Monthly Archive for Nisan, 2011

Orduspor Forza Fidangör

Orduspor sitesinde okuduğum habere göre liseliler organizasyon yapıyormuş kulübün yediği cezayla ilgili. Helal olsun demekten başka birşey gelmiyor içimden.

Boztepe’de Mangal

Yenimahalle olarak Boztepe’de Mangal yapmaya karar verdik. AkÅŸam saat 20:00 sularında Erhan’la Sefa, köfteyle tavuk (kanat mı oluyo bilmiyorum) almışlar. Sefa’nın Kartal’la gitcektik ama baktık 9-10 kiÅŸi Kartal’a sığmadık, Batuhan’ı aradık bizde. Batuhan panelvanıyla geldi. Nihayet sığabileceÄŸimiz bi araba bulduk :D

Nevalede hazır olduÄŸuna göre tıkıştık falan Petrol Ofisine gidip arabayı da es geçmedik hani. Haydiii Boztepe’ye çıkıyoruz derken. Ne farkettik? Ne tutuÅŸturmaya karton var ne de yakmaya kabuk. Yolda bi yerde durup kabuk aldık bi kolinin içine. Bi kaç koli daha vardı yerde çöpe atılmış. Mert’e bi baktık kolinin tekini almış arabaya koÅŸuyo. Hayır sanki çok deÄŸerli biÅŸey çalıyo da :D Bi de saat 22:00 olmuÅŸ kimden kaçıyosun be çocuk :D Hazır durmuÅŸken bi büfeden de kendimize sponsorumuzdan aldık, yanımızda bulunsun diye…

Batuhan’ın arabası Fırın arabası, ekmekleri dağıtan araba yani. İçinde de megafon var. Polislerdeki gibi… Denizhan aldı eline Selimiye mahallesinden geçiyoruz. Sesi dışarı verdi :D “Sayın Selimiye halkı, meteorolijiden alınan bilgiye göre bu gece yarısında sis çökecektir sobalarınızı söndürüp öyle uyuyun. Ordu Belediyesi” diye mahalleliler uyarıyo. Sesi duyan balkona çıkıyo :D Bizde arabanın içinde yarılıyoz gülmekten :D

Okan desen hep yedi bizi. Göztepe ligden borcu yüzünden düştü diyeceÄŸine, Boztepe’yi TFF düşürdü demesin mi? :D Denizhan’da boÅŸ durur mu! Megafonda saçmalamaya baÅŸladı yine “Boztepeliler, Göztepelileri sevmez, Göztepeliler Boztepe’de gezemez. Okan Boztepelidir. Göztepe’liler Okan’ı sevmez. Okan Boztepe’yi küme düşürdü.” falan buna benzer bi sürü ÅŸey söyledi, videoyu izleyin anlarsınız demek istediÄŸimi. :D

Bi ara 35 plaka araba gördük. Denizhan laan şişt göztepelimisin? falan diyo adama :D Boztepeliler boztepeliler, göztepelileri götünden siker :D

Boztepe’ye geldik nihayetinde demlenenler de vardı, videoyu izlediyseniz boztepedekilere selam verdiÄŸimizi, iyi dileklerimizi sunduÄŸumuzu da dinleyebilirsiniz :)

Boztepe’de arabayı dönderdikten sonra mangal yapacağımız yere geçtik. Valla helal olsun mangalın her ÅŸeyiyle Erhan uÄŸraÅŸtı. Gerçi tavuÄŸu yiyenler tam piÅŸmemiÅŸ dese de hepsini yediler :D



Geri dönüşte kestirme (kısa) yolu kullanarak Ordu’ya döndük. Mert’le, Okan kafayı yaptı, trilyoner olarak Boztepe’den ayrıldılar. Ben 3 tane Efes içtim, birinin yarısına Mert el koydu ama olsun. Denizhan’la Erhan’da çekti kafayı. Aynı ÅŸekilde Batuhan’da içti. Gelip de içmeyenler kervanına ise Sefa, Yusuf  OÄŸuz (çiçek) ve DoÄŸukan girdi.

ve ekN…

Bu müziÄŸi ne zaman dinlemeye baÅŸlasam benim için yaz, eÄŸlence ve coÅŸma zamanı gelmiÅŸtir. Daha 1 hafta önce ne düşünüyordum ÅŸimdi ne düşünüyorum. Çook eski bi yazımda söylemiÅŸtim ya düşüncelerim anında deÄŸiÅŸiklik gösterebilecek kadar kararsız kalıyor. Efirli’ye çadır mı atsak? Yoksa heryerdeyiz ilkesiyle hareket edip bir gün Mavi Dünya’ya diÄŸer gün Efirli’ye mi gitsek? Ya da Çaka’ya da gidebiliriz…

Önemli olan sevdiklerinle birlikte olmak değil mi ki zaten? Yer ve zamanın ne önemi var? Çok önemi var :D Ben sevdiklerimle güzel yerlerde eğlenmeyi tercih ederim. Fazla uzatmadan, saçmalamadan noktalıyorum. Niye yazdığımı ben bile bilmiyorum.

Serkan Çalışkan

Benim eskiden bi arkadaşım vardı, hayatı umursamazdı. HerÅŸeyden önce yaÅŸamasını bilirdi. Åžimdilerde o arkadaşı bulamıyorum. Kendisi deÄŸiÅŸtiÄŸi için çevresindekileri de deÄŸiÅŸmiÅŸ olarak görüyo artık. Tribünde 90 dakika bağırırdı. Åžu sıralar ortamda istenmeyen kiÅŸiler varsa sesi çıkmıyor. Olsun be kardeÅŸim. Herkesin bi bildiÄŸi vardır. Sen takıl hep lavuklarla, kaÅŸarlarla…

Aklım başıma geldi, artık deliyim.

Alev olsa yaksa beni, yok olsam bu dünyadan. Bir daha görmesem insanların gölgelerinden bile karanlık yüzlerini. Kimseyle konuşmasam, hayatım boyunca sussam. Delirir miyim acaba? Yoksa gerçekten aklım başıma mı gelir?

Delirirsem; Aklıma gelen herşeyi yaparım.
Aklıma başıma gelirse; Yine aklıma gelen herşeyi yaparım.

İnsanın aklının başına gelmesi, insanı, diğer insanlara göre deli yapar.

İnsanın deli olması da yine diğer insanlar tarafından, deli bu herşeyi yapar olarak açıklanabilir.

Kısacası delirmekle, insanın aklının başına gelmesi arasında hiçbir fark yoktur. Bunların ikisinin ortası vardır o da sokakta gördüğünüz insanların hepsidir. Farklı ÅŸeyler yapanlar delidir, aynı zamanda aklı başına gelen insanlardır. Çünkü yaÅŸamayı, yaÅŸamaktan zevk almayı bilenler ya delidir, ya da akılları baÅŸlarına gelmiÅŸtir. Ya da bunun gibi birÅŸeydi iÅŸte…

N’oldu anlamadım.

25 Nisan 2011 – 01:44

Maç öncesi kovalamaca yaptık biraz. Sahilde samsunlu var dediler uyandık ayağımıza çorap giymeden samsunlu aradık sahilde, sokak sokak dolaÅŸtık. Yeni sahilde bulduk 5-6 kiÅŸi. Arabanın içinde bekliyoruz. Baktık adamlar yanımıza doÄŸru geliyor. Ortalama 30 yaÅŸlarındalar. Ellerinde çekirdekle geliyolar. Gelirken bizimkiler “bunlar cacık” deÄŸmez falan dediler. Geldiler selamun aleyküm – aleyküm selam.

KardeÅŸlerim bir sıkıntı yoktur umarım, biz münferit olarak geldik. Gruplarla bi iÅŸimiz yok. Ordu’yla bi sorunumuz yok falan.

İnsan bunlara vurmaya acır, resmen yalvarıyolar. Ayak üstü muhabbet ettik öyle gönderdik adamları stada. Korkudan zaten 52 plaka arabayla gelmişler.

..

Aslında konu bu deÄŸil haa kafam dağınık ya bunları yazıyorum. Bana bugün maç esnasında biÅŸeyler oldu. N’oldu anlamadım tabi…

İçimde değişik bi his vardı. İyi mi kötü mü bilemiyorum. Sadece yazmak istedim.

Hayatın Anlamı

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna kafayı takmış. Aldığı hiçbir cevap ona yeterli gelmiyormuş ve başkalarına sormaya karar vermiş. Ama aldığı cevaplarda ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış fakat bir türlü istediği cevaba ulaşamamış. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona:

-Su karşı ki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar, istersen ona git belki o sana aradığın cevabi verebilir, demişler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatin anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge:
-Sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor, demiş.
Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytin yağ doldurmuş. Bilge:
-Simdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel, yalnız dikkat et kaşıktaki zeytin yağ eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin, demiş.
Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış kaşıkta yağ eksilmemiş. Peki:
-Bahçe nasıldı?
Adam şaşkın bir şekilde:
- Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki. Bunun üzerine bilge:
-Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş
Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler içerisinde büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü. Geri geldiğinde bilge adama:
-Bahçe nasıldı? diye sormuş.
Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülümsemiş, ama kaşıkta hiç yağ kalmamış demiş ve eklemiş:
-Hayat senin bakışınla anlam kazanır, ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın, ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır.

hayriagan.com

Kapıyı kapat kaptan

Bugün bindik bi otobüse mecidiyeköye gidiyoruz. Işıklarda durdu otobüs. En arkada oturuyoruz ben, enes, tolga… Otobüsün yanından da bi tane sinyalci geçiyo, sen tolgasın adam geçerken cama vur :D Adam da bakmış haliyle, tolga desen adama bakamıyo :D :D bana dönmüş diyoki “kanka adam bakıyo la” :D kafamı uzattım bakıyorum adama. mimikleriyle noldu diyo bende ona kafamı sallayarak noldu diyom :D parmak salladı bende ona ne diyon lan sen dedim :D bu arada sıradan bi vatandaÅŸ deÄŸil yoldan geçen arabalardan para alan tiplerdenmiÅŸ nerden bilim :D belimde emanetim var ama tolgaya güvenip de adama saldıramam beni 5 dk’da pert ederler. 2 adam otobüsün kapısına dayandı :D çektim bıça(ğı)mı. hep bıçak çektim otobüste baarıyorum kesmeyenin amına koyim lan diye :D hem de ÅŸoföre kapıyı kapat kaptan diyorum :D :D

Önce İstanbul’a oradan TavÅŸanlı maçına…

  Yaklaşık 1 saattir Ordu otogardan istanbula otobüs bulmaya çalışıyorum. BulduÄŸum firmalardaki adamların hepsi 10 dakika sonra çıkıyo otobüs diyo :D Biri de fiyatı 70 milyon diyo. Dedim dayı yurtdışına çıkmıyoruz bi sakin ol. Ara ara ara yok amına koyim, otobüs bulamıyoz. Koskoca Ordu’da otobüs yok birader…

  Otogarda da tanıdık bi arkadaÅŸ var saÄŸolsun o yardımcı oldu. Rize’den gelen bi otobüs varmış Rize Ses :D 45 liraya kapattık bileti. Cebimdeki 5 lirayla deplasmana gitcem.

  Bu akÅŸam saat 22:00′de biniyorum otobüse, istanbulda Enes’le, Tolga hazretlerinin yanına gitcem :D Tabi beni ekmezlerse :D İstanbul’dan da Kütahya’ya TavÅŸanlı Linyitspor maçına gitcem. İçimdeki bu aÅŸk beni heryere götürür heralde :)  

  HERŞEYE RAĞMEN!

  Dedim ya bir kere “UÄŸruna Irak’a deplasman yapmayan ÅŸerefsiz olsun.”

1 insanın 10 gölgesi olmaz

Sırf insanlar beğensin diye başkalarının yazdığı yazıları duvarına yazanlar var çevremizde, ya karı kız kovalıyor ya da ortam peşinde.

1989 – 2011

1989 – Kasım’ın 29′u gelir dünyaya.
1990 – Henüz 1 yaşındayken, abisinin kıskançlığı yüzünden parmağına 4 dikiÅŸ atılır, 21 yıldır parmağındaki izle yaÅŸar. Ama iyiki olmuÅŸ der çünkü hep abisi aklına gelir.
1991 – 2 yaşında bir bebek ne yapabilir ki? Annesinin ninnileriyle uyur, olur olmadık herÅŸeye güler, ama her dakika, her saat biraz daha büyür.
1993 – Bu yıllarda dışarıda abisiyle oynarken, berber amcasının camını kırar ve aÄŸlayarak eve kaçar.
1994 – Bu yıllarını başına gelen ufak tefek olaylarla az bçuk hatırlar, mahallesinde sevdiÄŸi bir kız vardır.
1995 – Anasınıfına baÅŸlar, annesi her sabah beslenme çantasına en sevdiÄŸi ÅŸeyleri koyar, okuluna giderken hem abisinin elini tutar hem de çocukluk aÅŸkının elini tutar ve AyÅŸe’sinin kulağına “ben seninle evlencem” der küçük yaşına bakmadan. AyÅŸe’si de yanağından öper Ekin’i.
Bir gün okulda sıkılır ve henüz anasınıfındayken okuldan kaçmayı düşünür, parka gidip eÄŸlenecektir.  AyÅŸe’sine anlatır durumu, AyÅŸe’si de “ama öğretmenimiz çok kızaaar” der. Ekin hiç aldırış etmez, okulun dış kapısından çıkarken arkasından AyÅŸe’nin de okuldan kaçtığını görür, giderler parka koÅŸuÅŸtururlar dört bir yana.
Okul haricinde AyÅŸe’siyle mahallesinde de görüşür, yeni aldığı oyuncağını AyÅŸe’sine gösterir, hem biraz da hava atar.
Okul bittiÄŸinde ise baÅŸka semte taşınır Ekin, aklı hep AyÅŸe’sindedir.
1996′da yeni ev, yeni arkadaÅŸlar ve yeni bir okul bulur kendine, hiç sevmez bu semti. Neden taşındıklarını annesine sorar ve aÄŸlar.
1. 2. 3. 4. ve 5. sınıfı bu semtte okur. Sınıfın en çalışkan 2 öğrencisinden birisidir Ekin. Özellikle matematik derslerinde sınıfta kendisinden baÅŸka 2 arkadaşıyla hep yarış içerisindedir. Ebru ve Feyyaz diÅŸli rakiplerindendir. Bu arada Ekin, Feyyaz’la aynı sırayı paylaşır. O semtteki en yakın arkadaşı ve dostudur Feyyaz. Evinden okuluna gitmek için 1 kilometre yol gider abisiyle birlikte. Okulu çok modern bir okul deÄŸildir, ama O, o okulda mutludur. Ne zaman canı sıkılsa AyÅŸe’si aklına gelir. 4. sınıfa geldiÄŸinde sınıf halinde flütle ufak çapta konser verir arkadaÅŸlarıyla Çanakkale Zaferi’nin Yıl Dönümü’nde. 5. sınıfa geldiÄŸinde ise sınıf maçlarına katılırlar 5-A olarak. DiÄŸer 5. sınıfları yenip, 6-A’yla maç yapacaklardır, maç öncesi aralarında kendilerine söz verirler ve 6. sınıfları da yenerler. Turnuvanın sonlarına gelirken 7. sınıflara elenirler. Kendilerine haksızlık yapıldığını idda ederler, çünkü o maçın hakemi rakiplerinin sınıfındaki bir hocanın oÄŸludur. Üzülürler ve okulun bahçesindeki taÅŸlara oturup somurturlar. Bu 5 yıllık eÄŸitiminde karnesinde hiç 3 olmamıştır, 4. ve 5. sınıfları da takdirle tamamlayıp o okuldaki öğrenim hayatı bitmiÅŸtir.
1999′da o semtten taşınırlar.
2000 yılında yeni okuluna gider 6′ya gidiyodur artık Ekin. Bu okulda satılmış arkadaÅŸlıkları, hayatın en boktan yönlerini öğrenir. Yine bu yıl hayatındaki en önemli insanı kaybeder. Kendisinin ve ailesinin bulunduÄŸu arabalarına, kamyonet çarpması sonucu annesini kaybeder. Ekin 2 ay’ı hastanede yatmak koÅŸuluyla 4 ayını yatarak geçirmiÅŸtir, bel kemiÄŸindeki kırıklar ve leÄŸen kemiÄŸinin kırılması sonucu ayaÄŸa kalkamamaktadır. Aynı zamanda boyun omurları yerinden sapmıştır, boynunu saÄŸa-sola 5 ay hareket ettirememiÅŸtir ve 5 ay boyunca boyunluk takmıştır. Kazadan sonra hastanede gözlerini açar ve tavandaki ışıktan baÅŸka hiçbir ÅŸey göremez. Anne ve Baba diye seslenir. Babasının sesini duyduÄŸunda aÄŸlamaya baÅŸlar bilinçsizce. “Baba bize ne oldu?” der ve hemÅŸireler tarafından baÅŸka bir odaya götürülür. Abisiyle aynı odada yatar 2 ay boyunca. Abisinin ise ayağı ve kolu kırılmıştır. Babasını 2 ay boyunca hiç görmemiÅŸtir. Annesini sorduÄŸu zaman ise “YoÄŸun bakımda” diyerek cevap alır etrafındakiler tarafından. Ekin’e 4 ay boyunca yalan söylerler, Ekin kazadan 4 ay boyunca annesini kaybettiÄŸini bilmez. Her sorduÄŸunda geçiÅŸtirirler, unutturmaya çalışırlar. Kazadan sonra aradan 4-5 ay gibi bir zaman geçer yaklaşık 160 gün gibi bir süre yani, Ekin, Tıp Fakültesi’ne kontrola gider ve artık ayaÄŸa kalkabileceÄŸini söyler doktorlar. Sedyeden kaldırıp ayaklarını yere bastırdıklarında Ekin uzun zamandır ayaÄŸa kalkmadığı için başı döner ve yere düşer. Hastaneye geldiklerinde aklına gelir, Ekin’e daha önce annesinin tıp fakültesinde yattığını söylemiÅŸlerdir. O sırada tekrar yanındaki Okan amcasına  “Annemi görebilir miyim?” der. Amcası da, annen yoÄŸun bakımda göstermiyorlar der.  Çıkarlar oradan, evlerine gelirler. Ekin yürüyemez, zorluk çeker. Eve geldiÄŸinde ise herkesi bi odada otururken görür bundan hiç bir ÅŸey anlamaz ama kimsenin sesinin çıkmadığını farkeder. Anneannesi Ekin’e, “OÄŸlum annemizi kazada kaybettik.” der. Ekin’in hiç sesi çıkmaz saatlerce gözünden yaÅŸ dökülür. OturduÄŸu yerden saatler geçse de kalkmaz, hareket etmeden aÄŸlar. 3 saat geçtikten sonra duvara tutunarak yatak odasına gider, annesinin fotoÄŸrafına sarılır ve yatar.
2000 yılından bu yana Ekin’de hayata gözlerini kapatmıştır.
Her yıl belirli aralıklarla annesinin yanına gider, O’na, onu ne kadar çok sevdiÄŸini söyler.

Ekin yaÅŸasaydı ÅŸu anda 22 yaşında olacaktı, ama o 11 yıl önce bu dünyada daha yaÅŸamadığını anladı. Hep mutluymuÅŸ numarası yaptı, hep güldü herkesi kandırdı. O gün bu gündür kendini hep baÅŸka ÅŸeylere adadı. Hayattan nefret etti. Nefes aldığı her saniye için Tanrı’ya canını alması için dua etti.

Ekin Baykal
29/11/1989

Divane Aşık Gibi Banner Çalışması

Her ne kadar elektriklerin bi anda gitmesiyle yarıda kalsada çalışmam, baştan başlayarak yeniden yaptım sonunda. Takip ettiğim blogların başında gelen Divane Aşık Gibi blogu için banner çalışması yaptım. Kullanıp kullanmamak onlara kalmış bişey.

Orjinal Hali için üzerine tıklayın ;)