Monthly Archive for Ekim, 2010

Ah şu kızlar var yaa

Az önce gördüğüm yeni bloglardan bahsedeyim biraz, 3 tane kız tarafından yazılan hepsinin ayrı ayrı blogları… Hepsi de kafasına göre takılıyo, hayata bakışları hoÅŸuma gitti, belki de bakış açıları benimkine benzediÄŸi içindir.  Özgün olmayı, dobra  yazmayı baÅŸarmışlar. Özgürlüğün tadını çıkarıyolar. Tanımasam da seviyorum onları ve yazılarını…

MeLLy –  Duyguseli cips yiyemeyen kız

MeLLy hakkımda sayfasında kendini  “Dünyanın gelmiÅŸ geçmiÅŸ en tembel insanıyım. Canlılar aleminden idolüm Garfield… HAYAT FELSEFEM: Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma. Çikolatayı taparcasına sever, b*kunu çıkarırcasına yerim…”  böyle güzel açıklamış. Adresini bulabilirsem ona tadelle gönderirim. MeLLy’nin çantasında bulunan bi kaç ÅŸey de; telefonu, aynası, ruju, ojesi, çikolatası azıcık da parası (:

Duyguseli de kendini “Fazla kendini beÄŸenmiÅŸ görünse de,kendinden baÅŸka herkese hayrandır… Hayatım yazılsa roman olur be ! kliÅŸesini söyleyenlerin en başında gelme ihtimalini söylesem inanamazsınız (:” yazarak çok kısa özetlemiÅŸ :) Aynı zamanda Sanat’la uÄŸraşıyo, burcu Koç ve benim gibi öğrenci.

cips yiyemeyen kız’a gelirseeek onun durumu içler acısı :) ama o da hayata pozitif bakıyor herÅŸeye raÄŸmen en önemlisi de bu zaten. bakın kendini nasıl anlatmış “Ben bir cips bağımlısıyım… Hiç öyle saÄŸlığa zararlı falan demeyin ÅŸimdi bana… Her gramında ne kadar zarar olduÄŸunu bende biliyorum… Ama onun o tuzlu tadı varya ona karşı koyamıyorum… Koyamıyordum aslında… Cips bağımlısı olmanın dışında ben bir PKO (polikistik over sendrom) hastasıyım ve siz yediÄŸinizde bir kilo alıyorsanız ben 2 katını alıyorum… İşte sırf bu yüzden dünya hayatına dair birkaç zevkimden biri olan cipsten vazgeçmek zorundayım…” biraz kötü bi durum ama kararlı gözüküyooo.

Kızlarımdan fotoÄŸraf için özür dileme ihtiyacı duymuyorum (: Onlar hayatın kızlaarııı…

http://cipsyiyemeyenkiz.blogspot.com/

Ordu Aşkı

Bilemezsinizki insana ne kadar koyar memleketinden uzak olmak, ÅŸehrine, halkına, rengine, taşına toprağına aşık olmak nedir anlayabilir misiniz? Uyandığınızda camdan dışarı bakıp, yeniden günaydın Ordu’m diyebilir misiniz? Ordu’yu bir sevgili gibi sevebilir ya da sevgilinizin gözlerine baktığınız gibi Ordu’ya bakabilir misiniz?

Ya Ordu’ya aşık olabilir misiniz?

Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar; bir şehre aşık olmalı memleketimin insanı, o şehri sevmeli, vatanı bilmeli, gezmeli görmeli, o şehirde yaşamayı bilmeli.  Toprağının kokusunu uzaktan hissetmeli, evladını kendi büyüdüğü sokaklarda büyütmeli, asla terketmemeli, kendini sevmeli ki, sevilmeyi bilmeli.

Åžehrinizi sevin, o ÅŸehrin size verdiklerini siz ona verebilir miydiniz? ÇocukluÄŸunuzdan… gençliÄŸinize ve yaÅŸlanmanıza bile göz yuman ÅŸehrinizi sevin. Çünkü yaÅŸadığınız ÅŸehir size sizden daha çok deÄŸer veriyor, gençliÄŸinizde yaÅŸadıklarınızı veren, öldüğünüzde de toprağınız oluyor. Åžehrinizi sevin, orası neresi olursa olsun! Önce Karadeniz olsun, ister Fatsa olsun ister Ordu…

Yeniden Bodrum’a…

Yazın Bodrum’da staj yaptığımı, çalıştığımı azıcık da tatil yaptığımı, 9′unda Bodrum’a gitmek için yola çıktığımı ve Bodrum baÅŸlıklı yazımla da Bodrum’a geldiÄŸimi yazmıştım. Bugün Emre’yle netten konuÅŸtuk da, Emre kim diye merak ederseniz “Anti Teröristler Kazandı” baÅŸlığıyla yazdığım yazıdaki Emre. Ne diyordum, Emre’yle netten konuÅŸtuk; nasılsın kanka?, napıyon?, hayat nasıl falan fıstık konu derinlere doÄŸru giderken konu iÅŸten açıldı. Emre de “kanka Bodrum’a gelir misin?” dedi,  düşünmeden “tabiki” dedim (: .

  Bu sefer Bodrum’a gidersem daha geri gelmem, Emre’yle bi ev tutup orada yaÅŸarım. Bu ÅŸehri terkedemem ama kardeÅŸlerime emanet ederim. Ordu’dan bu sefer ayrılmak çok koyacak galiba bu sefer, ÅŸimdiden derin derin off çekiyorum.

5 AÄŸustos 1967 – Orduspor 4 – 0 Giresunspor

Orduspor ilk hazırlık maçına çıkacak, tribünlerde 5 bin kadar taraftar var, toplam tribün kapasitesi ise 6 bin. Orduspor’un kadrosu; Hüsnü, Nevzat, Ahmet, Teoman, İhsan, Erol, İsmail, Üstün, B.Orhan, Yener, Adnan. Oldukça yoÄŸun bir taraftar topluluÄŸunun yoÄŸun ve baskılı tezahüratıyla maça hızlı baÅŸlayan mor ÅŸimÅŸekler, 3. dakikada Orhan’ın ara pasına dalan Adnan’ın attığı akıl dolu golle 1-0 öne geçti. Erken gelen gol tribünlerdeki taraftarları daha da coÅŸturdu. SaÄŸlı sollu ataklarla Giresunspor kalesinde tehlikeler yaratan Orduspor ikinci gole 26. dakikada Üstün’ün 25 metreden çektiÄŸi ÅŸutla kavuÅŸtu ve skor 2-0 oldu. Golden sonra oyunda üstünlüğü tamamen ele geçiren Orduspor, Giresunspor’un geliÅŸtirdiÄŸi ender ataklar da Orduspor savunması ve kaleci Hüsnü’nün yerinde müdaheleleriyle sonuç vermiyordu. İlk yarının son anlarında geliÅŸen bir baÅŸka Orduspor atağında sol açık Adnan önüne aldığı topu mükemmel bir ÅŸutla Giresunspor kalesine gönderdi. Giresunspor kalecisi DerviÅŸ’in güçlükle müdehale ettiÄŸi topa yetiÅŸen B.Orhan aynı zamanda ilk yarının sonucunu da ilan etti. 3-0

İkinci yarıya Orduspor ilk yarıdaki kadrosuyla çıkarken, Giresunspor ise ilk yarıdan farklı bir 11 ile sahadaydı. İkinci yarıda dakikalar 52‘yi gösterirken İsmail’in güzel ara pasıyla buluÅŸan takımımızın kaptanı Yener, Orduspor’un 4. golünün de sahibi oldu ve bu gol maçın skorunu da belirledi. 4-0

19 Eylül 1924

Tarih belli 19 Eylül 1924! İşte Gazi Mustafa Kemal’in Ordu’ya geldiÄŸi tarih ve takımımız için yazdığı yazı; “Ordu’yu teÅŸkil eden gençlerin varlık ve mevcudiyetlerini hemen izhar ve ihsas eden gençlerden mürekkep olduÄŸunu gördüm. Memnunum. Sporun bedenen olduÄŸu kadar fikren de olmasına dikkat celbederim.”
Gazi M.Kemal – 19 Eylül 1924

Bir yanda uÄŸruna ölünecek Atatürk, bir yanda uÄŸruna yüzyılları devirebileceÄŸim Orduspor! Bu ikili arasında sanırım gururlanmamak ayıp olur. Ne güzel bir duygu anlatamam ve galiba  Allah’ın bana verdiÄŸi en önemli deÄŸerlerden biri de Türk Olmak…

KomÅŸudan Derbo

Bundan 4-5 gün öncesi, Serkan, DoÄŸaner ve Ben. Giresun’a gidiyoruz, yoldaki muhabbet her zamanki gibi Orduspor. Åžurada bizi taÅŸlamışlardı, Rize dönüşü giresunlulara ÅŸurada saldırdık, üst geçitten kaçan giresunlular falan fıstık. Unutmadan, giresun stadında halâ Ordu 52 Fidangör yazdığını Okumaya devam

Yaşamayı bilen kimse yok mu?

PerÅŸembe’yi Cuma’ya baÄŸlayan güneÅŸin henüz doÄŸmadığı 04:01 sularında yazmaya baÅŸlıyorum. Merak edenleriniz varsa diye söylüyorum amacım dünyada insanların gerçekten yaÅŸamadığını anlatmak buna inandığımı yazmak. Neden yaşıyorum diye kendi kendine soran kaç kiÅŸiyiz bilemem, Okumaya devam

Kimse karı$masın, bu benim hayatım!

Saatlerce yatakta yatmak, sabah erken kalkmamak, “eyvah! geç kaldım” dememek, kendimi piyon gibi hissetmemek, haftasonları maçlara gitmek, hep aynı saatte deÄŸil istediÄŸim saatte dolmu$a binmek, maa$ımı eksiksiz alabilir miyim? diye düşünmemek, emir iÅŸitmemek, hayata ‘henüz’ atılmamak, evlenmemek, dağınık olmak, düzensiz ya$amak, d3ngesizce dü$ünmek, facebook’a girmek, twittle$mek, öpü$mek ve sevi$mek, durup dururken gülmek Okumaya devam