Monthly Archive for Aralık, 2011

Page 2 of 2

Mutlu Yıllar Kardeşime

  Tanıyalı çok fazla olmasa da, yaptığı makarnayla hep aklımın bi köşesinde (: Mersin İdman Yurdu‘nun da yenmesi en büyük hediye olmuÅŸtur herhalde. Bizim doÄŸum günümüzde tuttuÄŸumuz takım yeniliyo adamın doÄŸum gününde 5 atıyo. Bu da adalet oluyor insanlar arasında iÅŸte.

Hayatındaki en büyük hatayı OÄŸuzhan’la aynı eve çıkarak yaptı, bunu bana söylese de bi türlü OÄŸuzhan’a söyleyemiyodu ben de bunu buradan yazim de gizli saklı bir ÅŸey kalmasın artık. Turkcell olmadığın için arayamıyom seni, doÄŸrusunu söylemek gerekirse :D Turkcell olsan da arayamam. :) Mesaj da atamıyorum. BaÅŸka türlü kutlayamam yani doÄŸum gününü.

 MUTLU YILLAR KARDEŞİM

İYİKİ DOĞDUN, İYİKİ VARSIN

 

 

peh

çekmesini bilmiyosan çekmeyeceksin amcacım :)

Ne Garip !

Artık insanlara eskisi gibi acıyamıyorum. Sokakta bir teyzenin yardıma ihtiyacı olsa umursamıyorum. Hatta öyle bi hale gelmişim ki dostumun bana ihtiyacı olsa, onunla bile ilgilenmem. Çok tuhaf ! Kendimi eskisi gibi hisleri kuvvetli olarak görmüyorum. Sanki düşüncelerim taş kesilmiş. Duygularım katledilmiş.

Artık kendi mutluluğumdan başka bir şey düşünmüyorum sanırım. Ve belki de bu yüzden bazı şeylerden kendimi soyutlamaya başladım. Eski ben olsaydım çoktan bi yerlerimi yırtıyo olacaktım şimdi. Bazen yalan konuşmayı bile beceremiyorum.

Ben herşeyi, benim olduğu haliyle kabul etmişim. Hem de anlamadığımı düşündükleri şeyleri ilk günden beri bildiğim halde kabul etmişim bütün bunları. Ne yazık ! dimi? Bana değil bana. Onlara yazık.

Nasıl da tanıyorum kendimi. Çok kararsızım, her seferinde dile getirdiğim gibi. Çok garip dedim ya. Aslında hiç garip değil. Beni bu hale getiren de onlar değil mi? Bir şey hissedemeyecek kadar taş yürekli olmam çok koymaz herhalde(!)

Bilmiyorum. Bana çok garip geliyor. Kararsızlık çok kötü. Bir o kadar da güzel. Düşünmek, hissetmek, beklemek yok. Görmek, anlamak ve gitmek var gözlerimin baktığı heryerde.

Ben size ne diyeyim ki?

Vazgeçenler kaybedenlerdir sözü vardı ya, o aslında; Vazgeçmeyenler acı çekenlerdir. değil midir ki?

Korkmayın lan kafayı yemedim daha. Ne saçmalamış yine demeyin. Aklınızı sikim. Bugüne kadar hangi günümü anladınızki, bundan sonraki günlerimi anlamanızı bekleyeyim ben. Bekleyeceğim günler tükenmedi mi? Sırada ne var sizce? Sabredecğim günler mi? Ya sonrası? Vazgeçmek mi? Nedir bunun sıralaması söylesene. Tükenmek, Sabretmek ve Vazgeçmek mi? Yoksa Tükenmek, Beklemek ve yine Beklemek midir bu işin gerçeği?  hıh!!! Kafam karıştı iyice yine iyimi, seviyorum hepinizi. Hadi iyi geceler.

 

Beşiktaş Deplasmanı Maç Öncesi

Yazmak bugüne kısmet oldu.

BaÅŸlangıcı pek güzel olmadı belki, Ordu’dan ayrılma faslı bir hayli zor oldu yani. Bi ara kesinleÅŸse de iptal de oldu, vazgeçtiÄŸim de. Sonunda Metro’dan aldım biletimi ( 55 TL ).  Otobüsün kalkmasına 1 saat kala almış olsam da 1 ve 2 numaraları koltukların ikisi de bana aitti Antalya’ya kadar. Tabi ki 3. ve 4. numarada oturan teyzeleri es geçmemek gerekir. Kemer’e davet ettiler,  bizim oÄŸlumuz ol dediler, gerçi bu sorudan sonra biraz düşündüm ama kabul etmedim (: Yol boyu ikramlarını eksik etmediler, saÄŸolsunlar.

Unutmadan ekleyeyim, Ordu’da 2 numarada bir kız oturuyodu o da çok geçmeden indi zaten. İyi niyetimizden rahatsız olursanız kalkabilirim dedim. Asıl ben rahatsız ettim sizi dedi. Biraz öyle oldu ama yapacak bir ÅŸey yok galiba dedim. (: Hafiften de gülümsedik o an birlikte.

Söz de OÄŸuzhan beni Isparta otogarda elinde meÅŸaleyle karşılayacaktı ama sabah 05:00′te uykusundan uyanamadı. Zaten otobüs de fazla durmadı otogarda. OÄŸuzhan beni karşılar diye indim otobüsten tek hissettiÄŸim sadece o ÅŸehrin soÄŸukluÄŸuydu. Bindim tekrar otobüse, oturdum yerime.

07:00 sularıydı sanırım Antalya’ya geldiÄŸimde. Hazır otogardayken dönüş biletimi de aldım o an. Beni kırmayarak 8 numaralı koltuÄŸu 0.01 kuruÅŸa alan, Ulusoy’daki kuponunu benim için harcayan insana da bir teÅŸekkür etmek istiyorum buradan. O’nun sayesinde dönüş biletimi de almış oldum. İnsan çevresindekiler tarafından sevildiÄŸinde hayattan tat alıyor. Dönüş yolunda sanırım 4′te ya da bi arkamda oturan kızdı tam hatırlamıyorum ama her neyse iÅŸte bir blog yazarı kızla tanıştım bi molada. Aslen Hopa’lı olan kız, İstanbul Üniversitesi’nde okuduÄŸunu söylemiÅŸti sanırım, emin deÄŸilim. Blogunu da yazmak isterdim de yazsam da okuyamazsınız, sadece mail ile davetiye gönderdiÄŸi kiÅŸiler blogunu takip edebiliyor. Buradan ona da selam söylelim (:

Yazının gidiÅŸatı pek normal olmadı ama, Åžahan’la buluÅŸtuk sonunda. Åžahan’ın evine gidip uyumak istiyo(r)dum öyle de yaptım. Bir tutsak, iki susuz, üç uykusuz kalmak istemem. Yani bu ruh hallerini yaÅŸamak dahi istemem (: Güzel bi uykunun ardından kalktım. O gün ne yaptığımızı hatırlamıyorum, sahile gitmiÅŸtik ama o gün mü gittik unuttum (:

Sonrasında sanırım pankart yapmaya karar verdik. Ne yazsak? Nasıl yapsak? diye düşünürken, dönüşte bi kaç yere uÄŸradık pankart için. Eve geçtiÄŸimizde Åžahan’nın eniÅŸtesiyle tanışma fırsatım oldu, Åžahan bunu okuyosun diye söylemiyorum ama senden daha kral bi eniÅŸten var. Neden kral diyorum? Pankart yapalım diye tüm tanıdıklarına haber saldı. Sonunda da O’nun sayesinde yaptık pankartı zaten. Pankartı yaparken de iki bira söyledi, içimdeki eniÅŸte sevgisini ikiye katladı (:

Tabi ki bunları yaparken Åžahan’la aynı evde duran Selami’yi de unutmamak gerekir. Batak oynarken benden liderliÄŸi alamasa bile bir Karadeniz’li olarak geçer not aldı benden (: Of’lu ama o da on numara adam çıktı. Bu on numara adamların içinde Åžahan’a da belki adamlık bulaşır demekten baÅŸka bir ÅŸey gelmiyor içimden.

Åžimdilik kimseye teÅŸekkür etmiyorum. Çünkü bu yazdıklarım BeÅŸiktaÅŸ Deplasmanı Maç Öncesi’ydi. Bu yazının devamını da ilk fırsatta karalarım bloga, BeÅŸiktaÅŸ Deplasmanı Maç Sonrası diye. Mecbur yazmalıyım çünkü dönüş yolunda Bahadır ve Tayfasının bana yaptıkları 6-7 tane farklı besteye karşılık olarak 3 kıta bestemi paylaÅŸmak istiyorum. (: Zaten hatırladığım kadarıyla ben bestemi söyledikten sonra daha bir ÅŸey duyamadım arka taraflardan. Daha derinden girecektim, öyle hafif kelimelerle kurtulamayacaktınız ama dua edin uykuyu çok seven insanlar vardı arabanın içinde. Dua edin tam anlamıyla tanışamasak da iyiliÄŸinden şüphe etmediÄŸim, kanımın ısındığı insanlar vardı. Görüşürüz arkadaÅŸlarım, dostlarım. Görüşürüz…

Şimdi görün

Çekilmiyordu yemin olsun. Hayat nasıl yaÅŸanıyor ÅŸimdi görün. /az kaldı…

Ne OlduÄŸunu Bilmiyorum

Girip girip yeni biÅŸeyler okuyamamak kötü dimi? Uzun zaman oldu biÅŸeyler yazıp, biÅŸeylerin üstünü çizmeyeli. Face’te de en son doÄŸum günümde biÅŸey yazmışım, sonrası gelmemiÅŸ daha. Ya da gelmiÅŸtir de silmiÅŸtirim. Aklım çok karışık, ÅŸu anda da fazlasıyla canım sıkkın. Åžahan’la, OÄŸuzhan’ın bana dert yandığı gibi aynı; “Canım biÅŸeylere sıkılıyo, içimi bunaltan biÅŸey var ama ne olduÄŸunu bilmiyorum.

Onun dışında;

Yağan karla kış moduna girdik artık, yakında kış modunu daha güzel hissedeceksiniz blogda. Güzel düşüncelerim var, kendime zaman ayırıp bazı şeyleri yoluna sokarsam düzelecek herşey.

Her ne kadar yazmış olsam da bazı eksik yerleri olduÄŸu için Antalya (BeÅŸiktaÅŸ) deplasmanını yayınlamadım. Ve son olarak Şahan‘dan sonra OÄŸuzhan’ın da blog açacak olmasına sonsuz destek.

DiÄŸer yazımda BeÅŸiktaÅŸ deplasmanını, Ordu – Sivas maçından aklımda kalan 2-3 olayı, yetiÅŸtirebilirsem de besteleri eklerim.

  İyi olun dostlar…

…3

ne mi yazcam (: Antalya’yı falan yazcam iÅŸte ama ÅŸu anda deÄŸil,  korkma tolga :) :) Yarın yazarım. Hadi dışarı çıkalım. :P