Author Archive for ekN

:P

Geri kalan herÅŸey için MasterCard’ım var.

Taksim’de Senden Çok Var

Yazacak yüzlerce kelimem, kuracağım her cümleden ders çıkaracak onlarca insan var. Bazılarına ise insan diyebilmek için bulmakta zorlandığım anlamsız harflerden oluÅŸan sözlerim var…

ve

Yeryüzünde böyle kahpeler olduğu sürece, daha, çok insan aldanır. /biraz sevgi, biraz saygı, biraz da anlayış.
Aslında hiç zor değil.

MedicalPark ve Onun Güzel Hemşireleri

Abi bu MedicalPark’a para vermek istemiyorum ama, hemÅŸireler öyle bi ilgileniyoki, doktoruma ben iyileÅŸmek istemiyorum bile dedim. Beyin tomografisi sonucunda sorun çıkmamış olsa da, ikide bi yere düşmelerimin mantıklı bi cevabı olmalı.

Ölmek için henüz çok gencim, anlatabiliyor muyum tanrım? Bu hastalık her neyse bi an önce kurtulayım, yapacak çok işim var. Bu arada WiFi şifresi de çok güzel bu hastanenin; meemme4444484 (:

Güldüğüme aldanmayın :)

(:

Rükay, Batuhan, Ünye ve Ben… Sabredin…

 

DEFOL

Mümkünse yıllar beni senden silip atsın, mümkünse artık uğrama buralara, mümkünse benimle ilgilenme, mümkünse adımı ağzına alma, mümkünse öldür beni kendinde, mümkünse siktir olup git artık. Yapmak istemeyeceğim şeyler yaptırma bana, bi insanda biraz onur, şeref, namus olur. Anla artık. Gelme buralara, DEFOL !

Yürekten Sevdik

“Yürekten Bu Sevda” derken, biz bu manzaraya tutulduk, Mor Beyaz renkleri ruhumuzun en derin yerine sakladık. Adının geçtiÄŸi heryerde “önce biz varız” derken duruÅŸumuzu hiç bozmadık. GittiÄŸimiz heryerde seni, sana yakışır bir ÅŸekilde temsil ettik. Senin adını, düşüncelerimizle birleÅŸtirerek eÅŸi benzeri olmayan bir duyguya sahip olduk. Biz seni severken iyi gün, kötü diye asla ayırt etmedik. Yürekten Sevdik, gittiÄŸin heryerde PEŞİNDEKİ BİZDİK !

ne olduysa

Her fırsatta diyorum ya ne oluyosa birden oluyo, planlı birÅŸeyler yok içimde. Birisi sana ÅŸu müziÄŸi dinle der ve sen de açarsın. Duyguların seni rahat bırakmaz. Eskisi gibi deÄŸildir artık hayatındaki bazı ÅŸeyler. EdindiÄŸin tecrübelerle hayatına devam edersin ve kimseyi üzmemek, kimseyi yarı yolda bırakmamak için kimseye ümit vermezsin. Belki istersen, düşününce aslında “bu mutlu olabileceÄŸim insan”dan baÅŸkası deÄŸil bile dersin ama yorulmuÅŸtursun, elinden biÅŸey gelmez. İşte öyleyim aynen. Sakın ha kızmayın, darılmayın ya da bana cephe almayın. Ben ne yapıyosam kendime yapıyorum ve karşımdakini üzmemek için elimden geleni yapıyorum ve onu hayatıma sokmuyorum, hayatımın bir parçası olmasına izin vermiyorum. Ne karışık bi insanım dimi? Daha düne kadar “hiçbir ÅŸeyi ertelemeyin, hayatınızı yaÅŸayın” diyen bir insandan bunları duymak çok garip olsa gerek. Olsun arkadaÅŸ! Bugün yazdıklarım için de ileride “bakın böyle böyle demiÅŸtim, ÅŸimdi ne diyorum?” demeyecek miyim sanki.

Saat 03:02 ve gözlerimden uyku akıyor. Sanki savaşı kazanacak bir asker gibi uyumamak için aynı zamanda kendimle de savaşıyorum. Yarının bizlere neler yaşatacağını bilmediğimiz şu hayatta size diyeceğim tek şey hayatınızın tadını çıkarın. Mutlu olmak için elinizdeki fırsatları değerlendirmekten korkmayın. Bu herşey için geçerli, bir konuya bağlamak olmaz. Siz çabalayın, emeğinizi verin bir işe ve olacağına inanın gibi cümleler kursam üst paragrafla aynı anda ters düşmüş olurdum. Siz en iyisi hiçbir şeye inanmayın. Çünkü inananlar kaybettiklerinde en ağır yenilgileri alanlardan bile daha çok hırpalanıyor.

Bu yukarıda yazdıklarımı sakın kimse üzerine alınmasın. Yani bunu yıllar önce yazmışım gibi kabullenin. Çünkü beni bu hale getiren ÅŸeyler sadece bir kiÅŸi deÄŸil, en sevdiÄŸim insanlar, en yakın arkadaÅŸlarım, dostlarım, konuÅŸmayalı uzun zaman olduÄŸunu bugün anladığım baÅŸka bi arkadaşım, yüzünü hiç görmediÄŸim biri, uzaktaki dostlarım, ailem, çevrem, yanlış yaptığım arkadaÅŸlarım, tanıdıklar, hiç tanımadıklarım bile var. O yüzden siz bunların hepsini bir bütün olarak ele alın ve biz, beni bu hale getirenlere “insanlık” diyelim.

/harf, kelime, cümle veya anlam bozukluğu varsa nasıl anladıysanız öyle yorumlayın diyecek bişeyim yok.

Çarpraz İlişki

Canım sıkıldı. Photoshop açıktı, o sırada da Anıl biÅŸeyler soruyodu. 2 dakikalık operasyonla Anıl’ın gerçek yüzünü göstermek istedim.  ;) FotoÄŸrafı büyük görmek için üzerine tıklayın.

Karşıyaka Maçı, Ünye ve Ordu…

Merhaba Nazım Abi, Merhaba Karsıyakam

Biliyorum bu yazı için çok küfürler yedim. Ayıp ettin de diyebilirsiniz ama verdiÄŸim bir baÅŸka sözü de gerçekleÅŸtirmenin mutluluÄŸunu yaşıyorum. Biraz garip bi mutluluk ama iÅŸte öyle. Ben Karşıyaka’dayken de Nazım abilerde kalmıştım. Gerçi ev vardı ama çok ısrar etti gel bende kal diye o yüzden kaldım yani (:

Neyse artık şu bol bol güldüğümüz, ölümle yaşam arasındaki anlara girip girip çıktığımız Orduspor - Karsıyaka maçının öncesi ve sonrasıyla sizi başbaşa bıraksam daha iyi olacak.

Genel olarak kadroumuz şöyleydi; Ben, Rükay, Serkan, Umut, Batuhan, Yavuz, Sefa, Elif, tabi duruma göre değişiklikler de oldu, günün belirli saatlerinde aramıza katılan, sonra yok olup gidenleri de biliyoruz.

Nazım abimleri almak için ÇarÅŸamba Havaalanına gittik. Bu gidiÅŸ-dönüşlerle zaman harcamayalım. Dönüşte Ordu’ya otobandan geçmemiz lazımdı ama öncesinde Yalıköy’e gidip Engin abimi ve Hanımını oraya bıraktık. Köfte de yemiÅŸtik yanılmıyorsam. İşte bakın diyorum size hatırlamıyorum diye, Batuhan’la Sefa vardı dimi yanımızda? (: Nazım abi köfteden bi parça ısırdı “hmm çok güzelmiÅŸ ama ben daha yemicem çocuklar” dedi :D Åžimdi sorsan hatırlamıyorum ben öyle biÅŸey demedim der ama dedi iÅŸte, Ordu’nun meÅŸhur köftesini beÄŸenmediÄŸini söyledi. Bunu not edin bi yerlere…

Neyse Ordu’ya geldik, Boztepe’ye çıktığımızı tahmin ediyorum. En azından öyle bi düşüncemiz vardı, yok yok çıkmış olmamız lazım. Buraya gelip de oralara çıkmamak olmaz. Tabi bizi ekip Yavuz’ların derneÄŸine de gittiÄŸini unutmadık yani bunları tek teeek yazdım bi kenara.

Yazılanların sırası iÅŸleyiÅŸine göre olmasa da (: akÅŸam akÅŸam Ordu Lisesi’nin orada “abi bunda ne yazıyo?” sorusuyla açılan “ÇARÅžI” pankartını da hatırlatalım. Sonrasında pankartı açtıktan sonra katlamak için kimsenin oralı olmadığını da unutmadım (: Abi dedim çıkarma ÅŸimdi pankartları, bak sen uÄŸraşırsın! Ama yok. Hayır illa yaşımızın büyük mü olması lazım dinlenmemiz için?

Bi arada da kahveye gittik, ÅŸu bizim stadın altında Güven abinin yerine, stada girip fotoÄŸraf da çekinmiÅŸtik. İhale mi oynamıştık tam hatırlamıyorum ama emin olduÄŸum tek ÅŸey herkesin baÅŸka ÅŸeylerle ilgilendiÄŸiydi. Åžimdi fotoÄŸrafa bakın ne görüyosunuz? Elif, elindeki kartına bakıp aa kupalı 7′li derken Serkan’la Sefa’da bakıyım nasıl biÅŸeymiÅŸ? bahanesiyle Elif’in elindeki kağıtlara bakıyolar. Nazım abi’de yorgunluÄŸunu atamamış üstünden ama baksanıza sinsi sinsi düşüncelere dalmış. “Sinekten girsem, 4,5 en fazla 6 alır. Maça deseeeem batarım. En iyisi ben bu ele girmim” der gibi bi ifadeyle oyuna devam ettiler. Ya Batu n’olacak? O hep ayrı bi dünyanın insanıymış gibi, Nazım abiye bakıyo ve düşüncesi büyük ihtimalle şöyle “ulan bu el nazım abiye kalcak gibi en iyisi ben bi tane tost söyleyeyim de karnım doysun” :D

Neyse birader sonrasında gece için bi alışveriÅŸ yaptık, bu yaptığımız alışveriÅŸle gecenin pek bi hareketli geçeceÄŸi belliydi.  (: Malzemeler saÄŸda gördüğünüz gibi, bi de daha aÅŸağıda solda da hali hazırda Ünye’deki evde olan kadro var. Ben bir sigara karşıtı insan olarak 6 paket sigara görüyorum orada. Ancak diÄŸer maddelere, karşı bi tutum içerisinde olamam. 2 adet istanblue, 1 adet binboa vodka, 26 tane bira ve yanında çıtır, çerez artık ne bulduysak. Nazım abiyle Batuhan fazla hızlı gitmedi. Karadeniz’in havası çarpar gibisinden bi korkusu mu vardı bilmiyoruz ama yine ne varsa bizim tayfada vardı. Umut, Sefa, Rükay, Yavuz, Serkan ve Ben hızlı gidenler kervanında yerimizi aldık.

Masamızı kurduk, çereziydi, meyvesiydi mezemizi de hazırladıktan sonra muhabbet eÅŸliÄŸinde vurduk kafaları. İçiyoz ama diyorum kendi kendime kimseye biÅŸey olmaz umarım (: Ne tür muhabbetlere girdiysek artık, bi ara bağıra bağıra biÅŸeyler söylüyoduk birbirimize. Vodkanın biri bitti, ikinci açıldı, sorna üçüncü açıldı derken bizim kafalar hafiften güzelleÅŸmeye baÅŸladı. Sonrasında biralarımız da açıldı. Ben aÄŸladığımı hatırlıyorum. Ya annemle ilgili bi konu geçmiÅŸti ya da baÅŸka bir konu. Ama içerken gözümden yaÅŸ geldiÄŸini hatırlıyorum. Abi çok duygusala baÄŸlıyorum ben kafam güzel olduÄŸunda. Öyle böyle deÄŸil, yeterki kafam güzel olsun. Sonrasında açın bana bi Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Kazım Koyuncu, Ahmet Kaya… Öyle vura kıra bi aÄŸlama deÄŸil, bir yandan içerken başımı hafif eÄŸerim, gözümden yaÅŸlar akar. Ama durmak bilmez kolay kolay. İşte yürekten severken, acıyı yüretken hissetmenin göz yaÅŸları oluyor demekki onlar.

He nerde kalmıştık, biralar da açıldı, içildi teker teker. İşte ÅŸimdi Serkan’ı tutabilene aÅŸk olsun. Diyorum arkadaÅŸ bu çocuÄŸa alkol yaramıyo, ne yapacağı belli olmaaaaz. Saat gecenin 03:00′ü tutturdu bana bira alın gelin. Öyle adam gibi de söylemiyo, ekiin bana bira alın kardeeeÅŸ, nerden alıyosanız alın alcaksınız benim için Ordu’ya da gidip bira getirceksiniz. Ya serkan bi sus otur oturduÄŸun yerde. Yok! Bira getirin bana. O sırada Nazım abi girdi araya, Serkan bi dur oÄŸlum sakin ol iki dakka. Serkan baÅŸladı Nazım abiye laf söylemeye, Abiii bak abimsiiin, canımsııın söyle ÅŸunlaraa bana bira getirsin. Bak kalbiiiize bıçak atarım bak. Kalbiizin ortasına bıçaak atarım. Lan Serkan adamı sinir etme, otur lan biz seni çekmek zorunda mıyız! Adam gibi iç. Serkan, tamam kardeeÅŸ otururum ama bana bira alcaksınız. İyi dedim Serkan bira almaya gidiyorum ben ama adam gibi otur biz gelene kadar. Bizim de kafalar uçmuÅŸ bi vaziyette ama az çok ne yapacağımızı biliyoz. Ben gidiyom bira almaya dedim arabaya indim. Yavuz’da geldi. Yavuz’un kafa da gitmiÅŸ :D AÅŸağıda arabada olanları bi ben biliyom, yukarıdakilerin haberi yok. Ben ÅŸoför koltuÄŸundayım oturuyom Yavuz geldi. Yavuz’a, kanka ben çok kötüyüm yaa, ne yaptığımı bilmiyom. Gözüm çok pis dönüyo diyom. BiÅŸey olmaz kanka benimki de dönüyo diyo. Sonra nasıl oldu bilmiyom ama kendimi bi anda Yavuz’la yer deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olarak gördüm. Yavuz ÅŸoför koltuÄŸunda oturuyo. Bana diyoki anahtarı ver. La napcan anahtarı? Kanka merak etme sen bana güven, sen kardeÅŸine güven anahtarı bana ver. Ya Yavuz verim de birader söylesene napcan anahtarı? Kanka sen versene anahtarı arabanın farlarını yakcam, yanıyomu diye kontrol etcem. :D :D ArkadaÅŸ az bahaneye bakın yaa :D O sırada ya bi siktir git yavuz dediÄŸimi hatırlıyom :D İnsan sallarken biraz tutarlı sallar yahu. Arabanın ışıklarını kontrol edecekmiÅŸ :D Hee yavuz anlıyom derdini kardeÅŸim (:

Neyse zaman geçtikten sonra biz eve çıktık. Ayırdığım biralardan içiyom ben. O sırada Nazım abiden telefonu aldım, balkona çıktım. Birini arıyom (: Aloo, napıyon? Sen beni nasıl unuttun lan ÅŸerefsiz diyom. Sonra da kafam güzel bak, valla beni sinir etme atlarım diyom. O sırada yanımda birini gördüm beni tutuyodu. Çoktan bacağımın tekini atmışım balkonun demirlerinden dışarıya. Atlayacam yani kaçarı yok :D Bi de serkana sakin ol diyom. Ama kıza da telefonda, bak atlıyorum beni tutuyolar, yoksa atlarım. :D O sırada Umut’mu geldi acaba yanıma, aldı telefonu benden konuÅŸmaya baÅŸladı. İşte sen Ekin’i boÅŸver, biz varız yanında. Merak edilecek biÅŸey yok. (: Girdim salona tekrar. Neler yapıyoduk o sırada bilmiyom.

Bi kere Serkan’ın kusmasını unutmamız mümkün olamaz. Önce Nazım abi gitti yukarıya yattı. Serkan’ı da yatırdık salona. Ama var mı böyle bi dünya yaaa, adam uykusunda kusar mı arkadaÅŸ! Uyurken yaa, uyuyo resmen. Kafasını kaldıramıyo. BaÅŸladı kusmaya. Amına koyim serkan, amına… Kanepe, halı, yerler hep battı.

Sabah oldu… Uyananlar toplandı salonda. Umut, Yavuz, Batuhan.. Lan kalkın maça geç kalcaz. Rükay kalk! diyom ben gelmiyom siz gidin diyo. Serkan kalk! diyom, sen kimsin diyo. La olum kalkın sikicem belanızı diyom yok. Serkan kalkıyon mu kalkmıyon mu birader diyom. Tutuyom bunu oturur pozisyonuna getiriyom. Rükay’ı da öyle kaldırmak için yan kanepeye geçiyom. Hooop serkan yine gittiiii, baÅŸlıyo uyumaya. Tekrar uyandırıyom, serkan bak kalk yoksa kötü olacak. Ses yok. Lan kalk! Ses yok. Kafam attı, mutfaktaki ÅŸiÅŸeyi aldığım gibi Serkan’ın kafasından aÅŸağıya… Åžimdi kalkma Serkan dedim. Bi küfürler ediyo, sikicem yapcanız iÅŸi de kalkcaktım zaten de, iki dakika sabredemediniz de :D O sırada Rükay’a döndüm, Rükay kalkıyon mu birader? Yok. Al amına goduum, boÅŸalttım suyu onun da kafasından aÅŸağıya. Elimi tutuyo, tuttukça ÅŸiÅŸedeki su etrafa dökülüyo. Sonra serkan mıydı kimdi bilmiyom almış suyu benim kafamdan aÅŸağıya döktü. La siz misiniz beni ıslatan! Aldım büyük ÅŸiÅŸeyi düştüm bunların peÅŸine yerler hep su oldu. Sonra ya Serkan’ın ya da Rükay’ın peÅŸine düştüm, üst kata kaçmaya çalışıyodu yerler hep ıslak, yere bi düşüşü var :D Gülmekten elimdeki su ÅŸiÅŸesiyle kendimi ısladım :D :D

O sırada biz salonda beklerken biri daha geldi. Batuhan dediki herkes uyuduktan sonra biri kusmaya başladı kimdi o? Sefa dedi ben kustum diye. Dedim olum evi batırdınız amına koyim yaa temizleseydin bari. Kanka merak etme camdan aşağıya kustum dedi. :D La sen ne diyon? Nerde yattın sen dedim. E bana gösterdiğin yerde dedi. Salonun perdesini açtım cama bi baktım, camı bok götürüyo. Amına koyim bu ev dublex, üst katta yattın camdan kusunca yine bizim cama geleceğini hiç mi düşünemedin :/ Amına koyim dedim nasıl sövüyom varyaa, camın eşiği camın her tarafı leş gibi olmuş.

Neyse hazır Serkan da uyanmışken, dedimki Sefa sen camı sil, Serkan sen de ÅŸu kustuÄŸun yerleri temizle. Serkan baÅŸladı ben nere kustum da ben kusmadım, ben hayatta kusmam. La olum bu kadar insan yalan mı konuÅŸuyo? Sen nerde yattın burda, bak kanepede bile var. Åžu yeri temizle kanepeyi ben temizlerim diyom. Adam ne yapsa iyi, amına goduum gitti kustuÄŸu yere bakıyo ben yemedim bunları diyo :D La bi insan bu kadar mı ÅŸerefsiz olur, adam yerdeki pislikten neler yediÄŸini hesaplıyo. Onu bile yanlış hesaplıyo. Sen bunu temizlemeden evden çıkmak yok dedim. HerÅŸey temizlendi, düzenlendi çıktık evden. Sabah sabah herkes uykulu bi ÅŸekilde Ünye’yi geçtik durduk bi benzinlikte. Arabaya benzin alıyoz o sırada biri açtı horon (: baÅŸladık benzin istasyonunda horon tepmeye (: Bileni de oynuyo bilmeyeni de… Tabi bu Karadenizliler içinde horonu en iyi ben çekiyom. Sonra da Nazım abi… Ordulular utansın ben daa ne diyim size (:

Neyse bindik yeniden üzerinde Kaf Kaf logosu olan arabamıza yola devam ettik. Ordu’nun giriÅŸinde polisler tarafından çevrildi aracımız, böyle girmeyin ÅŸehre diyo. Benim abim gelmiÅŸ izmirden sen neyin hesabını yapıyosun diyorum ama yok (: ikna edemedik. Öyle iÅŸte, sonunda bitti.

Nazım abimi aldığımız gibi ÇarÅŸamba Havaalanına götürdük. Elimizden geleni yaptık. Giresun deplasmanına da bekleriz ;) Ama içeceksek Serkan’ı almayalım, ya da alırsak ona daha saÄŸlıklı ÅŸeyler alalım, mesela süt falan (:

Bu yazı da bitti sonunda, üzerimden nasıl bir yük kalktı anlatamam.

Çamdibili Karsıyakalılar | Ekin Baykal

Bana d3ngesiz derler, bunların hepsi r4hatsız

Sabah erkenden Ordu Devlet Hastanesi’ne gitmek zorundaydım. SaÄŸlık durumumuz da iyi çıktı, ÅŸimdilik kafaya takılacak bi sorunumuz yokmuÅŸ. Eve geri geldiÄŸimde kahvaltı yaptım. Belki de uzun zamandır ilk defa bu kadar erken kalkmıştım bu yüzden saatler geçmek bilmedi. Neyse sonrasında neler yaptığımı pek hatırlamamakla beraber Nezirler’e gidip bi kaç ÅŸey almam gerekiyodu, OÄŸuzhan’la Tolga geldi. Her ne kadar Tolga’yla muhattap olmasamda insanlık bizde kalsın hesabı davrandım.

Atladık arabaya gittik tesise, takımın antrenmanı var. Bir de sevgililer günü denen ziktiri boktan biÅŸey var ortalıkta yalandan da diyorum “tamam iÅŸte sevgilimizin yanına gidiyoruz” diye. Her ne kadar götümüz donsa da, orada da güldük (: Fevzi’nin maÅŸallahı var adam 10 saniyede bi küfür ediyo. “vay amına koyim, tü ananı sikim, hassiktir bee” bunlardan sadece bir kaçı. Saso’nun da yarım yamalak Türkçe konuÅŸtuÄŸunu orada farkettim. Onur’da nasıl olsa Saso anlamıyo diye, onunla iyi kafa yaptı antrenman boyunca.

Antrenman bitmeden çıktık, çarşıya doÄŸru geliyoruz. Konu benim bencilliÄŸim. Hiçbir ÅŸeyi umursamıyo olmam, vurdumduymaz olmam vb. konular iÅŸte. Merkeze geldik, OÄŸuzhan markete geçti, biz fatih abiden birer ekmek içi yedik. Tolga bana mesaj atmıştı, telefonumda hala duruyo. “OÄŸuzhan gitse de yemek yesek” diye. (: Biz karnımızı doyurduk, Fidangör’e geçtik. 745′teyiz her zamanki gibi. Bizi gören duruyo, bi ara 745 tarihi kalabalık anlarından birini yaÅŸadı. Arabada da laptop vardı. Ben YiÄŸithan’ın yanına gittim, geri geldim. Bi baktım bizimkiler laptopu almış Fidangör’ün ortasında oyun oynuyo. Bi de gizliden gizliden “kanka bizi çeksene, ekindiyebiri.com’a atarsın” diyolar. Hayır Ordu’nun, Türkiye’nin ve Dünya’nın en çok takip edilen blogu olmak kolay deÄŸil biliyorum ama bizim de kendimize göre uymamız gereken kurallarımız var demek isterdim fakat yok :D

Bir de ÅŸu video var, izlemenizi istediÄŸim. Vice City’de Ordu’da oyunu ilk ben bitirdim derken ciddiydim. Sakura cafe vardı  o zamanlar bilenler bilir (: dabulûya bas dabulûya :D Ya Deniz nolcak? Sanki kendisi 1.4 lük motor anasını satayım. hııın hıııın diyo :D

Sormayın ne olduğunu, Rakının etkisi

Kafam o kadar güzelki anlatamam yani (: Bunları yazarken gülüyorum aptal aptal. Sinan ve Serkan’la rakı içtik az önce, ÅŸimdi eve geldim. Klavyeyi göremiyorum, ama ezbere de yazabilirim yani :) :) HerÅŸeyden önce Sinan benim için çok farklı bi dost. Dost demem de yanlış olabilir daha öte birisi iÅŸte. Ne bilim bee kardeÅŸim olsa bu kadar sevemem herhalde o derece yani.

Sinan ve Serkan’ın aklına uyup biÅŸeyler içtik bu gece, ne bileyim ulan bu kadar kötü olacağımı (: Gelen mesajlara öyle anormal cevaplar veriyorumki anlatamam. Biri naber? yazmış. Sanane lan yarram yazıp gönderdim. Kim olduÄŸunu biliyorum ama insanınle kalsn kafası iyi olunca iÅŸte böyle cevaplar verebiliyo demekki :D

100′lük devirdik az önce, eve yeni geldim. Sinan bıraktı beni eve. Sözde eve gidince mesaj atacaktı hala mesaj atmadı, öldü mü noldu :/ Harbiden merak ediyorum ÅŸimdi ÅŸimdi ÅŸimdi ÅŸimdi bk :D Biri gelsin de ÅŸu kolumu kaşısnı daaa :D Lan çok kötüyüm bildiÄŸiniz gibi deÄŸil. Son bardağı iyiki içmemiÅŸim, içsem kim bilir nasıl olacaktım :D

Olum biri gelsin de gözlerimi açık tutsun daaa, ne sikim insanlarsınız lan siz. açık la gözüüm :D söz veriyom bu yazdklrmmı silcmycem :D böyle kalsn amına goyim .çd C:D :D la bi gülücüüü yapamdım ya D: sakalım da kaşınıyo ölüyom la ttun az beni :D

Yok yani çok güzel olmasam bunları bile yazmam ama :D Sabah olduğunda silmycem lan bunları, en boktan yazıalrı da ytazsam şmdi silmycem hiçbrini :D D: gülmeyin lan amcıklar. :D Tamam artık siktir olup gidebilirsin, buralarda ne işin var kahpeeeeeeeeeeee

Ayaklarım uşutyu :D en iyisi twitterdan bi kaç kşyle konuşym :D of amına koyim uuyuyommu lan beeeen :D

 

Mutluyum Birader

Bugün 19 Eylül’de tribünler GençliÄŸe Hitabe’yi okudu. Hani okudu tamam bitti meselesi deÄŸil. Heryerde bu konuÅŸuuluyor. Twitter’da tt oldu. Gökhan’ın fikriydi, ben yardımcı oldum sonuçta da ortaya mükemmel bir ÅŸey çıktı. Lig TV her ne kadar rengini belli edip sesimizi kısmış olsa da biz mesajımızı verdik Türkiye’ye. Google’a Orduspor GençliÄŸe Hitabe yazın haberlerini göreceksiniz. Bu gece bi Rakı sofrası var, sabaha görüşürüz (: