Bi kaç günü sığdırsam

Olayların gidişatını hatırlamıyorum. Lanet olsun ki çok kötü bir hafızam var bunu bir kez daha söylüyorum işte.  Ama Bursa maçından bi gün ya da iki gün önce Batuhan’ın yanına gitmiştim, dikkatimi çekti. Benim arabanın arkasına yazdırdığım “böö”yü gitmiş motorunun arkasına yazdırmış :) Bu arada gecenin bi yarısında Batuhan’la Ordu sokakları başlıklı yazım vardı ya, işte bu motorla gezmiştik. Bursa maçı geçeli 3 gün olduğuna göre 2′de önceden yani bu fotoğraf 5-6 gün öncesine ait. Hay amına koyim böyle hafızamın yaa!

Hani son zamanlarda deplasmanlarda çıkan olaylar var duyanlarınız vardır illaki. Emanetiydi, şuydu buydu. Bunu kullanmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Hayatta kimseye silah çekmem. Dedem derdi ki, karşındaki insana silah ya da bıçak çekiyorsan mutlaka elindekinin hakkını vereceksin. O yüzden adam öldürme veya yaralama bana göre değil. Tabi yeşil beyaz renklere bürünenler ne kadar adam onu da sorgulamak gerekir. Bu sadece savunma amaçlı, başka bir sebebi yok. Ruhsatlı da zaten, pek sorun olacağını sanmıyorum. Şimdilik arabanın torpidosunda dursun. Deplasmana gittiğim yok zaten artık, bir işe yaramaz.

Sonraki gün Denizhan’la buluştuk. Melih ve Özgür’le buluşacaktık, konunun ne olduğunu biz bilmesek de oturup konuşuruz diyerek çağırıldık. Önce patroniçem aradı, bizim dükkana geçtim. O sırada TKP’den aradılar. TKP’ye geçtim ayaküstü diğer arkadaşlarla tanıştık. Sonrasında tekrardan geldim bi kuşburnu daha söyledim kendime. İlk söylediğim kuşburnuyu da içememiştim telefon yüzünden. Neyse tam içmeye hazırlanırken (: yani bardağı tutmuşken yine telefonum çaldı. Tolga! (bu arada tolga’yla aramız bozuk, benim için bitti gibi birşey) n’oldu tolga? Sahile gelsene. İyi dedim. Gittim baktım ne oluyor diye, bi kızla konuşuyodu yanlarına kadar gitmedim. Siz takılın. diye mesaj attım. Kızdan ayrılmış, nedense hiç şaşırmadım. Eskişehir’e giderken otobüste ona dedim, sizin bu iş uzun sürmeyecek diye. Bardak Bar’a geçtik, bir damla bir şey içesim yok. Tolga bira söyledi, ben de söyledim tek kalmasın diye. İşte insanın morali bozuk olunca demekki o anki duygu birikimiyle herşeyi yapabiliyo. Tolga önce içinden bişeyler söyledi, başladı gülmeye… sonrasında da ağlamaya başladı. Hani filmlerde olur ya! aynı öyle oldu. Ben de şaşırdım bi an. Havada kötüydü ama buna rağmen Boztepe’den paraşütle atlayanlar vardı.

Çıktık neyse 745′e geçtik. Biri daha gelmişti de hatırlamıyorum kim olduğunu. Yavuz’du yavuz. Tamam. Önce bizim dükkanın oralarda durduk. Ben Yavuz’a hem laf yetiştiriyodum hem de gidiyodum bi kıza çarptım (: çarptım derken ayağıma takıldı. Pardon dedim. Önüne baksana gerizekâlı dedi. Ben başladım bağırmaya “lan aptalmısın kızım sen? mal özür diledim daha niye laf söylüyon” diye. Yavuz’la Tolga bana gülüyo. Neyse o günü öyle bitirdik. İşte hangi günlerdi bilmiyorum ama sabah uyandığımda öğlene doğru Yavuz’lara gittim. Bilgisayarı bozulmuş, yap diyo. Ekrandaki hata herşeyin nedeni olabilir. Fiziksel olarak da darbe görse o hata çıkar. BIOS ayarlarıyla oynadıysa da çıkar. Ben de fazla uğraşmadım, zaten o bilgisayarla uğraşsaydım bi günüm boşa giderdi. Odadayken dikkatimden de kaçmadı Yavuz’un nevresim takımı (: Az bakın şu fotoya bu nedir yaa ! Ama gerçekten şirin bişey. O annesini suçlasa da hiç fena değil. Yastığın köşesindeki dalmaçyalıyı görüyodursunuz en azından.

Baktık bilgisayar olacak gibi değil, Dişi Menekşeler’in maçı var Atatürk’te. Yavuz hazırlan da gidelim dedim. Yavaştan hazırlandı o da. Bi insanın çevresindeki dostları hep mi üç kağıtçı olur? Adam diyorumki kaç tane forman var. Bi tane diyo. Dolabı bi açıyorum 2 tane daha forma çıkıyo (: Korkma Yavuz dedim. Benim switimin altında forma var zaten. Evden çıktık, Fidangör’e, oradan da Atatürk’e geçtik. Kızlar şu an ligde 3. sırada hatırlatmak istedim. Yavuz’la oturduk köşeye hem konuşuyoz hem karşılaşmayı izliyoz. Bizi gören Bartu’yla Tolga’da geldi yanımıza. Bartu’yu bilmeyenler için Karabük deplasmanında hani beynimizi s.ken biri vardı ya, işte o. Bu fotoda biri iyi çıkmış ama net değil. Neyse zaten bi galibiyet daha aldık.

Buradan çıkıp Temelin Birahanesi’ne mi gitsek? Yoksa Bardak Bar’a mı diye düşünürken Bar’ın yolunu tuttuk. Ama içimde yine alkol almak gibi bi kıpırtı yok. Girdik, ilk yarı başladı. Bir iki pozisyon geçti. Şahan aradı ilk yarı bitimine doğru. Sonra aradan fazla zaman geçmedi, bi baktım Şahan gelmiş. Biramı da içti. Ben de çıktım maçın ikinci yarısını bile izlemedim. Ziraat Bankası’nın orada Oğuzhan’ı bekledik, bindik arabaya nere gittik hatırlamıyorum mesela (: Ama gıt gıt’a gidip dürüm yediğimiz aklımda. Bi de Oğuzhan yokken Teknosa’ya girip Şahan ve arkadaşlarına 3 boyutlu televizyon keyfini tattırıyodum. Bi ara yatın üstünde bikinili kızları gördüler 3 boyutlu olarak. Bi baktım ellemeye çalışıyolar. Elini uzatmış kızım göğüsleriyle zevk yapıyo (:

Akşama doğru Oğuzhan’ların meşhur Gündoğdu Marketler Zinciri denilen tek başına dimdik ayakta duran marketinin oraya gittik. Her taraf güvenlik kamerasıydı, kamera olmasaydı evin ihtiyaçlarını giderecektim ne güzel (: Bir de ne dikkatimizi çekti? Siz de bakın fotoya anlayacaksınız. Boş halde 6 gram fazla gösteriyo. Basın Mensuplarının görüntü almasına izin vermeyecekti ama iş işten çoktan geçti (: Anladınız mı şimdi? bir marketten yola çıkarak, marketler zinciri nasıl kuruluyormuş? İşte bu şekilde.

Sonrasında oradan ayrılıp Boztepe’ye çıkma kararı aldık. Teleferiğe ilk kez binecek bazıları, öğrenci de 3 liraymış pazar günü. Neyse gittik bilet gişelerinin oraya. Ben hariç herkes bilet için para topladı. Benim sponsorum Şahan tabi ki. Ben de nasıl olsa para vermiyorum diye en arkada duruyorum. Bilet gişesinin içinden biri boynunu eğip bana bakıyo. Noldu? diye düşünerek yaklaştım hafiften. Görevli diyoki beyler Boztepe’de içmek yasak artık. Bu arkadaşa içirmeyin. (:

Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Adam diyoki yılbaşındaki sen değil miydin? Ney abi dedim? Beyaz Kartal’ın yok mu senin dedi. Abi valla hiçbir şey hatırlamıyorum dedim başka ne diyebilirimki. Çocuklar da benimle dalga geçmeye başladı. Abi şu manzaraya baksanıza, bu şehri sevmeyelim de nereyi sevelim? Karadeniz’de sahil şeridi bozulmayan, doğal haliyle kalan tek şehir, bizim şehrimiz. Bu foto, manzarayı gören en iyi yerden çekildi. Aynı zamanda yılbaşında bizim arabaları çektiğimiz yer oluyor burası.

Ekin vs Damla

Alttaki videoyu izlerken dikkat edin 14. saniyeden sonra kendimi kaptırıyorum ama 20. saniyede kendi kendime sayı yapmayı da başarıyorum yani (: Bir de 02:35′e geldiğinde dikkat edin. Rahman’ın sevinmesine bile izin vermiyorum :D Son sayıyı o alsa da oyunu 7 – 6 ben yendim. Damla’yı da yendim. Kötüyüm ben kötüyüüüüm (: Bi de Rahman’la Damla’nın oyuna bakın. Özellikle 40. saniyeden 46. saniyeye kadar olan kısım. İnsan elindeki fırsatı işte böyle kaçırıyor dedirten bir görüntü (:

Damla vs Rahman

Bu görüntülerle bu yazımı noktalıyorum. Yarın belki, bi ihtimâl yine görüşeceğiz. Damla olmasaydı, klasikleşen cümlemi Rahman için de kullanacaktım da Rafi Damla’nın şansına yırttı. Belki onlar gitmeden bir de bowling oynarız. Onda çok iddialı olmasam da yine 1. ben olacağım. Bu arada Damla Muhasebe’yi verirse mezun oluyo, tek ders sınavı için geldi :D

Hayır Damla sen bunu okurken biraz tuhaf olabilirsin ama bilmeyenler için yazmak zorundayım. Rahman da zaten her taşın altından çıktığı için onun neden geldiğini söylememe gerek yok.

İlk video Ekin vs Rahman. 2. video Damla vs Rahman (:
bi kaç günü sığdırsam böyle bir yazı olacakmış demekki. iyi seyirler…
.

2 Yorum
▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀▀

  • yazı değil de video güzelmiş :D fırsatçılığını konuşturmuşsun yine.

  • Ekin yazıyı okurken tuhaf olduğum bişe var ama yazdığın o cümle değil , o cümleyi küçük harflerle yazman tuhaf :) lütfen Damla mezun olacak büyük olmalı :) gitmeden bowlingde oynayamadık ama neyseki sinemaya gidebildik :) güzel günlerdi lütfen medicalpark’ı da yaz bizi takip eden polisler ve gerçekten hasta olduğum halde bana hasta gibi davran demeniz falan :)

Yorum yapın

Alttaki doğrulama kodunu yazmazsanız yorumunuz yayınlanmaz.
 
Alttaki ifadeleri de kullanabilirsin. Üzerine tıklaman yeterli.
;) :P :3 :/3 :/ :) :( 8)