Karşıyaka Maçı, Ünye ve Ordu…

Merhaba Nazım Abi, Merhaba Karsıyakam

Biliyorum bu yazı için çok küfürler yedim. Ayıp ettin de diyebilirsiniz ama verdiğim bir başka sözü de gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Biraz garip bi mutluluk ama işte öyle. Ben Karşıyaka’dayken de Nazım abilerde kalmıştım. Gerçi ev vardı ama çok ısrar etti gel bende kal diye o yüzden kaldım yani (:

Neyse artık şu bol bol güldüğümüz, ölümle yaşam arasındaki anlara girip girip çıktığımız Orduspor - Karsıyaka maçının öncesi ve sonrasıyla sizi başbaşa bıraksam daha iyi olacak.

Genel olarak kadroumuz şöyleydi; Ben, Rükay, Serkan, Umut, Batuhan, Yavuz, Sefa, Elif, tabi duruma göre değişiklikler de oldu, günün belirli saatlerinde aramıza katılan, sonra yok olup gidenleri de biliyoruz.

Nazım abimleri almak için Çarşamba Havaalanına gittik. Bu gidiş-dönüşlerle zaman harcamayalım. Dönüşte Ordu’ya otobandan geçmemiz lazımdı ama öncesinde Yalıköy’e gidip Engin abimi ve Hanımını oraya bıraktık. Köfte de yemiştik yanılmıyorsam. İşte bakın diyorum size hatırlamıyorum diye, Batuhan’la Sefa vardı dimi yanımızda? (: Nazım abi köfteden bi parça ısırdı “hmm çok güzelmiş ama ben daha yemicem çocuklar” dedi :D Şimdi sorsan hatırlamıyorum ben öyle bişey demedim der ama dedi işte, Ordu’nun meşhur köftesini beğenmediğini söyledi. Bunu not edin bi yerlere…

Neyse Ordu’ya geldik, Boztepe’ye çıktığımızı tahmin ediyorum. En azından öyle bi düşüncemiz vardı, yok yok çıkmış olmamız lazım. Buraya gelip de oralara çıkmamak olmaz. Tabi bizi ekip Yavuz’ların derneğine de gittiğini unutmadık yani bunları tek teeek yazdım bi kenara.

Yazılanların sırası işleyişine göre olmasa da (: akşam akşam Ordu Lisesi’nin orada “abi bunda ne yazıyo?” sorusuyla açılan “ÇARŞI” pankartını da hatırlatalım. Sonrasında pankartı açtıktan sonra katlamak için kimsenin oralı olmadığını da unutmadım (: Abi dedim çıkarma şimdi pankartları, bak sen uğraşırsın! Ama yok. Hayır illa yaşımızın büyük mü olması lazım dinlenmemiz için?

Bi arada da kahveye gittik, şu bizim stadın altında Güven abinin yerine, stada girip fotoğraf da çekinmiştik. İhale mi oynamıştık tam hatırlamıyorum ama emin olduğum tek şey herkesin başka şeylerle ilgilendiğiydi. Şimdi fotoğrafa bakın ne görüyosunuz? Elif, elindeki kartına bakıp aa kupalı 7′li derken Serkan’la Sefa’da bakıyım nasıl bişeymiş? bahanesiyle Elif’in elindeki kağıtlara bakıyolar. Nazım abi’de yorgunluğunu atamamış üstünden ama baksanıza sinsi sinsi düşüncelere dalmış. “Sinekten girsem, 4,5 en fazla 6 alır. Maça deseeeem batarım. En iyisi ben bu ele girmim” der gibi bi ifadeyle oyuna devam ettiler. Ya Batu n’olacak? O hep ayrı bi dünyanın insanıymış gibi, Nazım abiye bakıyo ve düşüncesi büyük ihtimalle şöyle “ulan bu el nazım abiye kalcak gibi en iyisi ben bi tane tost söyleyeyim de karnım doysun” :D

Neyse birader sonrasında gece için bi alışveriş yaptık, bu yaptığımız alışverişle gecenin pek bi hareketli geçeceği belliydi.  (: Malzemeler sağda gördüğünüz gibi, bi de daha aşağıda solda da hali hazırda Ünye’deki evde olan kadro var. Ben bir sigara karşıtı insan olarak 6 paket sigara görüyorum orada. Ancak diğer maddelere, karşı bi tutum içerisinde olamam. 2 adet istanblue, 1 adet binboa vodka, 26 tane bira ve yanında çıtır, çerez artık ne bulduysak. Nazım abiyle Batuhan fazla hızlı gitmedi. Karadeniz’in havası çarpar gibisinden bi korkusu mu vardı bilmiyoruz ama yine ne varsa bizim tayfada vardı. Umut, Sefa, Rükay, Yavuz, Serkan ve Ben hızlı gidenler kervanında yerimizi aldık.

Masamızı kurduk, çereziydi, meyvesiydi mezemizi de hazırladıktan sonra muhabbet eşliğinde vurduk kafaları. İçiyoz ama diyorum kendi kendime kimseye bişey olmaz umarım (: Ne tür muhabbetlere girdiysek artık, bi ara bağıra bağıra bişeyler söylüyoduk birbirimize. Vodkanın biri bitti, ikinci açıldı, sorna üçüncü açıldı derken bizim kafalar hafiften güzelleşmeye başladı. Sonrasında biralarımız da açıldı. Ben ağladığımı hatırlıyorum. Ya annemle ilgili bi konu geçmişti ya da başka bir konu. Ama içerken gözümden yaş geldiğini hatırlıyorum. Abi çok duygusala bağlıyorum ben kafam güzel olduğunda. Öyle böyle değil, yeterki kafam güzel olsun. Sonrasında açın bana bi Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Kazım Koyuncu, Ahmet Kaya… Öyle vura kıra bi ağlama değil, bir yandan içerken başımı hafif eğerim, gözümden yaşlar akar. Ama durmak bilmez kolay kolay. İşte yürekten severken, acıyı yüretken hissetmenin göz yaşları oluyor demekki onlar.

He nerde kalmıştık, biralar da açıldı, içildi teker teker. İşte şimdi Serkan’ı tutabilene aşk olsun. Diyorum arkadaş bu çocuğa alkol yaramıyo, ne yapacağı belli olmaaaaz. Saat gecenin 03:00′ü tutturdu bana bira alın gelin. Öyle adam gibi de söylemiyo, ekiin bana bira alın kardeeeş, nerden alıyosanız alın alcaksınız benim için Ordu’ya da gidip bira getirceksiniz. Ya serkan bi sus otur oturduğun yerde. Yok! Bira getirin bana. O sırada Nazım abi girdi araya, Serkan bi dur oğlum sakin ol iki dakka. Serkan başladı Nazım abiye laf söylemeye, Abiii bak abimsiiin, canımsııın söyle şunlaraa bana bira getirsin. Bak kalbiiiize bıçak atarım bak. Kalbiizin ortasına bıçaak atarım. Lan Serkan adamı sinir etme, otur lan biz seni çekmek zorunda mıyız! Adam gibi iç. Serkan, tamam kardeeş otururum ama bana bira alcaksınız. İyi dedim Serkan bira almaya gidiyorum ben ama adam gibi otur biz gelene kadar. Bizim de kafalar uçmuş bi vaziyette ama az çok ne yapacağımızı biliyoz. Ben gidiyom bira almaya dedim arabaya indim. Yavuz’da geldi. Yavuz’un kafa da gitmiş :D Aşağıda arabada olanları bi ben biliyom, yukarıdakilerin haberi yok. Ben şoför koltuğundayım oturuyom Yavuz geldi. Yavuz’a, kanka ben çok kötüyüm yaa, ne yaptığımı bilmiyom. Gözüm çok pis dönüyo diyom. Bişey olmaz kanka benimki de dönüyo diyo. Sonra nasıl oldu bilmiyom ama kendimi bi anda Yavuz’la yer değiştirmiş olarak gördüm. Yavuz şoför koltuğunda oturuyo. Bana diyoki anahtarı ver. La napcan anahtarı? Kanka merak etme sen bana güven, sen kardeşine güven anahtarı bana ver. Ya Yavuz verim de birader söylesene napcan anahtarı? Kanka sen versene anahtarı arabanın farlarını yakcam, yanıyomu diye kontrol etcem. :D :D Arkadaş az bahaneye bakın yaa :D O sırada ya bi siktir git yavuz dediğimi hatırlıyom :D İnsan sallarken biraz tutarlı sallar yahu. Arabanın ışıklarını kontrol edecekmiş :D Hee yavuz anlıyom derdini kardeşim (:

Neyse zaman geçtikten sonra biz eve çıktık. Ayırdığım biralardan içiyom ben. O sırada Nazım abiden telefonu aldım, balkona çıktım. Birini arıyom (: Aloo, napıyon? Sen beni nasıl unuttun lan şerefsiz diyom. Sonra da kafam güzel bak, valla beni sinir etme atlarım diyom. O sırada yanımda birini gördüm beni tutuyodu. Çoktan bacağımın tekini atmışım balkonun demirlerinden dışarıya. Atlayacam yani kaçarı yok :D Bi de serkana sakin ol diyom. Ama kıza da telefonda, bak atlıyorum beni tutuyolar, yoksa atlarım. :D O sırada Umut’mu geldi acaba yanıma, aldı telefonu benden konuşmaya başladı. İşte sen Ekin’i boşver, biz varız yanında. Merak edilecek bişey yok. (: Girdim salona tekrar. Neler yapıyoduk o sırada bilmiyom.

Bi kere Serkan’ın kusmasını unutmamız mümkün olamaz. Önce Nazım abi gitti yukarıya yattı. Serkan’ı da yatırdık salona. Ama var mı böyle bi dünya yaaa, adam uykusunda kusar mı arkadaş! Uyurken yaa, uyuyo resmen. Kafasını kaldıramıyo. Başladı kusmaya. Amına koyim serkan, amına… Kanepe, halı, yerler hep battı.

Sabah oldu… Uyananlar toplandı salonda. Umut, Yavuz, Batuhan.. Lan kalkın maça geç kalcaz. Rükay kalk! diyom ben gelmiyom siz gidin diyo. Serkan kalk! diyom, sen kimsin diyo. La olum kalkın sikicem belanızı diyom yok. Serkan kalkıyon mu kalkmıyon mu birader diyom. Tutuyom bunu oturur pozisyonuna getiriyom. Rükay’ı da öyle kaldırmak için yan kanepeye geçiyom. Hooop serkan yine gittiiii, başlıyo uyumaya. Tekrar uyandırıyom, serkan bak kalk yoksa kötü olacak. Ses yok. Lan kalk! Ses yok. Kafam attı, mutfaktaki şişeyi aldığım gibi Serkan’ın kafasından aşağıya… Şimdi kalkma Serkan dedim. Bi küfürler ediyo, sikicem yapcanız işi de kalkcaktım zaten de, iki dakika sabredemediniz de :D O sırada Rükay’a döndüm, Rükay kalkıyon mu birader? Yok. Al amına goduum, boşalttım suyu onun da kafasından aşağıya. Elimi tutuyo, tuttukça şişedeki su etrafa dökülüyo. Sonra serkan mıydı kimdi bilmiyom almış suyu benim kafamdan aşağıya döktü. La siz misiniz beni ıslatan! Aldım büyük şişeyi düştüm bunların peşine yerler hep su oldu. Sonra ya Serkan’ın ya da Rükay’ın peşine düştüm, üst kata kaçmaya çalışıyodu yerler hep ıslak, yere bi düşüşü var :D Gülmekten elimdeki su şişesiyle kendimi ısladım :D :D

O sırada biz salonda beklerken biri daha geldi. Batuhan dediki herkes uyuduktan sonra biri kusmaya başladı kimdi o? Sefa dedi ben kustum diye. Dedim olum evi batırdınız amına koyim yaa temizleseydin bari. Kanka merak etme camdan aşağıya kustum dedi. :D La sen ne diyon? Nerde yattın sen dedim. E bana gösterdiğin yerde dedi. Salonun perdesini açtım cama bi baktım, camı bok götürüyo. Amına koyim bu ev dublex, üst katta yattın camdan kusunca yine bizim cama geleceğini hiç mi düşünemedin :/ Amına koyim dedim nasıl sövüyom varyaa, camın eşiği camın her tarafı leş gibi olmuş.

Neyse hazır Serkan da uyanmışken, dedimki Sefa sen camı sil, Serkan sen de şu kustuğun yerleri temizle. Serkan başladı ben nere kustum da ben kusmadım, ben hayatta kusmam. La olum bu kadar insan yalan mı konuşuyo? Sen nerde yattın burda, bak kanepede bile var. Şu yeri temizle kanepeyi ben temizlerim diyom. Adam ne yapsa iyi, amına goduum gitti kustuğu yere bakıyo ben yemedim bunları diyo :D La bi insan bu kadar mı şerefsiz olur, adam yerdeki pislikten neler yediğini hesaplıyo. Onu bile yanlış hesaplıyo. Sen bunu temizlemeden evden çıkmak yok dedim. Herşey temizlendi, düzenlendi çıktık evden. Sabah sabah herkes uykulu bi şekilde Ünye’yi geçtik durduk bi benzinlikte. Arabaya benzin alıyoz o sırada biri açtı horon (: başladık benzin istasyonunda horon tepmeye (: Bileni de oynuyo bilmeyeni de… Tabi bu Karadenizliler içinde horonu en iyi ben çekiyom. Sonra da Nazım abi… Ordulular utansın ben daa ne diyim size (:

Neyse bindik yeniden üzerinde Kaf Kaf logosu olan arabamıza yola devam ettik. Ordu’nun girişinde polisler tarafından çevrildi aracımız, böyle girmeyin şehre diyo. Benim abim gelmiş izmirden sen neyin hesabını yapıyosun diyorum ama yok (: ikna edemedik. Öyle işte, sonunda bitti.

Nazım abimi aldığımız gibi Çarşamba Havaalanına götürdük. Elimizden geleni yaptık. Giresun deplasmanına da bekleriz ;) Ama içeceksek Serkan’ı almayalım, ya da alırsak ona daha sağlıklı şeyler alalım, mesela süt falan (:

Bu yazı da bitti sonunda, üzerimden nasıl bir yük kalktı anlatamam.

Çamdibili Karsıyakalılar | Ekin Baykal

2 Yorum
▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀

  • Serkan kimse helal olsun :D Valla bravo bu günlerimizi özledim bende. Ama genelde sarhoş olan taraf ben oluyodum :D

  • çamdibili karşıyakalılar

    serkanı seviyoruz :) ))ama ekin eksük yazmısın :) hafıza sorunumu basladı .boztepeye cıktık türk kahvesi içtik.ordudaki bakkalın sigara aldığımda abi sen izmirden gelmişsin bizim misafirimizsin deyip para almadığı unutulmazlar arasında tabi .. bu arada ben en az senin kadar ordusporluyum fidangörlüyüm hani :) )))

Yorum yapın

Alttaki doğrulama kodunu yazmazsanız yorumunuz yayınlanmaz.
 
Alttaki ifadeleri de kullanabilirsin. Üzerine tıklaman yeterli.
;) :P :3 :/3 :/ :) :( 8)