Değişik bi hastalık, daha doğrusu karmaşık bi hastalık bu benimkisi. Başlangıcı 4 gün öncesine dayanıyor sanırım, o günlerde belirtileri gözükmese de yedik bi yerden rüzgâr falan. 9 saat süren bi pankart çalışması yaptım, havadaki güneşe aldanarak t-shirtü çıkardım, rüzgar estikçe de ohh estir Allah’ım diyodum içimden :-) Esti gördük günümüzü. Sonraki gün de sahilde boyama işlemine geçtim pankartın. Bunlar henüz hastalığın ha’sını oluşturuyor geri kalanını ise cuma gecesi stadın önünde sabah 5′e kadar beklememiz tamamlayacak. Perşembe akşamı Umut, Serkan, Can anlaştık, cuma gecesi dışardayız ve içiyoruz. Sahilde kafalar biraz hoş olduktan sonra, daha önceden aldığımız bir duyum için 19 Eylül Stadı’nın oraya gidiyoruz sabahlamaya. Atatürk kapalı spor salonunun betonlarına yattım hiç düşünmeden, üzerimde de şort ve forma var. Sabahın soğuğunu da yedikten sonra, hem sahilden aldığımız şifayla hem de stadın oradaki şifayla şu anda yatakta yatmakla meşgulüm. Aldığım duyumlara göre Umut’ta hastalığın son safhasında, yataktan kalkamıyomuş. Ne diyelim geçmiş olsun. Orduspor için herşeye değer. Unutmadan da söyleyelim, aldığımız duyum da giresunlular stadımıza gelip spreyle yazı yazacaklar şeklindeydi ama gelen giden olmadı.









▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀