Monthly Archive for Eylül, 2011

Ben mi?

Hayattayım hala. Fatsa’dayım dün sabah 9′dan beri. Geceyi Fatsa Denizcilik Lisesi’nin önünde arabanın içinde geçirdim. Gecenin her zamankinden soÄŸuk geçeceÄŸini bilemedim. Åžu an Ordu’da evdeyim. Artık koktum arabanın içinde. Burada bıraktığı formasını almaya geldim. Bir de üzerime ince bir battaniye aldım evden. Geceleri deniz kenarı soÄŸuk oluyor diye. Telefonumun ÅŸarjı da bitmiÅŸti. Saat 10:57 tam olarak. 11:17′de tekrar çıkarım yola. Dünden beri 4 ÅŸiÅŸe sudan baÅŸka birÅŸey girmedi boÄŸazımdan. Karnımın acıktığını hissediyorum arada. DayanabildiÄŸi yere kadar dayansın bedenim. Dayanamadığım yerde hastaneden beklerim. O’na demiÅŸtim sen varsın diye face hesabım açık diye. Face’imi de dondurdum yine. İçimdeki son umut bitene kadar böyle kalacak. O umutta biterse tamamen kapatırım. ekindiyebiri.com’a da son yazılarım olur bunlar. Nurcan abla da iÅŸe çağırıyordu dün bowling salonu açılışı için. Yokum ben nurcan abla dedim. Son paramın yarısını benzine verdim. Kalan 15 lirayla da su içerim günlerce. Anlayacağın sevgilim ben hep ordayım, sana dediÄŸim yerde. İsterdim evinin önünde beklemeyi ama polisler artık izin vermiyo oralarda olmama. Formanı da aldım yanıma dedim ya zaten az önce. Araba, Denizcilik Lisesi’nin ordaki iskelenin oralarda olacak. Forman da içinde olacak. Her zaman oturduÄŸun koltuÄŸun üzerinde seni bekliyo olacak ve ben de o kapıyı hiç kilitlemeyeceÄŸim. Kalan tek umudum gelip o formayı ordan alman olacak. 

 

Dayanacak gücüm kalmadı. Her geçen saniye biraz daha kahroluyorum.  İşte ben kahrolsam da ne yazık ki hâlâ nefes alıp veriyorum.

eÄŸil

sevdamın önünde eğil, böyle sevda bulamazsın.

çok seviyoom çoook

ooof lan bunu da mı görcektiiim

Gün geçtikçe ölüyorum

Hani ben var ya, ÅŸu her kötü ÅŸeyden bile mutluluk çıkarabilen Ekin. O aslında yaÅŸamak istemiyor. Allah’a açık açık yalvarıyorum. CANIMI AL.

Al da kurtar beni, çaresizlikten, ümitsizlikten, geçmiÅŸimden…
Kurtar beni Ya Rab !
Ben senin bana var ettiklerinin deÄŸerini bilemedim.
Ölümü koklamak istiyorum, bir menekşe gibi koksun.
Cennet, Cehennem farketmez.
Yeter ki al beni.
Ben belki de dünyadaki bir çok insandan daha merhametliyim, daha çok düşünürüm karşımdakileri ama bunlar benim iyi bir insan olduğumu kanıtlamaz.
Senin dediklerini yapmadım, yapamadım.
Affet…
Tek dileÄŸim senden.
Al beni, annemi göreyim.
Sonra ister cennetinden bir bahçe de bana ayır.
İstersen de cehenneminde yak.

Boztepe, Efes, Yenimahalle, Yolculuk ve KuÄŸukent

Geçen gün bi kaç sebepten dolayı Boztepe’ye gidip içme faslımızı gerçekleÅŸtirememiÅŸtik. Tam hatırlamıyorum ama perÅŸembe günü olabilir, Denizhan aradı dedi böyle böyle biÅŸeyler yapalım. Tamam dedik, konuÅŸtuk ettik sonunda mahallede toplandık. Bindik arabaya hadi boztepe’ye… ValiliÄŸin ordaki Efes Shop’tan biraları aldık, Erhan, Erdem ve Tolga biraz çekingen davrandılar bira sayısında ama içtiler mi? içtiler (: Denizhan’la ben her zamanki gibi vurduk ÅŸiÅŸenin dibine (: Erdem bi birayla kafa yaptı Boztepe’de içen baÅŸkalarının yanına gidip abi tuzlu fıstık var mı? diye sordu. Adamlar da “biz rakı içiyoruz yeÄŸeen” diyince emrahın yandan yemiÅŸi gibi geri geldi. asliÅŸdk :D

ÇoÄŸu kafayı tuttu. Erdem manita yapmış. Birayı içti içti sonra derinden bi oooofff ooooff çekti. Biri dedi oÄŸlum ne sıkıyon lan canını diye. Erdem de  “olum ne sıkcam yaa iddaa yattı” diyince :D göt gibi kaldık :D :D akdiaskda :D

 

 

Sırtı dönük olan mavili Erdem
Sol baÅŸtan sayarsak…
Ben, Denizhan, ortadaki Uğur, Erhan ve sırtı dönük olan da Erdem.

Altımıza sermeye biÅŸey bulamadık da Fidangör’ün pankartı arabanın bagajındaydı onu serdik. İki tane cips 6 liralık da tuzlu fıstık aldık. SaÄŸolsun birayı az içenler fıstığa hücum edince bi bok anlayamadık  yediÄŸimizden içtiÄŸimizden. Fenerbahçe maçını nerede izleyeceÄŸimizi falan konuÅŸtuk. Sonra Denizhan’la Erhan arasında bi konu vardı ama tam anlamıyla çözemedik. İşyeriyle ilgili biÅŸeyler galiba :D Yok yazmazsam içimde kalacak. En çok fıstığı Erhan yedi. :D Doymadı, elinden fıstık eksik olmadı hiç. Bi de en sonda oÄŸlum sonunda fıstığı bitirdiiz la dedi :D

İki tane volkan yaktık etraf cıvıl cıvıl aydınlandı. Denizhan, Erhan falan teleferiğin camlarını taşlayacaktı az daha :D Bi ara arabanın aküsü bitcek diye korktuk. Harmanın girişinde koyu renkte bi Doğan toprakta drift yaptı bi de havalı kornası vardı. O bastı kornaya biz coştuk :D

Bu fotoğrafı Tolga çekmiş :D Arabanın da geri vites ışıkları yanıyomuş. Soldaki parlaklık neyin nesi bilmiyom ama rahatsız işte adam gibi çekememiş.  Neyse içtik, eğlendik falan güzel bi geceydi yani anlayacağınız. Şimdi kimi görsem bi daha yapalım böyle bi gece diyolar. Bi gece daha yaparıııız daaa biraz daha hazırlıklı gidelim bi dahakine, geri vites ışığıyle aydınlanmaya çalıştık :D

  Tolga’nın objektifinden bir de beni görün istedim. (:

Neyse sonra bi ÅŸekilde Mesudiye’ye gitmem gerekti. Çocuklara mesaj attım geliyo musunuz diye. YiÄŸithan çalışıyodu, Mert geri dönmedi. UÄŸur, Okan, Yusuf’la Mesudiye’ye gittik. Bizimkiler pkk’nın yaÅŸadığı yerleri görünce pkk’ya beste yapmaya baÅŸladı. Okan, belindeki bıçağına güveniyomuÅŸ (: Mesudiye’ye gittik. İki tane arkadaşım var Mesudiye’de tanıdığım. Emre’nin yanına gittik, sözde o da gelcekti Ordu’ya. 16:00′da çıkmıştık Ordu’dan, 19:00′da Mesudiye’deydik. 19:10′da Mesudiye’den çıktık, bu sefer çambaşı yolundan geri döncektik. Neyse Konacık’ta durduk ben arabadan indim, çocuklar arabanın içinde beste söylemeye baÅŸlamış. Nedeni ne? KorkmuÅŸlar. Arabaya geri geldim bi baktım kapılar açılmıyo, kapıları falan kilitlemiÅŸler hep :D Ulan 3 kiÅŸisiniz neyden korkuyosunuz. Hayır öyle çevrede ev falan olmasa tamam diyecem de etrafta hep ev var. Bunlar arabada bağırınca dışardan da bi ses gelmiÅŸ “susun” gibisinden :D Geldim çıktık yola YeÅŸilce’den biraları aldık. Okan’a 1 dal sigara için 2 kutu kibrit almak zorunda kaldık :D Köyümüzü göstermiÅŸ oldum bu sayede çocuklara.

 - YeÅŸilce’ye ayrı bi parantez açmak istiyorum. -

Yeşilce, küçük bir beldesi.
Ordu’nun Mesudiye ilçesinin.
Ordu’ya 125 km. uzaklıkta.
Mesudiye’ye ise sadece 12 km…

Kıyıdan oldukça içerilerde.
Yüksek, dağlık bir yerde.
İsmi gibi yemyeşil bir belde.
Sanırsınız ki bir köy Alplerde…

… böyle de uzuyup giden bi ÅŸiiri var.

Burası da Yeşilce işte. Sloganı da Kardeşce, Özgürce, Yeşilce

Yolda giderken çiÅŸ molası verdik dağın tepesinde arabadan aÅŸağıya inen abiii donuyoom demeye baÅŸladı :D Bunlar arabaya bindi neyse anahtarı çeviriyom çalışmıyo anasını satim saat 21:10 sularında dağın tepesinde kaldık. Bi daha çeviriyom çalışmıyo arkadakiler iyice tırstı :D Dedim lan bu korku size yeter :D Yola devam ettik. Herkes gibi bunlar da daha gelmem buralara dediler. Yolda bi tane motor süren adama rastladık. Adam yüzünü bezle kapatmış sadece gözleri gözüküyo. Okan ya bu aradı Erhan’ı, “kankaa laa ekmek kuran çarpsın terörist gördük la sırtında keleÅŸ vardı” diyo .D :D amsdklsad :D Yalan yok bunlar tırstı teröristlerin mekanlarından geçerken. Ben de her zamanki gibi dedim yine, bana biÅŸey yapmazlaaaar. Benim arkadaÅŸlarım var :D Saat 23:00 falandı sanırım Ordu’ya geldiÄŸimizde.

Ya dün gece? Çocuklara dedim canım sıkılıyor hadi eve gidelim diye, zorla da olsa Okan’ı, UÄŸur’u, Zafer’i, YiÄŸithan’ı aldım eve götürdüm. YiÄŸithan sabah iÅŸe gitcek diye karnını doyurdum bu sayede diÄŸer aclar da faydalandı. Birisi telefonunun zil sesini TaÅŸ Devri çizgi filminin müziÄŸi yapmış. Blueötesiyle :D :D bana attılar. Ben de zil sesi yaptım. YiÄŸithan farkında olmadan “Bu Ferit ÇakmaktaÅŸ’ın arabasını çizgi filmin sonunda mıknatıs çekiyodu” falan dedi. Biz tabi yarıldık :D Ferit ne lan diyoz :D kasdikaisÅŸdk3l s:Da d3.4^%^%+^:D :D  Bunlar çok yorulmuÅŸ olcaklar ki dinlenmek için uyumaya baÅŸladılar. Ben de bi daha uyandırmak istemedim :D Yukarıda gördüğünüz fotoÄŸrafta ilerdeki duvar dibindeki Okan, yanında UÄŸur’la birlikte. Tek yatan da YiÄŸithan. Sözde ben de yanında yatcaktım da :D dedim rahat uyusun gariban :D sadkasd D: Baksanıza 40 gündür sokaktaki banklarda yatıyomuÅŸ gibi yorganı görünce nasıl da sarılmış (:

Şu anda Yiğithan işte. Uğur dolanıyo ortalıkta. Okan da bahçeye gitti heralde :)

 

Bu soldaki de Zafer :D Benim manevi oğlum, ve gördüğünüz oda benim manevi kişisel odam (: Her baba yiğidin harcı değildir o odada uyumak. Ama genelde arkadaşlar için açıyoruz odamızın kapısını.

Zafer de Deniz’iyle birlikte.

Bu sağ tarafta gördüğünüz derme çatma yatak da bana ait oluyor. İçinde uyurkenki fotoğrafımı koymak isterdim ama sağolsun arkadaşlarım benuyurken çekmemişler :D Bu yatağa kimseyi yatırmam valla. Öyle bi yayları var ki. Sanki 2011 model Bellona :D Yastığım da kuş tüyü. İnanmyodum ama bi kere elime bişey battı neymiş bu diye bi çektim kuş tüyü çıktı :D Bizim garibanhanemiz de işte bu ev. Yalnızlık çok kötü çoook.
Bu fotoyu niye attım? 2 sebebi var tabi ki…

Arabanın camlarında film yoktu, yani dışarıdan bakan herkes film izlermiÅŸ gibi izliyodu bizi ama artık gerçekten film izliyecekler :D Ne iÄŸrenç dimi aq :D Solda parlayan garartı :D Zafer’in çektiÄŸi siyah film. Artık bagajın yanlarından bagajın pisliÄŸi gözükmeyecek. Arkaya da çektircez ama ne zaman bakalım.

2. sebebe gelince, arabanın arkasına sitelerin ismini yazdırdım. Bkz: Åžekil Sol’da :D
solserbest.blogspot.com ve ekindiyebiri.com. Arabalar arkadan beni geçerken “eyvallaah” diyo :D mdaisdji3jr3k2lÅŸr4ÅŸ+^%^+ :D :D

 

 

Bu gördüğünüz de benim mutfaktaki dolabım oluyor. BoÅŸuna blogumun saÄŸ üst köşesinde “Efes Pilsen‘in katkılarıyla…” yazmıyor.

ve…

 şu anda bunu yazarken soğuğu bi taraflarıma yediğimi hissedebiliyorum :D Ne güzel cümle oldu dimi?

 

Bu da yazıyı  nerde yazdığımı merak edenlere, soğuğu bi taraflarıma yediğimin ispatı olarak gelsin :) Severiiiz deee yanarııız daaa donarııız daa (:

 

 

he?

sıh sıh selavat getüü :D

Sev…

cehennemin


dibinden


seviyorum