan sonra dedi. İyi dedim çıkalım. Geleceklerinden pek ümitli deÄŸildim ama saat 11′e doÄŸru geldiler. Benim arabada da 4 tane efes vardı. Kapının önüne geldiler beni almaya, ben de indim arabadan biraları aldım. Ulan bi baktım 2′si içilmiÅŸ. Araba 2 gündür abimdeydi, malûm düğün telaşı otelleri falan ayarlamaya çalışıyolar, kına için yer bakıyolar. Davetiyeydi falan. (Bu arada AktuÄŸ Otel’de olacak düğün, Anıl’ın çalıştığı yerde) Neyse aldım biraları ikisini çöpe attım. OÄŸuzhan araba kullanıyodu içmez diye ona sormadım. Tolga’ya da bilerek sormadım, sorsam “verirsen içerim kanka” diyecekti çünkü (: Sonradan dayanamadım yine, yarısını Tolga’ya verdim. Boztepe’ye çıktık, yolda yine Tolga’nın yalanlarını dinlemeye bol bol zamanımız oldu. OÄŸuzhan’da her fırsatta saldırmaya çalışıyo, Åžahan’dan biÅŸeyler kapmış olmalı. Boztepe’de biraya devam ettim, OÄŸuzhan’la Tolga’da kola içti. Yanında da cips. Bol bol beste söyledik. AÅŸağıdaki videoda da izleyeceksiniz zaten bestelerin çoÄŸu yerinde takıldık, güldük, saçmaladık. 6 defa aynı ÅŸeyi söyledik. Birini bitirdik diÄŸerine baÅŸladık. BilmediÄŸim yerlerde lafı geveledim :D EskiÅŸehir deplasmanı öncesi iyi geldi bu ama yarın akÅŸam da otobüsler kalkmadan bi daha Boztepe’ye çıkarız.

Gözümden uyku akıyo, cep telefonum nerede bilmiyorum. Bulamıyorum. Ona da sinir oldum zaten. Gerçi arayıp soran yok. Hatırlarsa bi batuhan ödemeli atar. 240 gün olmuÅŸtu en son kontör yüklemeyeli. Tolga’da bi kıza vurulmuÅŸ, arabada bol bol ondan bahsettik. Benimle iddaya giriyo, yok neymiÅŸ 5 ay sonra bile bitmeyecekmiÅŸ. Gelip geçici olmayacakmış. Gerçi uzun zamandır bir kızı seversem onu hiç bırakmam falan diyodu ama bakalım olacak mı!

Adamı bile bile kumarda 1. yaptım, aşkta kaybetsin diye. Yine ne yaptı etti yalanla dolanla aşkta da kazanmaya başladı. Bizim de yüzümüz gülecek tolga bey :D boztepede bana ne demiştin? Hep birlikte deplasmanlara bile gideriz. Gideriz tabi ! Yeterki nerede nasıl davranacaklarını bilsinler.

Dönüş yolunda da arabayı ben kullandım. Kendimi kuğukente kadar bıraktım ve arabayı asıl sahibine verdim. Bunları şimdi yazdığımdan haberleri bile yoktur onların. Unutmadan alttaki video için kusura bakmayın, bestelerin ırzına geçtik biraz.

Benden ÅŸimdilik bu kadar.

 

Karabük Maçı Öncesi ve Sonrası

Uyandım, formamı, polarımı giydim, atkımı da boynuma taktımm, önce Fidangör’e geçtim. Nurcan abla ne yapıyo? Abim nerelerde falan derken Emrah’la karşılaÅŸtım. 745′in oralardaydık yani Fidangör’de. Bi baktım kan toplama aracı var fidangörün ortasında, dedim girim de Kızılay’a kan vereyim. Yaklaşık 2 yıldır düzenli olarak kan bağışlıyorum bu arada bilmeyenlere söyleyeyim. Kan vermek sorun deÄŸil de öncesinde kan deÄŸerini ölçmek için parmağını kesiyolar ya az biÅŸey (: yakıyor adamın canını biraz. Emrah da göt korkusuna vermekten çekindi ama ikna ettim onun da kan deÄŸeri düşük çıktı. Fidangör’ün içinde boÅŸ bir maÄŸazada olduÄŸumuzdan, dışarıdan geçenler şöyle bi baksa görebiliyodu. Görenler oldu (: baÅŸladılar bağırmaya “adamın ta dibi, (k)gılıksızın biri, seviyoruz seni, ekindiyebiri ekindiyebiri” (: görevli adam rica ediyo arkadaÅŸlara ama susmuyolar. Abi dedim ben hallederim. (: Çocuklar saÄŸolsun kırmadılar beni, susun dediÄŸimde, ilk defa ikiletmediler nedense. Bu arada kan grubum A rh (+).  Lazım olursa…

Sonrasında moralim bozuldu. Adam demesin mi alkol almayacaksın. Emrah benimle dalga geçmeye baÅŸladı. Abi dedim maça gitcem alkolsüz nasıl giderim? Yan tarafımda kan veren adamda diyoki görevliye “bu gençler bütün kanını da verse alkolsüz girmezler maça”. Ah canııyıı yiiim dedim adama. KonuÅŸ abi susma !

Tabi durmadan konuşturuyolar, nasılsın? iyi misin? kendini kötü hissedersen hemen söyle. Ablaların ablası geldi o sırada, dedim abla ben kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim.

Kan verme iÅŸlemi bittikten sonra, Kızılay’ın her zamanki gibi ikramı oldu. Çokoprens miydi neydi, bi de meyveli gazoz. Emrah bunu öğrenince benim kan deÄŸerimi bi daha ölçer misiniz belki yükselmiÅŸtir dedi (:

  Neyse oradan çıkıp, stadın oraya geldik. Åžahan’la, OÄŸuzhan’la buluÅŸtuk. Biletlerini verdim. Onlar girdi içeriye, ben de Temel’in Birahanesi’ne gidip bira içtim Ümit’la. (la ne yaa le olacak orası) Ordu’da bugüne kadarki en iyi tribün yapıldı desem yalan olmaz sanırım. Ve bir o kadar adam da dışarıda kaldı, anlayın artık. Yönetim – Taraftar elele verirse Karadeniz’in en iyi tribünü Ordu’da olur. Hatta gayet açık bir ÅŸekilde söyleyebilirimki Türkiye’de de sayılı tribünler arasına gireriz.  İlk yarıda bulduÄŸumuz 3 golle ilk yarıyı öyle bitirdik ama ikinci yarı Fevzi’nin hatalarıyla maçı 3-2 tamamladık. Javito, Yalçın ve Onur bu maçta favorimdi. Her zamanki gibi 90 dakika hiç susmadık ama ben çoÄŸu zaman oturup dinlenmek zorunda kaldım. Kan verdiÄŸimdem dolayı sanırım kendimi fazla hırpaladım herhalde o yüzden yere yığılacakmış gibi hissettim. Kan verdiÄŸim kolum kanamaya baÅŸladı ve üzerim başım hep kan oldu. Bi ara arkadaki adamlarla kavga ettik. Bizden biri bi yumruk attı adamın kaşı patladı sanırım.

Maçtan sonra OÄŸuzhan ve Åžahan’la tavla oynamaya gidecektik. Tolga her zamanki gibi araya atladı, ben de geliyom dedi. Sen gelme tolga demedim ama desem bile gelirdi. Umursamazdı hiç (: Neyse bardak bar’a gittik, orada Yavuz’ların, Bartu’ların biralarına ortak olduk biraz, sonrasında cafe sis’e geldik. Bu arada ilk defa cafe sis’e geldim sanırım, o derece yabancıyım mekana.

Önce gömmeli oynadık, malûm 3 kiÅŸi baÅŸka ne oynayabiliriz ki? Kim kime gömer? Kimin kimi gömeceÄŸi belli olmaz, gömen gömene, kim gömdüyse çıksın ortaya vee tabi ki ben gömdüm :D Bu cümlemi de Åžahan ve OÄŸuzhan için ballandırdım böyle. Yani klasik bir söz olacak bu blogda çok duydunuz ama yine ellerine verdim. SaÄŸdaki kağıda bakarsanız eÄŸer 1. kim görürsünüz. Hiç affetmem böyle ÅŸeyleri, acıma duygum yoktur. Ama asıl önemlisi burada kimin eline vermek olduÄŸu. Az önceki cümlem belki yanlış olabilir, ama ben burada resmen Åžahan’ın eline vermiÅŸim. OÄŸuzhan yine 2. sırada ona diyecek biÅŸeyim yok. Åžahan göt gibi kalmış henüz 2 basamaklı sayılara bile gelememiÅŸ.

Sonra kim geldi? Tabi ki Tolga. Oyunu 4′lü ihaleye çevirdik. İlk oyunu oynuyoz, ben koz karo diyom. Tolga karo ne diyo. Gösteriyom iÅŸte bak ÅŸu diyom, yıldız desene oÄŸlum sen ona diyo. Oyun baÅŸlıyo yere maça atıyom, Åžahan’la OÄŸuzhan’da maça atıyo, Tolga’sın sen gel sinek at. :D Tolga niye böyle yapıyon diyoruz? Kanka inanmayacaksın ama ben hayatımda ilk defa oynuyom bu oyunu diyo. :D 18 TL hesap kitlediler bize sis’te. OÄŸuzhan’ın ellerinden öptü o hesap. Sonra karşı masada oturan bi çocuk durmadan bana bakıyodu, 4-5 defa göz göze geldik. En sonunda birader biÅŸey mi oldu? dedim. Yok maç sonuçlarına bakıyorum dedi. Arkamda televizyon varmış :D :D asdu ÄŸ3ırkla.sdçöç3ÅŸ5jtrads A: :D :D Biz boÅŸuna cuf cuf demiyoruz Åžahan’a, ismine yakıştığı gibi oyun bittiÄŸinde 0′daydı. 1. olan da Tolga’ydı. Adam ilk defa oynadığı oyunda zafere ulaÅŸtı. Sırf benim sevgilim yok ya, benim sevgilim olsun o’nun olmasın diye onu kumarda 1. yaptım. :D O kumarda kazandığı için seviniyo ama aÅŸkta kaybediyo haberi yok :D :D Neyse ona da ayarlayacağız bi tane, hoÅŸlandığı kız ondan uzun boylu ama yapacak biÅŸey yok.

Hadi kendinize iyi bakın dostlar, yarın akÅŸam 21:00′de otogardan otobüslere binip EskiÅŸehir’e gidiyoruz. Ve ben dediÄŸim gibi Samsun ve EskiÅŸehir deplasmanlarını geride bırakmış olacağım. Dikkat edin kendinize, fazla sinyal yapmayın. Hep gitmeyin arada bana da gelin ;)

 

İşte O Yolculuk

Tam olarak hangi gündü hatırlamıyorum ama o günü asla unutamam. Ne garip bir cümle oldu dimi(?) O gün sözleşmiştik, hatta ben yolda kaza yaparız, ölürüz, felç kalırız bişey olur diye bütün şifrelerimi blogumun kaynak kodlarına saklamıştım. Bana bir şey olursa (böyle yazdığıma bakmayın, bana bişey olmasına izin vermem) neyim var neyim yok bütün hesaplarımın, gizli hazinemin yerini falan yazmıştım yani (:

Giderken hiç zincir takmadık, dönüşte bayırda zorlandık kaldı araba, geri geri gelirken de bi güzel kaydık, saplandık kar yığınına. Şansımız varmış dağ tarafına saplandık, diğer tarafa kaysaydık, parçalarımızı uçurumdan toplardınız artık (: Şaka yapmıyorum gayet ciddiyim. Delilikti, kabul ediyoruz.

Arabayı Mazarat’la deÄŸiÅŸmeli olarak kullandık, o baÅŸladı yoruldu ben aldım. AÅŸağıdaki videoda mesudiye yazısından sonra bir köye doÄŸru gidiyor ya araba, iÅŸte orası Konacık. Komünist muhabbetini de kendim için yazmadım, o köyde yaÅŸayanların çoÄŸu öyle. Mesudiye’yi bir bütün olarak düşünürsek mesela kahveleri ve marketleri toplasak yine de birahanelerin sayısı kadar yoktur. Dinsiz deÄŸiller ama dini imanı olmayanların sayısı da az uz deÄŸildir. YeÅŸilce’yi daha önce anlatmıştım zaten dünya bir yana, YeÅŸilcem bir yana benim için. EÅŸi, benzeri yok. Unutmadan YeÅŸilce’de, ilkokul, ortaokul, lise yok üniversite var. (: Öyle bir yer iÅŸte. Konuyu fazla uzatmıyorum. Videoda sadece yol, kar, gece, biraz kahkaha ve azıcık da küfür var. Bir de kardan göremediÄŸimiz asfaltın üstündeki beyaz örtü. (:

 

Sen Şahitsin Ey Güzel Şehir !

Senin sınırların içinde doÄŸmadım belki ama en azından son yıllarda hiç ayrılmadık seninle. Yenimahalle’de, sanayinin içindeki sokaklarında büyüttün beni. Dostluklarınla hayatıma anlam kattın çoÄŸu zaman. Yazları Efirli’de, Çaka’da, Dolunay’da eÄŸlencemize, kışları da Boztepe’de, sahilde, caddelerde üşüdüğümüze ÅŸahitlik ettin. Sen beni hem üzdün, hem de sevindirdin. Yeri geldi senden aylarca uzakta kaldım. Bazı haftasonları Ünye’ye kaçarak, oradaki evde kafamı dinledim. Yeri geldi boztepeye çıkıp denizindeki hamsileri, rakıma meze yaptım. Senin topraklarında biz çok da güzel kafa yaptık. Yine senin güzelliÄŸinde sevdim bir kızı. Terk edildiÄŸimde senin yaÄŸmurlu günlerinde aktı gözlerimden yaÅŸlar.

Hani arkadaşlarımla konuşurken sadece senin soğuğun eşlik ederdi ya ağzımızdan çıkan her cümleye, işte öyle güzel hayallerim vardı benim, senin gizlice bizi dinlediğin gecelerde. Sahilinde, sevdiğim kızla birlikte fotoğraflar çektirecektik, çocuklarımız olduğunda büyüdüğümüz parklarda büyütecektik onları da. Senin yağmurunla hasta olacaktı onlar. Belki onlar da nisan ayında okulu kırıp denizine girecekti.

Sen deÄŸil miydin bana; “yaÅŸadığın bu topraklara asla ihanet etme” diyen. Ne sana ne de bir baÅŸkasına bir gün olsun ihanet etmedim. Aklımın ucundan bile geçirmedim böyle ÅŸerefsizliÄŸi. Sana karşı verdiÄŸim bütün sözleri tuttum. YaÅŸattıkların ve yaÅŸatacaklarınla sana karşı olan sevgim hiçbir zaman deÄŸiÅŸmeyecek bunu bilesin. Ve, ben hayatımda seni asla üzmedim, sen de beni üzme ki, yaÅŸadığım bunca ÅŸey yaÅŸayacaklarıma deÄŸsin.

Samsun Deplasmanı

  Bu cümleyi kaçıncı defa kuruyorum bilmiyorum ama gideceÄŸim deplasmanlardan birisi olan Samsun deplasmanını da geride bıraktık. OÄŸuzhan’da geldi bu deplasmana, cuf cuf ÅŸerefsizliÄŸini konuÅŸturdu ve yine gelmedi yine ama güzeldi. AÄŸzımıza bir damla içki sürmedik. Ünye’den geçerken Rükay’ı aldık bizim otobüse. Otobüste oturmaya yer yok ayakta gitti mecbur. 40 kiÅŸilik otobüslere 60 kiÅŸi binerse elden daha bir ÅŸey gelmez. İyi stres attık. Giderken deÄŸil de dönüşte otobüs ÅŸoförü benden nefret etti. En öne geçtim Denizhan’ın yanındaydım. Anıl koridorun basamağına oturdu, Denizhan’la biz hostes koltuÄŸunu paylaÅŸtık. Açlıktan ölecek gibi oldum artık, sabahın 8′inde çıkmıştım evden, hem abimi karşılayacaktım otogarda hem de deplasmana gidecektik. Aslında abim bana, bayan taraftar geliyosa Kübra’yı da getir ben de Samsun’da iner, birlikte gideriz maça demiÅŸti. DiÅŸi MenekÅŸeler 10-15 kiÅŸi geldi Samsun deplasmanına ama yengemi götürmedim. Abimi otogarda karşıladım aradan 10 dakika geçmeden otobüse atladığım gibi Samsun yolculuÄŸuna baÅŸladım. Abimle, Orduspor arasında anormal bi baÄŸ var. O ve yengem de Orduspor aşığı ama bir türlü benimle anlaÅŸamıyorlar. Abimler söz yüzüğü takmaya giderken de ben deplasman yolundaydım, yengem kızmıştı (: Åžimdi askerden geldi ben yine deplasmandayım. Ama suç benim, dedim ona sen de gel diye ama gelmedi. Samsunspor’la aramızdaki buzlar eridi bu maçta tamamen. Dönüşte Yalıköy’de Burhan Abinin köftecisinde mola verdi bütün otobüsler. Uzun bir aradan sonra karnımız doydu. Åžimdi de evimdeki yeni internet baÄŸlantımla ilk yazımı yazmanın mutluluÄŸunu yaşıyorum. :) Deplasman dönüşünde formam, berem, atkım ve polarım olduÄŸu gibi karşımda duruyo, sanki bana “artık beni yıka” der gibi. EskiÅŸehir deplasmanı geçsin belki de daha giymeye bile fırsatım olmayacak sizi, o yüzden oturun oturduÄŸunuz yerde :D Yemin ederim sıyırdım, cansız varlıklarla konuÅŸmaya baÅŸladım. YiÄŸithan’ın dediÄŸi gibi, “amına korum böyle iÅŸin, evde canım sıkılıyo. Manitamız da yok kimse mesaj atmıyo.” :D :D O yüzden yankiler ben yiÄŸithana mesaj atıyom arada, siz de atın. Canımız sıkılmasın. Bu fotoda Samsun’dan geriye kalan bana ait tek hatıra. Tabi aÅŸağıdaki videonun sonlarına doÄŸru da iyi çıkıyorum kameralara yanımda rükayla birlikte.

Hakkımda Sayfası Ön Çalışma

Åžu anki haline pek benzemese de bittiÄŸinde bunun gibi bir ÅŸey olacak. SaÄŸ tarafta fotoÄŸraf bandı, ortada ise sayfayı her açtığınızda hangi arkadaşım benim hakkımda ne dediyse o çıkacak. YavaÅŸ yavaÅŸ bitiriyorum. Bu arada abimin askerliÄŸi bitti. Buradan da bunun müjdesini vereyim, hepimizin gözü aydın. 10 gün içinde Zonguldak’a gidecek. Belki ben de giderim de oradan geçerim Bodrum’a.

Öylesine Yaşamak

Kimseye kızmıyorum artık, suçlu aramaktan vazgeçtim.
Kimseye cevabı olmayan sorular sormuyorum.
Biraz kırgınım ama olsun daha güçlüyüm artık.
Galiba büyüyorum, sabahları gülerek uyanmıyorum ama hiç olmazsa aÄŸlamıyorum da…
İstemiyorum artık çok fazla şey bilmek, yaşamak dediğin böyle bir şey demek!

Rahman Emre Genç

Ayrılık Dediğin Büyük Olmalı

Ayrılığı seçtin mi her şeyi götüreceksin yanında
Geriye hiç bir şey kalmayacak
Söylenmemiş sözler kalmamalı bıraktığın yerde

Gittin mi adamakıllı gideceksin
Hiç bir özlem kalmamalı dönüşleri emziren
Demem o ki… Böyle gidilmez
Büyük olmalı ayrılık

Uçsuz bucaksız, dursuz duraksız olmalı
Telefonun numaraları sesime düşmemeli

Yolların yoluma değmemeli
Hiç bir anıya, hiç bir dizeye, hiç bir şarkıya yenilmemeli ayrılık
Şiirler okununca unutulmalı
Hasret dokununca uyutulmalı
Rakının, şarabın diktasında titrerken yürek
Gözyaşlarının debisi arttığında
Gece inmişken ayak parmaklarına kadar
Yahut gün doğarken
Yatağının diğer yastığındaki boşluk tecavüz ederken gözlerine
Ne bileyim tek başına yiyeceğin sofrana iki kişilik servis açtığında
Susacaksın .. Duracaksın
Gitmenin hakkını vereceksin
Ayrılık gurur duymalı seninle
Gidersen… Sözün ayaklarına geçiyorsa
Ayakların yakınımdan geçmeyecek
Ayrılığı seçtin mi büyük olacak ayrılık

Nostalji

  Uyandııım ve açtım bilgisayarımı. Kurcalarken dosyaları Nostalji Pop yazan dosyayı Winamp’a taşıdım, dinlerken öyle güzel parçalara rastladım ki zaten ÅŸu anda da bi tanesini dinliyor olmanız lazım.

  Bütün samimiyetimle söylüyorum ÅŸimdiki ÅŸarkılarda duygu denen bir ÅŸey yok. Ne varsa eskilerde var. Bi de Candan Erçetin, Kâzım Koyuncu ve Grup Yorum’da var duygu yükü. Tabi herkesin düşüncesi, fikri kendini ilgilendirir.

  Bi anlık duygu deÄŸiÅŸimine neden oluyor bende bu parçalar, mesela “sev kardeÅŸim”i dinledikten sonra dostlarımdan bi tanesine mesaj gönderdim, sadece özür diledim. Fazla detaya inmeden, kimseyi üzmeye, kırmaya deÄŸmez bu hayat. O yüzden siz de dinlerseniz, o sözleri hissedebilirseniz  “ben hariç” istediÄŸiniz arkadaşınıza mesaj atabilirsiniz.
  Ben hariç dedim, mütavaziliğimi bi kenara bırakarak açıkça söylemeliyim ki, benim gibi bi insandan gerçekten özür dileyecek duruma geldiyseniz, özür dilemeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Çünkü ben her gördüğüm şeye, bildiğim şeylere bile göz yummayı bilmiştim. Şimdi benden özür dilemeniz, istasyondan saatler önce kalkan bi trenin arkasından koşmaktan farksız.

Samsun Deplasmanı ve Güven Abimiz

Daha önce de yazdığım gibi sadece Samsun ve EskiÅŸehir deplasmanlarına gideceÄŸim. Samsunspor’la iki defa karşılaÅŸmamız gerekiyordu bu sene ilk maçta da gittik Samsun’a ama stada alkollü olduÄŸumuz için alınmadık. Kirazlık Polis Merkezi’nde bekletildik ve eve sabaha karşı 04:00 gibi gelebildik. Bu cumartesi de Samsunspor’la maçımız var. Maç 13:00′te. Samsun Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre yine alkol kontrolü yapacaklar. Bu yüzden bu maça giderken kimse alkol almayacak. Buna ben de dahilim tabiki. Cumartesi sabah 09:00 gibi Ordu Otogar’dan hareket edecek otobüsler. Formalı, atkılı gelmeyeni otobüslere almamak lazım aslında. Geçen haftaki Samsun deplasmanında çok güldük :) Volkan’a yapılan bestenin zaten ayrı bi yeri var. Rıfat desen yine arka 5′lide tribe girdi. Vicdansızlaaaar, kitapsızlaaaar diye ÅŸarkı söylemeye baÅŸladı. Esmer MeleÄŸim’di galiba ÅŸarkının adı. (: Bi yere giderken de söylemiÅŸtik o ÅŸarkıyı otobüste. Konu dağıldı biraz ama söylemeden geçemem. Bi tesiste mola vermiÅŸti bizim otobüs. Kim hatırlamıyorum ama biri göl görünce, “kardeÅŸim burası akdeniz dimi?” demiÅŸti. (: (: Ne yapsın Karadeniz’de böyle büyük göl olmayınca haliyle ÅŸaşırdı, biraz da coÄŸrafya eksikliÄŸi vardı demekki. Her neyse, konumuz Samsun, Samsunspor, Deplasman ve Fidangör.

  Yıllar öncesine gidecek olursak, hem Ordu’da, hem de Samsun’da birbirimizi yiyorduk. Otobüslere saldırmalar, tribünde taÅŸlar, sopalar falan. Ama herÅŸey bitti. Dost olmadık belki ama düşman da deÄŸiliz artık Samsun’la. Güven abimiz sayesinde oldu herÅŸey. Kimin aklına gelirdi Güven abimiz gibi bir insanın düşmanlığı ortadan kaldıracağını.

  Geçen yıl playofflar, Ç.Rizespor’u Ordu’da devirdik, Rize’de de istediÄŸimizi aldık ve  playoff finaline kaldık. Final Ankara’da oynanacak. O an Ankara’da olanlar bilir, heryerde 52 plakalı arabalar, her adım başı Orduspor formalı insanlar. Boru deÄŸil 18 bin Ordulu maça gitti Ankara’ya. Bizim olduÄŸumuz tribündeydi Güven abi, önde ayran satan adamla kavga ediyodum. Denizhan ordaki dolabın üzerine çıksın diye. Güven abi geldi o sırada kafasını gözünü sarmış atkıyla, bana: “bırak adamı, ekmek parasını kazanıyo” demiÅŸti. Hatta ondan sonra Denizhan’a dönüp, şöyle bi baktım. Maçın sonucu zaten ortada maalesef Süper Lig’deyiz. Ankara’yı yıktık o gece. Ordu’ya döndük sonunda. Aradan çok zaman geçmeden Güven abimizin hasta olduÄŸunu öğrendik. Grip olduÄŸunu düşünerek Ordu’da hastaneye gidiyo, burada yatırıyolar abimizi. Sonrasında hastalığına teÅŸhis koyamıyorlar. Samsun 19 Mayıs’a, Tıp’a sevkediyolar. Ama hâlâ teÅŸhis yok. Samsun’a gidiyoruz, gidenler bi daha gidiyor. Sonraki gün bi daha. Öyle ki hastanedeki herkesin haberi oluyor bu durumdan, hastanede genç arkadaÅŸları gören çoÄŸu insan, Ordu’dan geldiniz deÄŸil mi? diye soruyor sanki olacaklardan haberdarmış gibi başı öne eÄŸik bi ÅŸekilde.

  Asıl konumuz burada ne hastane, ne de Güven abimizin hastalığı.

  Asıl konu; Samsunspor Taraftarının yaptığı vefâkarlık. Orduspor Kulübü’nün yapmadığını Samsunspor Kulübü yaptı ve Güven abimizin bütün masraflarını karşılayacaklarını açıkladılar. Åžirinler Grubu baÅŸta olmak üzere bütün Samsunspor Taraftarları bir bütün olarak kan kanseri teÅŸhisi konulan Güven Abimiz için kan kampanyası baÅŸlattılar. Sanki kendi içlerinden bir büyükleri hastanede yatıyormuÅŸ gibi, üzüntümüzü paylaÅŸtılar. Maddi, Manevi olarak hep yanımızda oldular. GeçmiÅŸte yaÅŸanılan herÅŸeyin üzerine bir çizgi çekip, acımızı paylaÅŸtılar.

  Aslında biz Samsun’a sadece takımımızı desteklemek için gitmiyoruz. Samsunspor Taraftarına ödenmesi imkânsız olsa da vefa borcumuzu ödemeye gidiyoruz. En kötü günümüzde yanımızda olduklarını bizlere hissettirdikleri için sonsuz teÅŸekkür etmeye gidiyoruz. Futbolun sadece 3 puan olmadığını göstermeye, tribündeki insanların da eÅŸsiz duyguları olduÄŸunu göstermeye gidiyoruz. O yüzden buradan bir kez daha söylüyorum, en ufak el, kol hareketi yapan olursa karşısında önce Fidangör’ü bulacaktır.

2011′i, 2012′ye baÄŸlayan gece, Yılbaşı !

Bu yazıya şifre koymak yerine, bazı bölümleri silerek yayınlamak daha mantıklı geldi.

Tarih 31 Aralık Cumartesi
Yer: Ordu / Boztepe

BuluÅŸma öncesi ufak tefek organizasyon koplukluÄŸu yaÅŸamadık deÄŸil. Kafamda çok farklı ÅŸeyler vardı. Yılbaşına farklı bi ÅŸehirde girecektim ama böyle gerekti, böylesi daha da iyi oldu. İyi ki gitmemiÅŸim Ordu’dan baÅŸka yere, yoksa o kafayla beni kardeÅŸlerimden baÅŸka kimse ayakta tutamazdı. Pek  tutamadılar ya neyse…

Günler öncesinden demiÅŸtim bizimkilere ben sarhoÅŸ olmak için içerim, beni anlayışla karşılayacaksınız. Geldi çattı Cumartesi gecesi. Ben bi 70′lik aldım attım arabaya. Eve geldim, bu arada Cuma günü (kırmızı kar yaÄŸmadı ama) babam geldi. Carrefour’dan biÅŸeyler alıp getirdi, bi bakıma yılbaşı için abur cubur almış bana. Kapıdan içeriye adımını atmasa da, bir baba-oÄŸul iliÅŸkisinin iyiye gitmesi yönünde çeÅŸitli adımları atmış olmanın sonucunu görmüş oldum.

Konuyu dağıtmayalım, gelelim o geceye. Aldığım rakı arabanın arka koltuÄŸunda duruyodu. Bi kaç ufak tefek iÅŸim vardı o yüzden kimseyle anlaÅŸamadım o gece adam gibi. Saat 22:30′du evden çıktığımda. Ne yapsam? Åžimdi nere gitsem? derken, Serhat’la mesajlaÅŸtık. Beni de alıp gideceklerdi ama dedim ya iletiÅŸim de kopukluk yaÅŸadık. Onlar çıkmış boztepeye çoktan. Bindim arabaya, Boztepe’ye çıkıyorum tek başıma, ama hayatımda ilk defa bu yolu bu kadar iÅŸlek gördüm. Hani iÅŸ çıkışı trafik olur ya ÅŸehirde, aynı öyle Boztepe yolu. Gelmek üzereyim artık, gidiÅŸ – dönüş yolu tamamen kapalı. Polisler de arabanın içinde oturuyo, açtım camı el kol hareketi yaptım. Polis de açtı camını, abi dedim siz napıyosunuz burada? Åžu trafiÄŸi düzeltin. Polis de bi kibarlık, bi incelik. Tamam genç sakin ol. dedi (: Eyvallah   birader diyecektim de “eyvallah abi” demek zorunda kaldım. (:

Yol açıldı, çocuklara mesaj attım tam olarak nerdesiniz? Manzaranın tam gözüktüğü yerde misiniz? Yoksa harmanda mısınız? (harman da bilmeyenler için söyleyeyim, geniÅŸ bi arazi, en son otel yapacaklardı) İleri doÄŸru gel görürsn dediler, gittim arabayı da uygun bi yere çektim. Uygun derken anlayın artık o trafikte uygun yer nasıl bulunur. Bunlar hep birlikte Batuhan’ın arabasının içinde oturuyolar. Lan dedim napıyosunuz? Oturmaya mı geldiniz? Hayır ben olmasam arabanın içinde geçirecekler yılbaşını (: Bu arada daha önceden de Rükay’la kavgalıyız, gerçi hala öyleyiz. Ben de halimden bi Rükay anlar diye içtikten sonra Ünye’ye gidecektim. Birlikte içeriz diye hatta ona mesaj da attım, çıkabilir misin? diye. Neyse…

Saat 23:00 suları, arabanın bagajını açtık, Rakıydı, fındığıydı fıstığıydı, cipsiydi ufak tefek mezeyi bagaja yerleÅŸtirdik. 2.5 litre de kola var. Serhat’la açtık Rakımızı, vurduk bi kadeh. Ama yalan yok, hızlı gittik biraz. ÅžiÅŸenin dibine doÄŸru ohooo (: öndeki arabanın içinden horon sesi geliyo. Ulan dedim noluyo arkadaÅŸ :D Haydiii serhat ne bekliyon oluuum dik oyna diiik :D  Bi horon tepiyoruz Boztepe’de, arabaların geçtiÄŸi yerde yani yolun ortasında. CoÅŸan, kopan bi biz varız yani size öyle söyleyeyim. Tanımadığım adamlar horona geldi, ayıptır söylemesi Karadeniz’li olmanın gururuyla ve biraz da yetenekle horonu çok pis teperim (: Hızlı hızlı tepiyoz, ayakları vuruyoz, çöküyoz, çarprazdı, düzdü, ileri, yan derken en son da dik oynamaya baÅŸladık. Horon başında ben olduÄŸum için bi elim boÅŸta, o elimde de orjinalinden Yeni Rakı bardağı var. Hani o müthiÅŸ duygu var ya, saçmaladığını biliyorsun ama kendini durduramıyosun. İşte o duygu çok güzel, mükemmel, harika, olaÄŸanüstü bi duygu sizin anlayacağınız.

Bi arabanın üstüne yattım, elimde bıçak vardı, çöpü karıştırıyodum, teleferikle Ordu’ya indim 35′lik rakı aldım, yerdeydim, küfür ettim, bi yerlerde kan gördüm, ÅŸerefsizlik yaptım, polisle konuÅŸuyodum, bazı insanların kulağını çınlattım, teleferikteki arkadaşı gördüm, serhatla kavga ettim.

Åžimdi bu üstteki paragrafta olanlar benim hatırlayabildiklerim. Ertesi gün evden çıkıp, YiÄŸithan’la, Serhat’ın yanına gittiÄŸimde ise iÅŸin gerçek yönünü ancak anlayabildim (:

Bi arabanın üstüne yattım, beyaz partnerler olur ya ondan, niye mi yatmışım? plakası 28′miÅŸ. Bu 28 plakayı görünce arabanın etrafındaki çocukların yanına gidip, siz giresunlumusunuz laaan dermiÅŸim (: Hangi takımlısınız dediÄŸimde de biri fenerbahçe demiÅŸ. Benden küfürü yemiÅŸ. DiÄŸeri de korkudan olsa gerek giresunluyum ama Ordusporluyum demiÅŸ :D Ben arabanın kaputuna yumruk atıyomuÅŸum o sırada, sonra yenik düşmüşüm galiba başımı koymuÅŸum arabanın üstüne uyur gibi (:

Elimde bıçak vardı, Aslı (: beni boztepede görmüş naber ekin demiÅŸ yanımdan geçerken. Ben de sen kimsin laaan derken, arka cebimdeki bıçağı çıkarmışım hatırlıyorum ÅŸimdi aÄŸzımla açtım hatta bıçağı (: Aslı da garibim korkmuÅŸ “ekin benim yaa ben ekin ben nasıl tanımazsın ben aslı yaa” diyomuÅŸ. PeÅŸine düşmüşüm de serhatlar, yiÄŸithanlar falan tutmuÅŸ beni (: ÖğrendiÄŸimde Aslı’ya mesaj attım tabi.

Çöpü karıştırıyodum. Ben bıçakla Aslı’nın peÅŸine düşünce polisler görmüş galiba. O sırada da bana Serhat “ekin polis geliyo” demiÅŸ. Ben de nasıl düşündüysem hemen elimdeki bıçağı savurup atmışım. Polis gittikten sonra da yolun kenarında biriken çöplerin içinde bıçak arıyomuÅŸum. Bulamadım ama olsun (:

Teleferikle Ordu’ya indim 35′lik rakı aldım. Ulan birader siz hangi akla hizmet beni gönderiyosunuz aÅŸağıya? Zaten olmuÅŸum bi dünya, teleferikte dönüşte yanımda iki tane lavuk vardı. Direk tayyipten girdim konuya unutmuyorum (: akp’liyseniz atarım lan sizi teleferikten aÅŸağıya dediÄŸimi hatırlıyorum. Çocuklar da biz DEV-GENÇ’deniz demiÅŸlerdi de o yüzden affettim galiba. Geri geldim boztepeye, ben önümü göremiyom. Bağıra bağıra gidiyorum ama nere gittiÄŸimi de bilmiyomki (: Çocuklar buldu beni, ben onları bulmadım.

Küfür ettim. Varyaaa hayatım boyunca kimseye böyle küfür etmemiştirim. Ve aynı zamanda kimseye bu kadar çok bela okumamıştırım. Allah belanı versin diye ortalığı yıktığımı biliyorum. Bizden kardeşim, helaaaal, adamsın lan, kaderimiz böyle napalım kardeşiiim gibi sesler duyuyodum etrafımdan.

Bi yerlerde kan gördüm. Sabah uyandım üzerim başım, pantolonum, montum, yatak, yastık, çarşaf hep kan. Sağ elim morarmış, sanki saatlerce kan gitmemiş gibi. Öyle yumruklar atmışımki yerlere, taşlara. Elimin ağrısını (14 gün oldu) hala çekiyorum ve hastaneye gitmeme konusunda da kesin kararlıyım. Aynı zamanda sol bileğimi de dışa doğru fazla bükemiyorum o günden beri. Şimdi baktım da sağ elimdeki parmaklarımın eklem yerindeki şişlik hala duruyo.

Şerefsizlik yaptım. İşte bunu bilmiyorum. Kime ve niye şerefsizlik yaptım hatırlamıyorum ama kesin bi bok yemişimdir yine. O kafayla sağ salim hayatta olduğum için mutluyum.

Polisle konuÅŸuyodum. Bak bunu az çok hatırlıyorum. Polis nerelisin demiÅŸti. Buralıyım abi sen nerelisin demiÅŸtim. Polisle ne iÅŸin var? demeyin. Bu kafayla ÅŸoför koltuÄŸuna oturmuÅŸum. 70′likten sonra bi de 35′lik içtik sadece Serhat’la ikimiz. Düşünün halimizi. Mezemiz saÄŸlam olsa bu kadar vurmazdı ama bi de hızlı gittik ya ondan. Polis serhata ÅŸoför koltuÄŸunu verdi. Ama polise nasıl yalvarıyom :D Abi ben ölmek istemiyom, serhat sarhoÅŸ o götüremez sen bizi götür diyom. Sen gelmiyosan ben götürürüm falan nasıl yalvarıyorum (: Zaten serhat sürüyodu arabayı ben yalvarıyom serhata. Olum ben ölmek istemiyorum, güzel günler görcem biliyorum. 1. vitesten yukarı atma bak. Beni seviyosan, kardeÅŸsek (:

Bazı insanların kulağını çınlattım. Her ne kadar mecazi anlamda yazsam da bunu, çok çınlattım çoook. 7′den 70′e tanıdığım herkesin kulakları çınlamıştır. Rükay da vardı bunların içinde (: Ama beni bilen biliyor, kimsenin annesine, babasına ailesine küfür etmem. KiÅŸiliÄŸine, ÅŸerefine, ruhuna küfrederim ki öyle de yapmış olmam lazım.

Teleferikte biriyle konuÅŸtum mu noldu bilmiyorum ama. Apo’nun dediÄŸine göre, boztepeden aÅŸağıya uçuyomuÅŸum az daha. Çocuklar zor tutmuÅŸ beni. Acaba kendimi mi öldürüyodum o kafayla? (: Åžimdi ben de merak ettim bu konuyu Apo’ya bi daha sormam lazım. Durup dururken neden atlamak istiyeyimki (:

Åžehire indiÄŸimizde Serhat’ın da kafası güzel ve ehliyeti de yok. Polis durdursa bizi arabayı baÄŸlıyo, bizi içeri alıyo. Dürüm Sarayı’nın oraya arabayı çektik niye çektik bilmiyom ama kesin ben demiÅŸtirim dur dur arabayı diye. Ben bindim ÅŸoför koltuÄŸuna, serhat binmedi yanıma. Boztepe’den aÅŸağıya inerken de aynısını yapmıştım binmedi. Baktım küsüp gidiyo :D tamaaam kanka gel bıraka beni yalnız gel diyodum boztepedeyken (:

Herşeyi yazmadım ilk başta da dediğim gibi, her şeyi yazsam parola koymam gerekirdi bu yazıya (: Aslında hepsini yazdım da diğer bölümleri başka bi sayfaya kopyaladım. Belki ona şifre koyup sadece okumasını istediğim kişilere şifreyi verip yayınlayabilirim. Yayınlamalıyım da. Onda fotoğraflar falan da var (:

aaa! az kalsın unutuyodum. Sonraki günlerde 1, 2 ve 3 Ocak’ta başıma gelenler de fena deÄŸil. Sahilde iki kız bana gülümseyerek selam verdi. Nasılsın? Åžimdi iyi misin? diye sordular. Sinirin geçti mi falan dediler (: Karıştırdınız galiba ben tanımıyorum sizi dedim. (: Boztepe’de birlikte horon çektik ya dediklerinde anladım davayı (:
Sonra Fidangör’deki çocuklar abi harikaydın yaa falan dediler (: Kendi kendime noluyo dedim ya ne harikası (: (:
Müjü de diyo Boztepe’de yaptığın serenatı herkes beÄŸenerek dinlemiÅŸ. Haberlerini alıyoruz.
Mahalleye geçtim bi ara, çocuğun teki gelmiş. Abi herkes seni konuşuyo naptın sen yaa !
Arkadaşın tekini görüyorum köprübaşında beni görünce baÅŸladı bağırmaya “allaaaah belaaaanııı veeeersiiiiiin”

İşte buraya yazıyorum. Ve kendime verdiğim sözlere bir yenisini ekliyorum. Durup dururken içmek yok. Ya böyle hep birlikte toplanıp içeriz ya da sadece maçlarda. Yalnız içmek kendine zarar vermekten başka bi boka yaramıyo. Keyif için içeriz bu saatten sonra. Sırf sarhoş olup güzel şeyler yaşamak için. Ya da sadece yaşamak için. Karar her zaman sizin, nasıl isterseniz öyle yapın. ;/