Monthly Archive for Haziran, 2011

Buralardayım

Ben yokum diye karalara bağlama sevgili tenekem, ben hep buralardayım. Yeni atkı çıkartıyoruz onlarla uğraştığım için pek konuşamadık seninle. Gelcem ziyaretine tekrar hadi görüşürüz.

Pes etme Reis, biz hep seninleyiz!

Orduspor Tribünleri’nin en büyük emekçisidir kendisi, verdiği emekleri bi kenara bırakalım ve asıl konuya gelelim, Güven abimizin kan kanseri olduğunu Ordu’da duymayan yoktur heralde ama sağolsun yönetimimiz çok duyarlı, Orduspor Resmi Sitesi’nden en ufak bir açıklama bile yoktur abimiz için. Duyarlı yönetimimize yazıklar olsun.

Ama…

Her ne olursa olsun, yeri geldi sustun, yeri geldi vurdun ama asla bırakmadın kardeşlerini, seni susturmaya çalışsalar da sen hiç susmadın. Kimse yokken sen vardın, çoğumuz tribünle senin sayende tanıştı. Kovalayacağımız Giresunluları düşün Pes etme Reis, Biz hep seninleyiz.


Otostopla Yolculuk ve Mesudiye

Rükay tutturdu Mesudiye’ye gidelim, la tamam gideriz bi ara diyorum yok bugün gidelim, işim var diyo. İyi dedim olum seni mi kırcam. Otogar’a gittik, 2 kişilik yer sorduk araba dolu tabureye oturacaksınız kesim biletinizi diyo, 18 TL kişi başı bi de tabureye bincekmişiz. Biraz düşündükten sonra; “abi sen bize yarın sabah ilk arabada yer ayır” dedik. Otogar’dan çıktık, ya Rükay dedi ya ben valla yalan konuşmaya gerek yok şimdi ortalığa birimiz “otostopla gideriz” lafını etti.Haydaa hemen eve gittik ben kendime bi çanta yaptım, 2-3 ıvır zıvır, şarj aleti, pantolon, t-shirt falan fıstık ne var ne yok doldurdum. Evden çıktık, Emre’lere gittik, ulan evde kimse yok, evin anahtarıda yok. Emre de kurul kayasına çalışmaya gitmiş. Bu arada Batuhan’a da mesaj attım; “Otostopla Mesudiye’ye gitcez birazdan, gelceksen haber ver” diye. 5 dk sonra bize geleceğini müjdeledi (: Neyse, ev 1. kat olunca dedik merdiven dayayalım da çıkalım. Bulduk bi merdiven bırak balkona evin betonuna bile dayanacak kadar uzun değil, Batuhan seksi güneş gözlükleriyle belirdi birden, durumu anlattık gittiler bi merdiven aldılar, binaya dayasan 2. kata çıkarsın (: Öyle böyle derken Rükay da çantasını aldı, Emre’nin laptopunu da aldık evden, birer ekmek içi yedik Fatih abinin dükkanından çıktık yola. İran yolunda başladık otostop çekmeye, Çakal çıkmaz mezarlığına gelmeden ağaç yüklü bi kamyon durdu, dedik abi bizi götür gittiğin yere, atladık kamyona. Konu Orduspor’dan açıldı, bizler arma sevdalısıyız falan adam bize Orduspor’a yardım gecesinde, Orduspor’a 500 TL yatırdığı dekontu çıkarıp gösterdi, valla kendimden utandım o anda ama bizim çocuklarda bi değişiklik yok :) Shell’i geçtik, ışıklar falan derken kamyon daha gitmiyo birader, meğerse mazot yerine 10 numara yağ mı ne oluyomuş ondan koymuş depoya ucuz diye, kamyon daha gitmiyo, gaz yemiyo koca arabaya :) Ikına ıkına poyraz petrole kadar geldik, 100 TL’lik mazot aldı adam da araba biraz kendine geldi. Çamsan’a ağaç götüyomuş bizi de çamsanın ilerisinde bıraktı. Yürüdük 1-2 kilometre, ama her arabayı durdurmaya çalışıyoz durmuyo, kimisi şuradan sapacağım gibisinden el kol hareketi yapıyo, 2-3 tane 28 plaka gördük ana avrat çaktık. Sonunda Reno’nun teki durdu adam nere gidiyosunuz gençler diye sorcaktı biz hemen bindik taksiye; :) Ulubey’e kadar gidermiş, sohbet ede ede Ulubey’e kadar geldik.

Ford Kamyon
Plakası : Ne sen sor ne ben söyliiim
Şoför : 10 numara şerefsizim.
Renault Broadway
Plakası : 52 AH 175
Şoför : Adam tır şoförüymüş, artık ne kadar doğru bilmiyoruz ama 40 ülkeye gitmiş, iki de bi sinyal atıyo adam, ya akpli ya mhpli. Her cümlenin sonunda okuyun gençler, bakın ben okumadım sürünüyorum diyip durdu :)

Ulubey’e gelince kalan yolu yürüyerek gidiyorduk ki Ulubey’i çıkınca parkın köşesindeki sapakta başka bi araba durdu. Gürgentepe’li iki abi sağolsun bizi Gürgentepe’ye kadar sağ salim getirdi. Şansa bakın ki yine aynı tip arabaya rast geldik, saat 18:30 civarı…

Renault Broadway
Plakası : 52 AD 425
Şoförle kankası : Koyu MHP’li olan bu iki abimiz, bize yardımcı olmak için elinden geleni yaptı. Gürgentepe’ye geldiğimizde 25 Cemal lakaplı, Cemal abimiz bizi bi kahveye çağırdı birer çay içtik, Batuhan’ın da babasının arkadaşıymış o bizden uzak kaldı.

MHP’nin binasının alt katındaki kahvenin balkonunda oturuyoruz, benim elimde kuşburnu, Rükay’ınkinde de çay var. Ulan Rükay’ın yanında oturan adam meğersek deliymiş, balkondan alttan geçen adamın tekine evuhavuhahuhvue diye bağırıyo, bende az buçuk dalmışım, Rükay da nerden aklına geldiyse döndü bana “bu adam havlıyo mu la” diyince kuşburnu gülmekten elime döküldü. Batuhan da aşağıda bekliyo, Rükay da eğilip Batuhan yukarı gelsene olum manyahmısın dediydi, arada 10 dakika geçti kimse yok :D Kahvenin girişinde yan yana  iki kapı var, sen Batuhansın öbür kapıdanmı girdi diye düşünedurduk 5 dk :)

Üçyol’dan birini tanıdı Rükay, biz daha ileriye nasıl gitcez diye düşünüyoz. 3 saate yakın Gürgentepe’de araba bekledik, el kaldırdığımız kamyonlar, minibüsler, taksilerin umrunda bile değiliz, kimse bizi takmıyo yapacak bişey bulamıyoz. Rükay’ın tanıdığı adamdan da ses soluk yok, biz yol boyu yürürken şansımıza o adam geldi yanımızda durdu, bindik, adamın kafa çok güzel olmuş, virajları 3. viteste, normal yolda 4. viteste gidiyo, arada telefona bakıyo, telefona baktıkça yoldan çıkıyoz. Bu yollarda 4. viteste gitmek akıl mantık işi değil, bilen çok iyi bilir. Arabanın içinde birbirimizle mesajlaşıyoz, Rükay’ın eli ayağı titriyo, Batuhan’la ben emniyet kemerlerimizi bağladık, bağladık ama Batuhan 14-15 dk uğraşmıştır emniyet kemerini bağlamak için :D Bi ara adam direksiyonu da bıraktı, Rükay’a mesaj attım hemen olum o bırakırsa sen tut şu direksiyonu diye, çaktırmadan vitesi küçült falan diyom ama nafila, Rükay mesaj okurken midesi bulanırmış daha mesaj atma olum kuscam dedi ben de sustum daha  :)

Üçyol sapağına kadar geldik, adama rica ettik abi mazot parasını verelim bizi götür diye, gecenin 10’unda bizi orada bırakıp gitcekti az daha :D Rükay’ın dediğine göre de burada bizi yaşatmazlarmış. Asker nöbet tutuyomuş orda, pkk sanıp vurur diyo, pkk görse öldürür diyo, dedim oğlum pkk bana bişey yapmaz, sen bana bırak rahat ol dedim. Cüzdanımda MHP’nin kartviziti var ama, her ne kadar MHP’li olmasam da Milletvekili Adayı amcamız olunca mecburen taşıyoruz :) Neyse adam sağolsun bizi Mesudiye’ye kadar getirdi, ama merkeze bırakmadı, yukarıda bıraktı sırtımızda çanta yürüyoz yine ama bi yandan da seviniyoz nihayet geldik diye, kamyoncunun teki durdu bizi aldı, gençler nereye? diye seslenince atladık hepimiz :D Mesudiye’ye geldik internet cafe’ye gittik önce, Emre’nin laptopuyla, bi tanede vınn’ımız var ama ilk kafadan laptopun şarjı yoktu o yüzden nete gittik Counter – Strike oynarız diye bilgisayarlarda oyun yok. Batuhan 3 dakika girdi nete hesabı kestirdi 1 TL verince şok oldu, daha yüzü gülmedi bütün gece boyunca, Rükay da nasıl olsa memleketine geldi diye rahatladı iyice, beni siktir edin, ben heryerde mutluyum…