Ege ve Orduspor

Kimin kardeşi yaa (: Koskoca Ordu’ya 3′lü çektiriyo. Tezahüratlar eşliğinde Trabzon seniin sikini yesin :D 3 video da farklı farklı ona göre. Ege Reis !

 

***

***

Her gece

Her gece trt fm’i açıp da yatıyorum. Ve nedense, her gece 23:00′ten sonra Turkcell’in saatine göre belirli dakikalarda çalan müziklerin ne olacağını merak ediyorum. Mesela 23:59, 00:12, 00:52, 01:01 ve 01:23′te neler çalıyosa dikkat ederim.

Bazi insanlarla aynı anda, aynı müziği dinliyor olmak bile güzeldir. Deneyin, bi yeriniz eksilmez.

Uzun zaman oldu yaa

Mazarat, Rükay, Hasret, Eray, Uygar abi, Doğa o gecenin ses kaydı için http://ekindiyebiri.com/ses12.mp3 ve http://ekindiyebiri.com/nenni1.mp3 buralara tıklayarak indirin işte amına koyim cümlenin sonunu nasıl bağlayacağımı şaşırdım (:

Buralara durup dururken yazı yazmayalı uzun zaman oldu valla. Dedim bi girip bakayım bloga, ne var ne yok gibisinden (: Önce sağdaki müzik oynatıcısıyla biraz uğraştım. Kim dedi ne zaman dedi hatırlamıyorum ama oradaki müzikleri biz seçsek ya falan bişeyler zırvalamıştı. Bende bakarız diyip sallamıştım ama içim cıızzz etti. Baba yüreğidir işte dayanamadım.

Müzikleri seçerkeeeen aşk kaç beden giyer? Rükay için. Kazım Koyuncu’dan Ben ve Zülfü Livaneli’den Güneş Topla kendim için (: Tabi Candan Erçetin’in hepsi de kendim için. Diğerleri de üzerine alınmak isteyen yapprraaklarım için gelsin.

Hazır zırvalarken biraz da dedikodu yapim :D Normalde yapayım yazardım da bu yazıda ve bazı yazılarda bu tür yanlışları görmezden geleceksiniz. Batuhan şerefsizi, abisinin yanında işe başladı. Avukatlık bürosunda, bi de yeni yengemiz olduğunu öğrendik. Büyük çaba veriyodu ama sonunda başardı.

Bunun dışındaa evimizdeki son maçımızı Trabzonspor ile  oynayacağız. Konunun amına koyduğumun farkındayım geçende yazdığım gibi affetmenize gerek yok. Bilerek yazıyorum amına koyim beni dinden imandan çıkarmayın :D

Ayrıca, kaç gündür işlerim hep ters gidiyo. Bi bokluk var ama nedenini ben de bilmiyorum. Şimdi kesin içinizden cenabettirsin amına koyim başka ne olcak diyenleriniz vardır. Yok aslında öyle bişey yok. Biz dini bütün insanlarız, Allah’a yakınlığımızla, ettiğimiz dualarla hayatımızı geçiriyoruz. Başkaları gibi sırf sevabı daha fazla diye cuma namazlarına gidenlerden değiliz. Ayrıca vakit namazlarını kılmaktan kaçıp, ramazan ayında teravih namazına gidenlerden de değiliz. Çıkarcı, menfaatçi değiliz bu konularda. Neysek o’yuz. Yamuksak yamuğuz abisi, inkâr etmeyiz. Kafa tokuşturanlardan da değiliz, ülke,vatan,millet savunanlardan da, bize yurtsever derler inceden inceye.

Vay amına koyyiiiiim yaa, ne zaman bişeyler yazmaya kalksam siyasi içerikli yazıya doğru gidiyo (:

***

Bakın şimdi de biraz nostalji yaşayalım sizinle (: Eski yıllara gidelim de neydiik ne olduk diyelim hep birlikte (: (:

çoraba dikkat

Anasınıfı

kiraz çalarken

8. yaş günüm

 

 

Güzel bir gece daha

30 dakikalık ses kaydı otomatik olarak başlayacak, isterseniz sağ tarafki playerdan durdurabilirsiniz. Bu arada “hepimizin bildiği ortak bir” diye başlangıcı olan ses kaydıyla başlayın dinlemeye. Akord ayarlarının yapıldığı kayıttan başlayın yani. Eğer diğeri açıldıysa, >> yazan yere tıklayın. Yeteeer :) Ses kaydı var diye yazıyı kısa tuttum. Dedik beyler gidelim kafaları dağıtalım bu gece. Nere gitsek, ne yapsak bilemedik. Atladık arabaya, bulduk kafamıza göre bi ev. Kemençemizle, sazımızı da aldık. Evde 100′lük rakı var ama yarısı duruyodu sadece onun. Vodka’yla, bira da aldık ama 7 kişiyiz, yetmeyecekti, yetmedi de zaten. Muhabbetin ortasında 9 tane daha bira aldık. Aramızda alkol kullanmayanlarda vardı, Rükay’ın aç gözlülük yapmasıyla moralim bozulsa da (: pek fazla takmadım. Sazın telini kopardılar arabada, Fatsa’da, Fatsa Müzik Evi’ne gidip bağlama teli almıştık. Eve geldiğimizde Hasret bağlamayla uğraştı, evde elektrikler yok. Mum ışığında gerçekleşti herşey. Bu konuda Rükay’a bol bol küfür etsek de utanmadan bi de romantik ortam bulmuşuuz daa ne istiisiiz olum diyip işin içinden çıkıyo.

Biz kafaları buldukça, kopuyoz, muhabbetler falan iyi güzel. Bi ara kemençeyle horon tepmeye başladık. Mazaratla, tamzara mıdır nedir ondan da oynadık (: Alkışlarla noktaladık fazla abartmadan. Uygar abinin önüne ne koyduysak içti. Emre de bardakları karıştırdı ne içse su geliyo ağzına (: Şahan aradı o sırada, onun da keyfini yerine getirdik, gitti iki bira da kendine aldı taaa Antalyalara kadar ulaştık o gece.

 

Dön Dünya

Dön Dünya
Dön dünya dön, ister daha hızlı dön.
İster, dörde çıkar bir günlük turunu.
Savur beni üzerinden, yük olduysam sana,
Korkmuyorum senden, daha ne yaparsın bana.
Demek,ekmeğini yedim, toprağını çiğnedim,
Suyunu içtim, havanı soludum,
Böyle mi ödeyecektim borcumu?
Yazık!
Tükettin umudumu.
Dağların taşların, suların ırmakların senin olsun.
Kuşlarını, böceklerini çiçeklerini de istemiyorum.
Benden aldığın canımı geri ver,yeter.
Yoksa, ben de geliyorum!

Zamanı Böldüm Dörde

Zamanı Böldüm Dörde
Birincisi,
Seni tanıyıncaya kadar ki,
Gençlik zamanıydı demek,
Hızlı geçti onun gibi,
Anlayamadım.
İkincisi,
Seninle birlikteyken ki geçen,
İşte.
Ben o zaman yaşadım,
Hem iyiyi,hem kötüyü.
Hem acıyı,hem tatlıyı.
Öyle ya…Demek buydu hayat.
Hep güzel geçseydi zaman,
Nasıl fark ederdik onun güzelliğini,
Kötü günler olmasa.
Kavga ettiğimiz de oldu.
Konuşmadığımız da.
Lanet ettiğimiz de oldu.
Kahrettiğimiz de.
Ancak,şimdi anladım.
Sen gidince.
En mutlu günlerimizin onlar olduğunu.
İyisiyle…Kötüsüyle…
Gelelim üçüncü zamana,
Sen yoksun artık yanımda.
Oysa ben,
Beraber yaşıyorum seninle,yaşamaksa böylesi.
Sen gölgemsin yanımda,ya da tersi.
Dokunamıyorum ama hissediyorum varlığını.
Attığım adımın biri senin,
Yediğim lokmanın da.
Gözümün de kulağımın da biri senin.
İkiye bölünmüş bedenim.
Dördüncüsü ve sonuncusu,
Sana ulaştığım zaman.
Meçhul…!
Vallahi bilemiyorum,nasıl olacağını.
Nasıl geçeceğini ve ne kadar süreceğini.
Ne önemi var ki?
Geleyim yanına da,
İster bir daha alsınlar canımızı.
Atsınlar bizi birlikte bir çukura.
Cennetmiiiiiş…Cehennemmiş kimin umurun da?

Ocak 2001/ İbrahim Baykal

Galatasaray Deplasmanı

  Ben daha öncesinden açacağım konuyu. Serüven’in önündeki çay ocağından mı geçiyodum, yoksa değerli müslüman ile konuşurken oraya mı uğradım bilmiyorum ama sonuçta tavla oynadım arkadaş bunun kaçarı yok işte. Hani buralara ben hep şunun eline verdim, şunun gözüne sıçtım diye yazıyorum ya, napalım yaa (: bu seferlik olmadı. Değerli kardeşim ve aynı zamanda öğretmen diplomalı tribüncü olarak tanımladığımız Gökhan Akçay’la tavla oynayalım dedik. Alırım hesabını falan derken, 1-2 el ben aldım galiba gerisini pek yazmak istemiyorum aslında. İlk eli alınca bende bi havalar falan kim tutar ulan beni (: Ulan sonra ne olduysa nazar mı değdirdiler bana anlamadım bi anda oyun tersine döndü. Adam kapı üstüne kapı alıyo, bazen bana okullar tatil oluyo. Konuyu fazla da uzatmak istemiyorum aslında, uzadıkça kendimi ezük hissediyorum çünkü. Hani yiğidi öldür hakkını yeme derler ya Gökhan’ım tavlada elime verdi. Sonra yine yenildim ama onları sonra anlatırım bi anda ele vermece konusuna girersek zararlı ben çıkarım (:

  Arkadaş, dediler Galatasaray deplasmanı var gitsek miiii gitmesek miiii. Apo, Erhan, Rükay, Sinan falan gidiyoz dediler. Sonra abimle konuştum, o da bana “biz de geliriz” diyince tamam dedim bekle beni istanbul ben geliyorum. Sırf abim ve yengem de maça gelecek diye gittiğimi herkes biliyo. Neyse abisi otobüsümüz geldi biz bindik otobüslere. Çıktııık gidiyoz, otobüslerde muhabbetler, besteler falan. Sinan’ı durdurmak imkânsız, affetmenize gerek yok beynimizi resmen sikti istanbul’a gidene kadar. Tabi bunun altında kalacak değilim, durduk bi tesiste. ne yapsak falan derken ahanda hee (: langırt var dedi sinan. Kapışalım mı diyo bi de utanmadan (: Öyle bi yapmışlar ki gol oldukça makineden tezahüratlar yükseliyo. Bu da beni daha çok gaza getiriyo tabi. Bi de öyle dağdan inmiş gibi oynamıyoz öküz gibi çevirmek yok. Adamakıllı top geldiğinde çeviriyoz adabına göre.  Ben Sinan’ın eline verdim langırtta, bahane de bulamadı zaten. Sonra bi de Erhan’la oynadık galiba ama o mu yendi ben mi yendim valla hatırlamıyom :P 44

  Biz yola devam ettik, FSM’den geçmeden önce de amcam aradı, otobüsün rengini söyle de köprüye girmeden önce çevireyim dedi. Kendisi Vergi Dairesi’nde çalıştığı için otobüscüye bi oyun yapacaktı (: Abi sonra bana diyolarki sen niye böylesin. Bende bi anormallik yok, ben sülalemin gittiği yoldan gidiyorum (: Ben otobüsü siyah dedim meğer gri renkmiş. Ben ne bilim camlar siyah diye siyah dedim bende. Ulan diyom amcamın yanından geçtim niye durdurmuyo otobüsü. Köprüden geçiyoruz şimdi, Rükay’ın yükseklik korkusu var bilenleriniz bilir (: asansöre bile binse bana sarılmadan rahat edemez. Köprüden geçerken camdan dışarı bakmıyom Rükay’ı izliyom :D kendinden geçti eli ayağı titremeye başladı. O sırada da Burhan abiyle telefonda konuşuyoduk, nerede ineceksiniz falan abi dedim nereden bileyim ben :D Önce stadın oraya geçtik, saat 4′te taraftarlar alınacakmış stada. Hadiii Esenler otogara. Ordan biz Taksim’e geçtik Rükay, Abduş, Mert, Batuhan falan. Burhan abiyle buluştuktan sonra Cafe’de Köfte :P yeni mekanımız oldu. Önce çorba içtik, sonra köfte yedik. Helal etsinler valla ya çok aç olduğumuz için güzeldi ya da gerçekten güzel yapmışlardı. Unutmadan esenlerde forum trabzona giderken engel tanımadığımız şu soldaki fotoğrafı da koyuyorumki çektiğimiz rezilliğe siz de şahit olun (: Bi taraflarınız şişmesin…

  Neyse yankiler, biz Burhan abinin evinde içtikten sonra stada geçtik. Kuzenlerle de buluştuktan sonra girdin tribüne. Maçı 2-0 kaybettik ama bizim tribün fena değildi. Dönüş yolu dedik, çabuk geçer dedik. (: Geçip bitmek bilmiyo. Bi de ayak kokusu sardı ki otobüsü düşman başına :D Ulan tesislerde duruyoz, sırf varya temiz hava almak için dışarı çıkıyorum. Rükay’la karşılıklı oturuyoduk. Benim gözlerim hafiften hafiften kapanmaya başladı. Üzerime de Fidangör’ün polarını aldım ki gece soğuğuna hasta olmayalım. Abi yok yaa ikide bi uyanıyom ama niye uyandığımı bilmiyom. Soğuk işlemiş artık vücuduma. Bi uyandımki üstümde polar falan yok. Taa otobüsün en önüne gittim, polarımı arıyom. Rükay’a soruyom, haberim yok diyo. O da uyuyo tabi. Deli oldum iyice. Küfürler ediyom, lan nerde bu polar. Kim aldıysa versin falan yok ı ı çıt yok otobüstekilerde. Sonra aklıma geldi, Rükay otobüse binerken polar yoktu şimdi sarılmış uyuyo polara. Lan dedim kalk amına koyim, ver polarımı. Yüzünde uykunun verdiği rahatlıkla ibnemsi bi gülümseme :D Aldım poları uyumaya başladım derken, bi koku geliyo. Şerefsiz, ayağını çıkarıyo otobüste mis kokulu çoraplarını uzatıyo bana doğru. Lan rükay çek ayağını, dayanamıyom artık. Yok. Apo’nun da üzerinde tshirt vardı, çıkarmış otobüsün koltuklarının fileli yerine koymuş. Aldım tshirtü sardım Rükay’ın ayaklarına :D

Ulan Bolu yolu hep karlı zaten, bi de kaptan adam gibi sürmüyo. şarampole uçarız korkusuyla daha uyku girmiyo gözüme. Baktım uyuyamıyom, yanımdakileri de uyandırmaya başladım. Apo uyanmıyo. Otobüs hızla giderken çukura girdi :D O anı nasıl anlatabilirimki apo bi kalktı heyecanlı heyecanlı noldu baba noldu lan kaptan noluyo lan organ mafyasının eline mi düştük adam gibi sürün lan diye bağırıyo :D Apo’nun da uyuması 10 numara valla. Ama sesi aynı Halil Sezai’ye benziyo. O videosunu alayım da paylaşırım bi gün. Otobüste gözlerimiz Gökmen abiyle, Batuhan’ı aradı. Onlarsız yolculuk geçmiyo valla. Bi de sağdaki fotoğrafa baksanız kaç tane ayak var, bu ayakların içinde nefes almak mümkün mü :D  Ama deplasman dediğin şöyle olacak arkadaş. Bi kız arkadaşın olacak, oturacaksın sen cam kenarına, kız arkadaşın da yanına oturacak. Bak sen o zaman yolculuk nasıl oluyo (: Bu arada bizimle istanbul’a gelen iki de bayan taraftarımız vardı. İlk defa bir uzun deplasmana dişi menekşelerden gelen oldu. Konya’ya giderken, Batuhan’ın kız arkadaşı vardı gerçi ama o yarı yolda bindi, sayılmaz. Deplasmanları daha genç arkadaşlara bırakarak 2011-2012 sezonu deplasman yolculuğumuza noktayı böylelikle koymuş olduk. 2012 – 2013′te İstanbul piçlerine koymak dileğiyle… Geride bıraktığımız sezonun son deplasman yazısından bu kadar. Robot gibi yaşayan insanlara sevgilerle… Aman haa!

ce eee

Az önce uyandım ve dışarı baktım. Şöyle iki elimi camın eşiğine koyup gördüğüm herşey hakkında uzuun uzun bişeyler düşündüm. Ağaçlara konan kuşlar, servis bekleyen öğrenciler, ihtiyacımız olduğu halde bir türlü kendini göstermeyen güneş, bakın ben geliyorum hazırlığınızı yapın dercesine yere düşen yağmur damlaları, evin çatısında yanyana duran iki güvercin…

Sonrasında ayaklarımın uyuşması ve ellerimde oluşan eşiğin izleri. İşte herşey bu.

Dışarıda herşey değişirken, siz hala olduğunuz yerde durmaya devam ederseniz, bazı şeylerin derin izleri kalır. Ne eliniz acısın, ne ayaklarınız ağrısın. Sokaklara çıkın, sahilde turlayın. Yaşayın !

Mavi

Hani telefon rehberime birini kaydederken aklıma ilk gelen ismiyle kaydederim ya bazı insanları, mesela; mujonul, paparazzi, gırbacı, geroo, bandista, noyan, burjuva, zuzu, yek, böö, aooshit vs. vs. vs. işte. Görür görmez de adını koydum zaten. Fotoya aldanmayalım (: Nazar değdirirsiniz diye böyle yaptım. Önemli olan adı.

Mavi

 

Kiracı Geldim, Kiracı Giderim

Bilsay’ın muhteşem yazısı.

Mabedimde kiracıyım. Tesisimde kiracıyım. Otobüsümde kiracıyım. Futbolcumun evi de kiralık, kendisi de. Futbolcuyu kiralarım, çünkü alacak param olmaz. Kiraladığım her futbolcuyla, yetersizliğimi, onlardan güçsüz olduğumu yüzüme vururlar, kiralayanlar… Ben sürgün yeriyimdir. Benim olmayan ve olmayacak olanı yetiştirmekle, zor şartlara alıştırmakla görevliyimdir. Zor şartın kendisiyimdir. Yatılı okulumdur ben, her gece eve dönüş hayalleri kurulan…

Anadolu Kulübüyüm.. Futbolun egemenleri ve onların yaltakçıları tarafından zerre kadar değer verilmeyen, bu ligin garnitürü Anadolu Kulübüyüm.. O derece değersizim ki, tek başıma bir duruşum olamaz benim. Sözümün değeri yoktur. Susmuşsam, ayarı yemişim demektir. Sesimi yükseltirsem, yaftalar gelir hemen peşinden. Kime dokunduysam, artık onun ezeli rakibinin yalakasıyımdır, maşasıyımdır, arka bahçesiyimdir. Bana dokunurlar ve kimsenin umurunda olmaz. Bir Anadolu Kulübünün çıkarı olmaz, o hep başkalarının çıkarına hizmet eder ve etmek zorundadır.. Öyle ya, dünya o 3-4 kulübün çevresinde dönmektedir ve aslolan onların çıkarlarıdır. Beş para etmez rekabetler, beşten fazla para eder. Senin mücadeleni, senin gibiler bilir, onlar bilmez, görmez. Yollarında engelsen, sen de artık telefon konuşmalarının mezesi, götü kalkmış Anadolusun, ne kadar övünsen az..

Osman kadro dışı kalsa kimsenin umurunda olmaz, Culio kadro dışı kalınca reytingin, paranın kokusunu alan akbabalar, başına üşüşür. Çünkü Culio, nicelik büyüğü, ego manyağı o takımlardan birinin istediğidir. Bu takımlar sadece ister, istekleri sınırsızdır. Ne zaman neyi isteyecekleri belli olmaz. Onlar için senin hayati bir maça çıkacak olmanın önemi yoktur, sen düşersin, yeni bir kukla gelir, onunla oynarlar. Umutlar bağladığın bir futbolcun vardır, eve dönüş hayalleri kuran.. Antep’e gidersin, maçın hayatidir. Bir şehrin umutları, başka bir şehre taşınır. 10 numaranın gözü maç için otelden ayrılırken, TV’ye takılır. Hayallerini kurduğu evi, onu çağırmaktadır. Şuursuzca onu istemektedir. Şimdi bunun zamanımıdır? Buna onlar karar verir.. Artık batar kaldığı otel, bindiği otobüs, yaşadığı “kiralık” ev , giydiği renkler.. Ekmek yediği formasına yabancıdır.. Ve bu durum, o nicelik büyükleri için son derece doğaldır. Çünkü sen kuzusundur. 4.sıradan yukarı çıkamayacak olan, çıkmaması gereken kuzusundur. Dolayısıyla bu memlekette, senin oynadığın maç, ancak karşında “onlar” varsa önemlidir. Ve bu denklemde, sen yine de önemsizsindir.. Ve yine topunu oynasan, mücadeleni versen, onun o çok ezeli, pek bir mühim rakibinin tetikçisisindir,arka bahçesisindir.. Kötü gününde olsan, bu kez seni oynadığın rakibin maşası yaparlar, ona yatmakla suçlarlar.

Bırak bu işleri Anadolu! Sen şehrin için oynayamazsın ki, sen temsil ettiğin renklerinin onurunu gözetemezsin ki.. Benim memleketimde, neyin onurlu, neyin onursuz olduğuna egemenler karar verir. Gün gelir, şike bir oyun kuralı olur.. Açık arttırmayla maçlar alınır, satılır.. Senin buna söyleyecek sözün yoktur.. Söylersen onursuzun,şerefsizin ta kendisisindir..

Ah benim Anadolu Kulübüm.. Kamuoyunu aydınlatmak senin neyine.. Kamuoyu dediğin,o çok büyük, çok şanlı kulüplerin ta kendisidir.. Senin başkanına tezgah kurarlar.. Sen sadece bağlaçsın, ayıl artık! Onlar reytingin kucağına, paranın kucağına, yani onun sahiplerinin kucağına düşmüş, kendilerine spor medyası diyen acizlerdir, kuklalardır.. Öyle ki, seni bin bir taklayla konuştururlar, daha sonra neden konuştuğunu, altında ne yattığını sorgularlar.. Onlar konuş dediğinde konuşmalısın, sus dediğinde susmalısın.. Neler mi anlatmalısın.. Sen bilemezsin Anadolu, onlar bilir.. Kendini misafir sandığın bir programda seninle alay ederler, buna cüret ederler.. Sana kabadayılık yapılır, dövüş filmlerinde gelip arada bir dayak yiyen figüransın.. Aynı şekilde karşılık vermelisin ki, reyting orgazmını yaşasınlar.. Vermezsen adam değilsin Anadolu.. Adam değilsin..

Anadolu Kulübüm.. Mor-Beyaz sevdam.. Gözümden sakındığım.. Senin kurduğun güzel hayallerin yanında, onlar kabak gibi kirli.. Bırak o çok süper finallerinde takılsınlar..

Ve sevgili Türk Futbolu.. O çok temiz, görkemli, filminizde, figüranlar çekildi, filminizin alayı başrol.. Yazın, bozun, oynayın..

  Var olmayan seyirciler, var olmayan bir aktörü alkışlıyorlar..
Bense arkadan geçiyorum..
Umursamadan kimseyi..

Sivas Deplasmanı

Olayları sırasıyla anlatmak isterdim ama anlatacağım konuların içerisinde (bi cümlede) neden sırasıyla anlatamadığımı da anlayacaksınız.

Sivas Deplasmanı’yla başlayalım. Gitsem mi gitmesem mi bilemedim. Rükay ve bi kaç kişi daha gittiği için gittim. Hem yakın sabah git akşam Ordu’dasın. Havada kar var. Nere gidiyosun be çocuk ! Ama gidiyosun işte…

Sabah 07:00 gibi, otogarda toplandık. Ünye’den de Rükay’ı aldık Ünye > Akkuş > Niksar üzerinden gidiyoruz ama yol gözükmüyo o derece yani. Akkuş’un oralarda bi yerde otobüs daha gitmiyo. Kaldık yolda, napsak netsek can sıkıntısı indik aşağıya yolda kalan diğer arabalarla zaman geçiriyo çocuklar. Yardım ediyolar falan. Önümüzde de öküz gibi tır var. Şoförü kafaya almış bizimkiler, o bayırda tırı itecekler. :D Adama bağırıyo biri al boşa al abi. Adam boşa aldı bizimkiler biraz daha zorlasa sıçacaklar yani. Tır iyice geriye doğru kaydı. Bizimkiler kendinde suç bulmayacak ya gittiler şoföre saldırıyolar. Sen nasıl yolda kalırsın da, biz maça nasıl yetişiriz de, çek şu tırı şurdan falan. Adam 4 gündür tırın içinde yatıyomuş o karda (: Biz de yeni yolda kaldı falan sandık. Neyse yoğun kar yağışı altında tırın yanından kendimize bi yol açtık. Otobüsümüz geri geri düzlüğe kadar geldi. Bizimkiler kaptana gaz veriyo, hadi kaptan yaparsın kaptan yetiştir kaptan (: Hızımızı aldık tırı geçtik, geçerken de tırcıya küfrediyolar :D

Neyse yola deva ediyoz bi daha kaldık biz yolda. Akkuş’un bi köyü olması lazım. Otobüse zincir takacaklar, bizimkiler de otobüsten inip muhabbet falan ediyolar. Emrah diye bi çocuk vardı gittim onu karın içine doğru yuvarladım :D Kar adamın belini geçiyo. Bu düştü ben gülerken hooooop tığptıterw nefes alamıyom :D kendimi karın içinde buldum. Kalktım bi baktım Rükay. Koştum bunun peşine tuttuğum gibi attım kara. Oğlum baak ekiieeen eesüüük yapiiin baaak diyo :D Sonra tamam kalkıyom üstünden Rükay uzatma daha dedim. Ben üzerimdeki karları temizliyodum. Bu şerefsiz beni bi daha itti. Lan bi çıktım kardan düştüm peşine ama bi yerde bi soğuk geliyo, hissediyom yani normal bi soğukluk değil bu. Üstümü başımı çıkardım hep ıslandı bi baktım ayağımda ayakkabı yok. La nerde bu ayakkabının teki. Seke seke ayakkabı arıyom, çocuklar kenarda köşede buldukları küreklerle karın içinde ayakkabı aramaya başladı. Yok arkadaş, ayakkabımı bulamıyoz. Sonra biri gitti bi eve, camdaki amcaya “amca arkadaş ayakkabısını kaybetti, biz Sivas’a maça gidiyoz sen bize bi ayakkabı ver biz dönene kadar diğer ayakakbıyı bul değiştirelim ayakkabıları” diyo. Neyse çocuk geliyo elinde iki tane ayakkabı iyi diyom kendi kendime bi günlük idare etcez artık. Kaybolan ayakkabı da söylemesi ayıp beyaz – mavi tigerlarım vardı ya onun teki işte. :D Laaaan ayakkabıyı getiriyo ama kimin önünden geçse gülüyolar. Ulan bi baktım kara lastik bu :D La olum başka ayakkabı mı yoktu diyom ama dağın başında bunu bulmuşum daha ne isterim. Bizimkiler de yol boyu ayakkabıcı arıyolar, terlik alacaklarmış bana. Gökmen abi nerde market görse burdan ayakkabı alalım sana diyo :D Markette ekmek yok, bisküvi yok ayakkabı olcak anasını satim :D Otobüste de bizim nevaleler çalınmaya başladı. Hayır Caner yok, Neco yok bu deplasmanda kim çalar. Rükay’a diyom sen mi aldın, ben almadım. Batuhan sen? O da yok diyo. La kim aldı bunları o zaman al işte 2 tanesini almışsınız. Rükay’la zaten söz düellosuna giremiyom. Her zaman o haklı. Her seferinde de tamam Rükay sizin köy daha büyük diyom. Ama aynı köy olduğu sonradan aklıma geliyo.

Sivas’tayız, kızlar falan da var ama ben umursamam varmış yokmuş, utanmam yani :D Devre arasında çocuklar başladı bağırmaya “ekin baykal ekin baykal tigerlar nerede, tigerlar yok tigerlar yok kaldı bizim köyde” diye :D Sonra Mustafa abi var bizim Mustafa Poyraz’dan bahsediyom gazeteci. Geldi tribünün önüne herkes beni gösteriyo. Abi diyom görüyon dimi nasıl deplasman yapıyoz. Çekti fotoyu, atarım bunu gazeteye diyo. Abi diyom fotoyu çek de anı olarak kalsın, gazeteye atma :D Atmış gazeteye, bi de “Kara Lastiğe Talim” başlığıyla, rezil etti beni.

Bi de otobüsten inince polislerle kavga etmeye başladık. Bizimkiler ellerinde buldukları şeyleri polislere atmaya başladı. Torpiller patlıyo peşpeşe. Aklı sıra polis hesap suruyo otobüsün arkasında yazıdan dolayı. Dayağı yiyecek haberi yok. Kim yazdı bilmiyorum ama :D iyi aklına gelmiş. Rükay da yukarıya Melet Fidangör yazmış. Aradaki küfürler de Tolga Kırkaya’ya ait. Polise edilen küfürün ise yazarı bilinmiyor.

hiç bitmeyelim

Bişeyler olsun istersin, o istediğin şeyler olsun diye olmadık anormallikler yaparsın. Sen eski sen değildirsin. Kendin olmaktan çıkıp, çoook uzaklarda bi yerlere gitmişsindir aslında. Ararsın kimi zaman ama bulamazsın.

Sonra bi gün karşına çıkar. Keşke hiç görmeseydim, o’nun için ileride keşke hiç tanışmasaydım diyecektirsin. Belki lanetler de okursunuz birbirinize belli mi olur. Onca güzel şeyler yaşamışsınızdır. Her ne kadar çevreyi kafana takmasanda o çevre piyangodan çıkmışcasına istemediğin şeyler söyleyecektir sana. Olmaz be birader, olmaz canım kardeşim, yürümez demiştim sana, senin neyine ulan gibi benzer cümleler kuracaklardır senin için. Bunların hepsi olurken sen ne küfürler edeceksin, kendini sana zarar verecek şeylerle yalnız bırakacaksın, en azından deneyeceksin. Acı çekmek isteyeceksin.Sen bunları benim yaşadıklarımın aynısını yaşadığında anlayacaksın.

Sana diyeceğim o ki, biz hiç başlamayalım, başlayan herşey öyle ya da böyle bitiyo. Yani biz hiç bitmeyelim.