Antalya Deplasmanı, Isparta

Yine bi deplasman, yine bitmek bilmeyen yollar, çekilen çile, umut ve yine hüsran…
Neler düşünerek gidiyoruz o kadar yolu, 1-0 öne geçiyoruz deplasmanda, seviniyoz ama kursağımızda kalıyo her defasında. sonuç zaten bok gibi yani kısacası akdenizden 1 puanla ayrıldık, ben de bu sırada en son 8 yıl önce gittiğim Antalya’yı az buçuk, minnacık da olsa yine görme şansı buldum. Ha nereyi gördün dersen, hiçbiyerini göremedim a.qu  Manavgat’tan, Mardan’a geçtik. Yol boyu ne gördüysem onunla kaldım.

İşin kötü tarafı, dönüşe bilet bulamadım. Mecbur bi gün sonraya aldım biletimi. Bilet konusu da tamamen sıkıntı zaten, amına soktumun zekisi yüzünden neler çektim. Şahan’la iyi kafa yaptık ama, adı cuf cuf kalcak diye tırstı bayaa (: Antalya’dan Ordu bileti alamadık, Isparta’ya geçtik. 50 liraya Fındıkkale’den aldım bileti, içim bi rahat etti. Isparta’ya yönelik ilk izlenimlerime gelince, böyle kuru bi soğuğu ben bi Erzurum’da görmüştüm daha önce. Şahan militanlar gibi sadece gözü gözükecek şekildeydi. Isparta’nın herhalde en iyi, en büyük belki de tek olan eğlence merkezi Iyaş park’ı da gördüm, gokartı da  götümüz donmadan Oğuzhanların evine geçtik. Mersinli sağolsun öğrencilerin vazgeçilmez yemeği olan makarnadan yaptı. Biraz gözlerimden ateş çıktı ama olacak o kadar. Ev sahipleri yattı, saat oldu sabahın 4′ü, Şahan bi siktir git de yatim daa bende. Hiç mi anlayış yok sende, o kadar saat yoldan geldim, 2 dk dinlenim be kardeşim. Bu bi ara kalktı koltuktan hemen yattım ben de (: Ama eşşek hoşaftan ne anlar, ben uyumaya çalışıyom, adam netten bana bişeyler göstermek için uyutmuyo. Oğuzhan bile anladı diğer odadan olum kalk yat adam yorgun diyo. 😀 Herkes anladı bi şahana anlatamadık uykumuzun geldiğini. … Hayır o yanımda otururken de güvenip uyuyamıyoki insan, hakkında çok şeyler geliyo kulağıma, treniydi, vapuruydu, cuf cuf falan… İnsan haliyle korkuyo 😀

Neyse sabah oldu. Şahan Oğuz’un olduğu odada yatmış. Oğuzhan’a acıdım uyandığımda. Kim bilir uyurken ne badireler atlattı. Mersinli gelir gelmez dedi zaten 😀 var mı bi değişiklik diye  Arada televizyona baktık, bursa maçını izledik, Mersinlinin hazırladığı kahvaltıyı da bitirdik. Oğuzhan sandalyede pek rahat oturamıyo gibiydi, Şahan’ın da yüzünde bi rahatlık vardı ama çözemedik durumu (: (: Neyse kahvaltı bittikten sonra yavaş yavaş hazırlandık zaten, çıkcaktık da Oğuzhan’ın saçını yapmasını bekledik 😀 Mersinli geldi yanıma, “ben bunu mecbur çekiyom işte” diyo.  

Evden çıkıp bi yerlere gittik ama isim olarak hatırlamıyom maalesef. 33 iddaa bayisinde aldı soluğu, Oğuz da camdan sonuçlara bakıyodu herhalde, Şahan da bi fotoğrafımı çeksene doğal çıkim dedi 😀 Ben de yapuştuduum. Isparta’da, aklımda kalanlarsa: “Fidangör gibi bi cadde vardı, Nokta diye de market gibi bi yer (: Beşiktaş ve Galatasaraylıların takıldığı mekanlar, bi tane it oğlu it, valilik falan işte. Bi yerde oturup çay içtikten sonra saat 5′i geçerken otobüse atlayıp otogara geçtik zaten. Otobüste de yanına oturduğum adam canlı bomba gibiydi, heryerinden kablo çıktı adamın yol boyunca (: Normalde uyuyamazdım otobüste ama, iyiki uyumuşum, yolculuk çabuk geçti. Otogarda gözler birilerini arasa da, yürek; niye gelsinki ! diye resti çekti. Şimdi de evden çıkıyorum, otogara gidip Mersinlinin aşık olduğu kızın adını soyadını öğrenmeye geldi sıra. Dönüştü de carrefoura uğrar, ufaktan bi alışveriş yaparım.

Mert o elindeki ne?

Ne güzel bir başlıktır bu böyle (: Mert’le bu akşam üstü Counter oynayalım dedik. Gittik cafe’ye, açtık delta assault’u. İlk elin günahı olmaz misali affetmedim 1 3′le vurdum kafadan. 2. el 3. el derken skor 13′e 2 benim üstünlüğümle devam ediyodu, 3 defa bıçaklamaya çalıştım, delta bölümünü bilenler için söylüyorum, köprünün ucundan, rehinelerin yanına gidene kadar arkasından öldürmeye çalıştım elimde bıçakla, ruhu bile duymadı ama bi türlü yetişemedim onun elinde silah olmasına rağmen. Bi ara rehinelerin yanına inilen tünelin çıkışındaydım şu ızgaralı olan yerdeydim yani, o da arada rehineleri kontrol ederken bi anda atladım aşağıya direk kafadan.

Üçgen’e çıktım, çatıdan bakıyorum napıyor diye, baktım üçgenin merdivenlerine geldi, merdivenleri çıkıyo. Bende son merdivende eğildim Mert’i bekliyorum, merdivenden çıkar çıkmaz o biçim kafadan yine öldürdüm Mert’i. Neyse bu konuda da fazla yorum yapmak istemiyorum. Sonuç olarak 49 ‘a – 11 yendim ve böylelikle Mert’in de eline verdim.

Son olarak Mert’in bu konuda iki tane yorumu oldu. Orjinal haliyle aşağıdan okuuyabilir, sayfanın el altından yorumunu yazabilirsin.

Counter kariyerimi baslamdn bitryrm .d o kadar caz yaptm yne yenldk .d
Ben bu yasma geldm bóle rezillk górmdm bunun rövansnıni playstationda alirm yni.d
İşte Mert’in o rezilliğinin kanıtı

Hem counter’da hem satrançta koyarım.

Altta gördüğünüz resimde Hira’nın eline nasıl verdiğimi görmeniz gerekiyor :)Bilmeyenler varsa eğer satranç oynamayı, bu konumda siyah renkteki şah, beyaz militanlar tarafından mat ediliyor :) :)

Tabi ki bununla da yetinmiyorum. Counter da oynadık hira’yla. Bu da Serkan, Emre ve Yenimahalledekiler gibi seni yenerim, sen kimsin diyodu. Counter’da yenildiğim günleri de görebilecek miyim acaba? 😀 Resimde de gördüğünüz gibi skor 12′ye 4 benim üstünlüğümle noktalandı. 15′te bitecekti ama arkadaşın moralleri bozulduğu için daha fazla tutamadı fareyi elinde.

 

Pes etme Reis, biz hep seninleyiz!

Orduspor Tribünleri’nin en büyük emekçisidir kendisi, verdiği emekleri bi kenara bırakalım ve asıl konuya gelelim, Güven abimizin kan kanseri olduğunu Ordu’da duymayan yoktur heralde ama sağolsun yönetimimiz çok duyarlı, Orduspor Resmi Sitesi’nden en ufak bir açıklama bile yoktur abimiz için. Duyarlı yönetimimize yazıklar olsun.

Ama…

Her ne olursa olsun, yeri geldi sustun, yeri geldi vurdun ama asla bırakmadın kardeşlerini, seni susturmaya çalışsalar da sen hiç susmadın. Kimse yokken sen vardın, çoğumuz tribünle senin sayende tanıştı. Kovalayacağımız Giresunluları düşün Pes etme Reis, Biz hep seninleyiz.

Mutlu Yıllar Apo Başkan

Bir gün olsun mutlu göremediğimiz ama içindeki bu mutsuzluğu dışarıya yansıtmayan tanıdığım nadir insanlardan birisi olan Apo’nun bugün doğum günü. Yenimahalle seni seviyor.

İstanbul’a nasıl giderim?

Tabi bir çok yol var ama şunu da önceden belirtmek gerekiyor. Bu ayın 7′si harç parasının son günü 340 TL kadar. İstanbul’a erken gitme planları da şöyle…

Otobüs bileti 50 gidiş – 50 geliş 100 TL.
Güngören maçı bileti 25 TL olarak açıklandı.
Yolda ye-iç-sıç derken hadi en az 20 TL gitsin.
Toplarsak 100 + 25 + 20 = 145 TL

Üniversite Harç parası – İstanbul masrafları = ?
340 – 145 = 195 TL

O da eşittir şimdi bu Ekin ne yapsın? Cebindeki 12 TL’yle nereye gitsin? Otostop mu çeksin?

Bu gecenin hatrına 52 tane Efes Pilsen!

  Yarın 13:30′da giresunla maç varya, hazırlıklara başladık şimdiden. Ayık kafayla yazıyorumki sonra saçmalamayayım dimi amaa… :)
3 arkadaş anlaştık, gittik Fidangör Efes Bayi’den 52 tane bira aldık.  Bu gece 12:00 – 01:00 arasında halısaha maçımız var olimpiyatta isteyen gelebilir de yani. Maçtan sonra arkadaşlarla direk eve gidip, efesleri aldığımız gibi boztepe’ye ya da stadın oraya gideriz.
Biraların temsili resmini soldada görebilirsiniz, hatta resmin üzerine tıklayıp kaç tane olduğunu da sayabilirsiniz, biz ayık kafayla 52 tane saydık gerisi size kalmış.
Geceden görüntüleri zaman bulursak paylaşırız elbette kardeşlerim. Yarın Giresun’a binler olarak akacağız bakalım Atatürk Stadı bizi görünce ne yapacak!

1930

Çocukken her akşam yatmadan önce ve aklıma geldiği her an Tanrı’ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı’nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua ettim.

7 – 24 Eline Vermece

Bu ne güzel bi skordur böyle…
Verdim yine  7 / 24 Serkan’ın eline :)

Hatırlar mısınız? Buradaki yazımda Serkan’ın bana : “Seni Counter diye oynarım.” dediğini yazmıştım ve yine buradaki yazımda kim kimin eline vermiş fotosunu çekip biraz da inceden kondurarak yazmıştım bi kaç satır yazı.

Tarih: 11 Ocak 2011 Salı
Saat: 21:30
Yer: Ortam 52 Internet Cafe

Bilgisayarlar açıldı, oyuna girdik, ilk el başladı, Serkan henüz silahını alırken ben çoktan arkasından dolaştım, Serkan’a “oyun başladı mı?” diye sordum, o da “başladı” dedi (: Arkasında olduğumu bilmiyor ya, indirdim kafadan. Serkan: “oo saymam bu eli, yeniden başlayalım” dedi, yani çamura başladı. Hemen bi sv_restartround 1 komutunu girdim, oyun sıfırdan başladı. İlk 10 el skor 8 – 2 benim üstünlüğümle sürdü. Serkan bu elin sonunda, benim kulaklığımdan ses gelmiyo dedi 😀 İyi dedim ben de çıkartıyorum kulaklığımı. İçimden Şimdi ne bahane bulcak acaba diye düşünürken, 2 el daha kafadan vurdum. bu sefer de “sen şifre yazdın” diye çamur attı 😀 Lafı fazla uzatmaya da gerek yok hani, skordaki mesaj yeter 7 gün 24 saat eline veriyorum Serkan’ın.