ekN?

  Buraya yazdıklarımın benzer ve belki de birebir aynısını aşağıda da göreceksiniz ama düz yazı olarak ve uzun uzun anlatmak benim işim olduğundan bu sefer de böyle bir giriş yapmak istedim. ’89 doğumlu, hayattan bir türlü istediğini alamayan, belki de ne istediğini bilmeyen gençlerden sadece bir tanesiyim. Tasarım konusunda en olmadık şeyden fikir üretebilen bi beyne sahibim. Hayatta değer verdiğim şeyler bir elin parmaklarını geçmez. Olaylara karşı hep iyimser davranırım, tabi ki bunun çözüm olmadığı yerde şiddete başvurmam gerekiyorsa tereddüt etmem. Futbolu sevmem ama tribünü ve deplasman otobüsündeki ortamı hiçbirşeye değişmem. Kızları ve onların şımarık tavırlarını çekemediğim için ne çok fazla kız arkadaşım vardır ne de düzenli bi sevgilim. Sevgilimin olmasını ben de isterim ama bu devirde güvenilecek kız bulmak çok zor, bunu siz de biliyosunuz. Ayrıca belirtmekte de fayda var, eğer bana göre birini tanıyosanız mutlaka beni onunla tanıştırın. Bu siz de olabilirsiniz yani (:

  Lise yıllarımda sınıfta kalsam ve yanlış bir tercihle sözeli seçsem de, yaptığım işler dolayısıyla sayısal bir beyne sahibim. En azından lisede ve üniversitede 100 aldığım tek dersin Matematik olduğunu düşünürsek yanılmadığımı sizler de onaylayacaktırsınız. Şu anda Ordu Üniversitesi öğrencisi olarak hayatıma devam etsem de, bu sınava da girip başka bir şehire yerleşebilirim. Turizm okuduğum için ve babamın da eski bir İngilizce öğretmeni olduğunu düşünürsek yabancı dilimin sokaktaki bir çok insandan daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Son 4 senedir yazları düzenli olarak Bodrum’a gidiyorum, her zaman yazın değil tabi ki, geçen sene kışın gidip kafamı dinlediğim de olmuştur. Ailemin hayat felsefesinden gelen bir kişiliğe sahip olduğum için, özgür yaşamayı ve aklıma gelen herşeyi yapmayı çok severim. Mesela Haziran ayında, Çamlıhemşin’de bir dağ evinde 4 günlük tatilimi yapacağım ve eğer bir aksilik olmazsa yıllardır hayâllerimi süsleyen VosVos’uma da temmuz gibi kavuşmuş olurum. Bu yaz, önce kısa bir Bodrum tatili, sonrasında Ünye’deki evde 14 – 15 gün dinlenir sonra da günlerce Efirli’ye veya Mavi Dünya’ya atacağımız çadırda kalırım. Hazır bunu okuyorken de söyleyeyim, çadırı tek başıma atamayacağımdan, ortak olacak birileri varsa beni tanıyıp tanımadığınız önemli değil, çadıra ortak olabilirsiniz. Bunun dışında Grafik Tasarım ve Web Tasarım yaparım. Bunda anlaşılmayacak bişey yok. Ve unutmadan, kafama ne zaman eserse buradaki yazıları siler,  farklı farklı şeyler yazarım. Az kalsın unutuyordum demekten her ne kadar bıkmış olsam da, çok fazla unutkanım. Yani hemen hemen her yazımda da dile getiriyorum ama işte örnek verecek olursam, Mart ayının sonlarına doğru bi gün merkeze geldiğimde arabayı nereye park ettiğimi unutmuştum ve eve dolmuşla gitmiştim. Öyle ufak tefek unutkanlıklar değil yani (: Her zaman olmasa da bi gün oluyo, o gün içerisinde çok bişey hatırlamıyorum. Kim bilir buraya kadar okuduğunuz yerde ve aşağıda okuyacağınız yerlerde ne yazım yanlışlarıyla, anlatım bozukluklarıyla karşılaşacaksınız. Umrumda değil abisi, burası benim çöplüğüm ;) Beni tanımayanlar için söylüyorum, fotoda ortada duran şahs-ı muhterem benim. Ve sanırım bu fotoğraf Orduspor – Gençlerbirliği maçına ait.

ilkokuldan üniversiteye…

Anasınıfına dair çok şey hatırlamıyorum. Hayatımın yalansız, içten, mutlu ve en temiz yıllarını ilkokulda geçirdim. İlk dostumla o yıllarda tanıştım ve 5 yıl boyunca aynı sırayı paylaştım. O okula gitmek için her sabah annemizin elinden tutarak elekçi köprüsünün sonuna kadar birlikte yürürdük. Köprünün sonunda ise abimle birlikte yola devam edip, okulumuza giderdik. Yanlış hatırlamıyorsam sınıfın en çalışkan 2 öğrencisinden birisiydim. Öyle ya sınıflar arası yapılan bilgi yarışmalarına bizim sınıftan 3 kişi katılıyordu, biri de bendim.

Şu anda Ordu Üniversitesi, Turizm ve Otel İşletmeciliği II. sınıf öğrencisiyim. Sınav tercihinde ilk sıraya Bilgisayar bölümünü yazsam da Turizm’le yetinmek zorunda kaldım. Bilgisayar bölümünü istedim, çünkü grafik tasarım konusunda  her ne kadar profesyonel olmasamda  kendimi geliştirsem inanıyorumki gerçekten tasarım dehası olurum. Tasarım konusunda en olmadık şeyden fikir üretebilen bi beyne sahibim.

hayatın içinden

Hayatta değer verdiğim en büyük özelliğim, mükemmel ve çok geniş bir anlamı olan Özgürlük kelimesini artık bir parçam gibi hissediyor olmam. Özgürlüğü yaşamak güzel ancak başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece. Ayrıca gezmeyi, yeni yerler görmeyi, yeni arkadaşlıklar edinmeyi ve bana her türlü acıyı yaşatsa da yaşamayı çok seviyorum. Yüzyüze konuşurken pek açık sözlü olamıyorum, biraz utangaçlık da var tabiki bunu tetikleyen. Özgür olmadığımı hissettiğim yerde bi an bile durmam. Bu yüzden özgürlük gibi güzel bir duyguya, vazgeçilmez bir özelliğe sahip bir kişiliğim var.

gökkuşağı misali

İnsanların bir duruşa sahip olmaları için, önce siyasi görüşleri olması gerektiğine inanan biri olarak, işçinin ve emekçinin her ne kadar hakkını savunur olsak da bir türlü işçiler ve emekçiler tarafından sevilmeyen insanlar olarak tanıtılan kimine göre solcu, kimine göre mücadeleci ve emekçi ama en çok da sosyalist bir kimliğe sahibim. Ve her alanda sonucu ne olursa olsun doğru bildiğim şeyleri, yanlış olduğuna inandırdıkları güne kadar savunurum. Ve bir gün hayatımı devam ettireceğim kızı bulduğumda, o’nun da böyle düşünmesini isterim. Ya da düşünmesin, ben onu doğru bildiklerimle ezerim ;)

heryerde !

Bu güne kadar hemen hemen Türkiye’yi dolaştım. Oralarda ne yaptım? Neden gittim? Kimle gittim? bunları anlatmak yerine gittiğim şehirleri aşağıya yazdım. Yoksa diğer türlü bu işin altından kalkamazdım.

Ankara, Bursa, Bolu, Çanakkale, Çorum, Rize, Samsun, Giresun, Malatya, Gaziantep, Alanya (Antalya), Bodrum (Muğla), Aydın, Manisa, İstanbul, Sakarya, Isparta, Kocaeli, Mersin, Karabük, Konya, Zonguldak, Bartın, Balıkesir, Tekirdağ, Erzurum, Gümüşhane, Sinop, Kastamonu, Trabzon, Ordu ve İzmir

medyamışımsı

Lost ve Prison Break’den başka dizi izlemem, film olarak da genelde yabancı filmlerin orjinallerini izlerim. Hem yabancı dilimi geliştirmemde büyük önemi var, hem de Türkçe dublajlı filmleri sevmediğim için tercihimi orjinalden yana kullanırım. Film ve dizilerde yabancılar ağır bassa da dinlediğim müziklerin hepsi Türkçedir. Özgün müziği tercih ederim. Grup Yorum, Kâzım Koyuncu, Onur Akın, Ahmet Kaya, Edip Akbayram, ve özellikle Zülfü Livaneli’nin şarkılarını bıkmadan dinlerim.

biraz daha üstelersek

Kesinlikle istanbul takımlarını tutmam. Ordusporluyum ve bundan çok mutluyum. Daha doğrusu Anadolunun neresine gitsem o takıma yakınlık duyarım. Buradan kalkıp Erzurum’a gitsem, amatörde de olsa Erzurumspor’un bütün maçlarına giderim. Bu konuda çevremdekilerin olumsuz tepkilerini alsam da  kendimi değiştirmeyeceğimi ve değiştiremeyeceğimi çok iyi biliyorum.

“ve”

Özgürlük için ölmek, zayıfça boyun eğmenin gölgesinde yaşamaktan daha asildir çünkü ölümü elinde gerçeğin kılıcıyla kucaklayan kişi gerçeğin sonsuzluğuyla ebedileşir, çünkü yaşam ölümden zayıftır ve ölüm gerçekten zayıftır.

 

23 Yorum
▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀

Yorum yapın

Alttaki doğrulama kodunu yazmazsanız yorumunuz yayınlanmaz.
 
Alttaki ifadeleri de kullanabilirsin. Üzerine tıklaman yeterli.
;) :P :3 :/3 :/ :) :( 8)