Åžimdi seni düşünüyorum. Karşımda, bir ÅŸehrin ışıkları vuruyor dalgalara…
Archive for the 'Blog' Category
Ya abi, küfür edemem. Bişey diyemem. Nefret edemem. Şerefsizlik yapamam. Bırakamam. Görmezden gelemem. Konuşamam. Yoksayamam. Dolduramam. Kaldıramam. Ben bazı insanlar gibi olamam.
Ne bilim nasıl tarif etsem anlamadım. Ya birader ben farklıyım, herşeyle, her düşünceyle farklıyım. Götümün kalkması da bu yüzden. İnsan kendini över mi demeyin! Hem överim, hem söverim.
Mesela; yardıma muhtaç birine elimde avucumda ne varsa istediği an verebilirim. O yüzden insanlar beni çok kolay bi şekilde kullanabilir. Her insanı kendim gibi gördüğüm için yüz defa yanılsam da yine yaparım yapacağımı. Hayatta verdiğim yanlış kararlar bi daha karşıma çıksa yine aynı kararı veririm. O yüzden sevinçlerim anlık olur. Ta ki hata olduğunu anlayana kadar.
Ne olursa olsun insanları severim mesela. Ayırt etmem. Ha tamam belki bana çok çektirmişlerdir. Belki hayatı zindan etmişlerdir ama onların da bi bildikleri vardır sonuçta. Kızmak, küsmek yok.
ya arkadaÅŸ, ÅŸu sıralar anlatmak istediklerimi anlatamayacak kadar kafam dağınık…
Bu gece böyle bi deÄŸiÅŸiklik yaptım, merak etmeyin önceki tasarımı silmedim. Kuzey Cephesi tasarımı standart olarak kalacak blogda zaten. Kısa süreliÄŸine bu temayı kullanıyorum. Zaten çoÄŸunuz bilmez belki ama blogumu ilk açtığımda bu temayı kullanıyodum. Yok ben bu temayı beÄŸenmedim, ben eski temayı istiyorum diyenler varsa aranızda saÄŸ taraftaki menüleri görüyosunuz, aÅŸağıya doÄŸru inin. SaÄŸ menünün aÅŸağıdaki bittiÄŸi yerde “Sürpriiiiz” yazısını göreceksiniz. Açılır menüye girin “wufuu”yu seçin. Bulamadınız mı? Bulamazsınız tabi eÅŸÅŸekler öyle bi yer yok çünkü (: Kısa süreliÄŸine bu temayla idare edeceksiniz. Üzerine deÄŸiÅŸiklikler yapmaya baÅŸladım ÅŸimdiden, bakarsınız Kuzey Cephesi’ni buna uyarlarım ortaya karışık biÅŸeyler çıkar. Saat neredeyse 04:00 oldu, uyusam fena olmaz. (saat neredeyse 04:00 oldu derken harbiden saat 03:59′muÅŸ :D )
çok kötüyüm dostlar, bildiğiniz gibi değil bu sefer felaket terliyorum. Alnımda sirkeli bişeyler var ama ne olduğunu ben de bilmiyorum. Halbuki sabah hiç bişeyim yoktu.
Öyle ki ben doktora gitmeyi düşünecek haldeyim, anlayın artik nasıl acı çektiÄŸimi. Sinirden dudaklarımı ısırdim, acımadan kanattım. Belki hastalığın acısı azalır diye…
Merhaba…
Sana söylemek istediğim çok şey var. Sana anlatmak istediğim. Senin de bilmeni istédiğim. Birlikte güleceğimiz anılar, birlikte üzüleceğimiz sorunlarım var.
Artık çok yoruldum, bildiğin gibi değil. Hoşçakal cennetim. /seher
Åžu anki haline pek benzemese de bittiÄŸinde bunun gibi bir ÅŸey olacak. SaÄŸ tarafta fotoÄŸraf bandı, ortada ise sayfayı her açtığınızda hangi arkadaşım benim hakkımda ne dediyse o çıkacak. YavaÅŸ yavaÅŸ bitiriyorum. Bu arada abimin askerliÄŸi bitti. Buradan da bunun müjdesini vereyim, hepimizin gözü aydın. 10 gün içinde Zonguldak’a gidecek. Belki ben de giderim de oradan geçerim Bodrum’a.
Ayrılığı seçtin mi her şeyi götüreceksin yanında
Geriye hiç bir şey kalmayacak
Söylenmemiş sözler kalmamalı bıraktığın yerde
Gittin mi adamakıllı gideceksin
Hiç bir özlem kalmamalı dönüşleri emziren
Demem o ki… Böyle gidilmez
Büyük olmalı ayrılık
Uçsuz bucaksız, dursuz duraksız olmalı
Telefonun numaraları sesime düşmemeli
Yolların yoluma değmemeli
Hiç bir anıya, hiç bir dizeye, hiç bir şarkıya yenilmemeli ayrılık
Şiirler okununca unutulmalı
Hasret dokununca uyutulmalı
Rakının, şarabın diktasında titrerken yürek
Gözyaşlarının debisi arttığında
Gece inmişken ayak parmaklarına kadar
Yahut gün doğarken
Yatağının diğer yastığındaki boşluk tecavüz ederken gözlerine
Ne bileyim tek başına yiyeceğin sofrana iki kişilik servis açtığında
Susacaksın .. Duracaksın
Gitmenin hakkını vereceksin
Ayrılık gurur duymalı seninle
Gidersen… Sözün ayaklarına geçiyorsa
Ayakların yakınımdan geçmeyecek
Ayrılığı seçtin mi büyük olacak ayrılık
Matematikten 100 ve 75 almanın tek nedeni vardır. O da her fırsatta ders çalışmak. (:

her zaman ve her yerde (:
GeçtiÄŸimiz günlerde evdeyim, açmışım laptopta bi film onu izliyorum yattığım yerden. Telefonum çaldı, keyfimi bozar mıyım hiç! Filmi izlemeye devam ettim, ulan bi daha çaldı. Ekrana bile bakmadan Alo? dedim. “Sayın abonemiz bu bir
ödemeli aramadır…” Batuhan olduÄŸunu anladım tabi (: Onunla öyle bi anlaşıyoruz ki, o ödemeli atıyo ben mesaj atıyom ama ne hikmetse bi ÅŸekilde buluÅŸuyoruz. Geldi eve, hadi dışarı çıkıyoz. Giydim üstümü başımı, o geldiÄŸinde zaten televizyonun karşısında yatıyodum. Neyse indim merdivenlerden o da ne (: Kara ÅžimÅŸek misali, hafif mat bi siyahi görünümüyle canavar duruyo dış kapının önünde (:
Şansımıza da hava soğuk değil, hani sıcak eser ya rüzgâr bazen. Aynı o şekilde. Ama nereden bileyim arkadaş motorda götümün donacağını. Aslında 15 dakikalık harika da bi videomuz var ama onu youtube kabul etmedi çok uzun
diye. Motorda plaka yok, polislerden nasıl kaçacağımızı şaşırdık (: Bi ara öyle çıkmaz yerlere girdik ki, kaybolmamak elde değil. Hazır kimse de yokken etrafta, Batuhan ihtiyaç molası verdi. Bi de diyoki bu harç bu duvarda daha tutmaz (: (:
Güzel bi geceydi, belediyenin arkasındaki balık evinden geçerken, balık yiyenlere afiyet olsun dedim (: Bi ara anayolda kırmızı ışıkta durduk, 3-4 tane Ordulu olmadıkları belli olan adamlar “gençler burada kahve nerede var?” diye sordular. Dedim abi otogarın arkası hep kahve dolu. Fidangör’ün önünde Orduspor atkılı 3-4 tane kız gördüm, ÅŸaşırdım bunlar kim acaba diyom kendi kendime. Köprübaşı’nda da bizim elemanlardan birini gördüm, yanında bi iki tane kız vardı .Sevgilisiydi herhalde. Tabi belirli aralıklarla beni eve götür diye yalvardım batuya, soÄŸuÄŸu artık içimde hissetmeye baÅŸladım çünkü. Ayrıca adını sonradan deÄŸiÅŸtireceÄŸini söylese de Batu’ya da ufaktan bi blog açtık. Blogunun ilk yazısını da ben yazdım, “Merhaba Åžekerim” diye; buraya tıklayarak girip okuyabilirsiniz.
Ekin Baykal’ın üniversite hayatı boyunca aldığı en yüksek nottur. Tarihe altın harflerle yazılsın. Bu belki de üniversiteyi bu sene bitireceÄŸinin kanıtıdır.
![]()















Yorumlar